8 Ağustos 2017 Salı

Görevlerini, hakkıyla yapmayanların, vicdan azabından kurtulamayacakları unutulmamalıdır (Sabahattin Gencal)


Sabahattin Gencal
(Emekli Öğretmen)
Canımızı, aklımızı, dinimizi, neslimizi ve malımızı korumak, insan olarak temel görevimizdir. Devlet olmazsa bu görevimizi hakkıyla gerçekleştiremeyiz. Millet olmazsa da devlet olmaz. O halde milletimizi ve devletimizi korumak öncelikli görevimizdir.  Bu görevlerimizi başta Kur’an-ı Kerim olmak üzere, hadislerden, âlimlerin eserlerinden, büyük kişilerin sözlerinden vb. kaynaklardan öğrenmemiz mümkündür ve de gereklidir.

Millet olabilmek kolay değildir. Bir millete mensup olmak bir anonim şirkete ortak olmak gibi değildir. Millet, bir yurtta maddi ve manevi olarak ortak değerler etrafında birleşen, birbirlerini seven sayan, koruyan bireylerin kaynaşmasıyla oluşur. Bu oluşum yüzyılların eseri olabilir ki Türk Milleti yüzyıllardan beri kaynaşarak, güçlenerek oluşan bir millet olarak eşine az rastlanan bir millettir.

Milletimizi bilerek veya bilmeyerek bölme uğraşıları 21. Yüzyılın başlarında hızlandı. Kimileri milleti ümmete dönüştürmek istedi, kimileri ırk ayrımını körükledi, kimileri de mezhep ayrımını…

Her ortamda, her fırsatta milletimize yapılan konuşmalarda milliyetçilik ayaklar altına alındı. Mezhebi farklı olanlar adeta teşhir edildi, insanların yaşam alanlarına karışıldı, seçimlerde oy uğruna milletimizi kutuplaştırmaktan çekinilmedi. Zaman içinde devlet de dönüştürülmeye çalışıldı. En kötüsü çağdaşlık konusundaki umutlar kurutuldu.

Umudunu kaybeden her şeyini kaybeder.” Bereket, toplumumuzun çoğu yarınlarımızdan hâlâ umutludur. Umutsuz gözükenlerin umutlarını yeşertmek, tazelemek görevimiz olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti yerine, istesek de istemesek de yeni bir devlet kurulmakta olduğunu zaman zaman dile getirenler olmuştur. Başta Atatürk olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuranlara karşı sayısız edep dışı, yasa dışı saldırılar da olmuştur. Bütün bunlar kınamayla, ufak tefek cezalarla geçiştirilecek konular değildir. Evet, iktidara sahip olanlar Cumhuriyet düşmanlarını her seferde kınayan demeçler vermişlerdir. Sözlerin, demeçlerin samimiyeti yapılan çalışmalarla değerlendirilir. Onun için bu son zamanlardaki 15 Temmuz Darbe Girişimi dâhil, küçük büyük tüm olaylar uzmanlarca incelenmelidir. Uzmanlarca dememizin sebebi,  partililer, çeşitli saiklerle işlerine gelmedikleri durum ve olayları örtmeye kalkışabilir. TBMM komisyonları bile toplumu tatmin edici çalışma yapamamışlardır.

Türkiye’miz maalesef bir ateş çemberi içindedir. Toplumumuzun, her şeye rağmen bu çemberden geçebileceğini sananlara, maalesef içimizde de hainlerin olabileceğini hatırlatalım. Yakın geçmişi unutmayalım. Herkesin önünde saygı ile eğildiği birinin ezeli düşmanlarımızın kuklası olduğunu çok kişi aklının ucundan bile geçirmemişti. Tarih ders alınmak için vardır. En yakın olaylardan başlayarak tüm tarihten dersler alarak kişilere, gruplara vb. körü körüne bağlılığın nelere mal olabileceği düşünülmelidir. Tabii, düşünmekle kalmayıp gereği yapılmalıdır.

Kısa deyişle ayrışmaya, kutuplaşmaya son verebilmek için artık elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Eminim ki bu söylediğimizi herkes, hatta partililer bile söylüyordur. Ama söylemekle uygulamak aynı olmuyor:

Türk Milleti kimliğinde birleşmek, millet olmayı, milletin bir ferdi olmayı hissetmek, acıda ve sevinçte kutuplaşmamak, ayrışmamak, ortak değerlere bağlı olmak, ülkeyi ve milleti sevmek, birlikte üretmek, gelişmek, yaşamak ve geleceğe iyi eserler bırakmak, birbirimizin gözünü oymamak, milleti oluşturan bireylere “insan” olduğu için sahip çıkmak, etnik kimlik, din ve siyaset üzerinden düşmanlaşmamak gerekir. Tüm bunları yalnızca teoride, yazıda, sözde değil de pratikte uygulamaya koyamadığımız ve düşmanı sevindiren, dostu ise kahreden, kısır döngüye dönüşmüş tartışma ve kavgalar sürdüğü müddetçe bize huzur, sükûn ve istikrarlı yaşam “haram” gözükmektedir.” (1)

Huzura, mutluluğa her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var. Onun için; sadece şahsi mutluluklarını düşünen gafilleri de, herkesi de aydınlatmak görevimizdir.  En önemli, en birinci görevimiz de Türk İstiklâlini, Türk Cumhuriyetini koruma görevimizdir.

“Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi satır satır, kelime kelime incelenmeli ve gereği yapılmalıdır.(2)

Görevlerini, hakkıyla yapmayanların, vicdan azabından kurtulamayacakları unutulmamalıdır.

Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul
_______________ 
1.    Prof. Dr. Ersan Şen, Millet Olmak, http://www.haber7.com/yazarlar/prof-dr-ersan-sen/1607088-millet-olmak



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder