13 Ağustos 2017 Pazar

Geciken yazı ya da Kont’un kurtarma operasyonu


Kont ve Leydi
***

Duygular anında, yani henüz buharlaşma başladığı an yakalanırsa şiir oluşur. Duygular dumanlanırsa, hele de karabulut olursa şiir değil; ama yağmur hatta dolu… Onu bunu bilmem, en azından duygulara düşünce bulaşır.

Sanat bulaşmışları kaldıramaz.

Benim duygu ve düşüncelerim sarmaşık gibi. Onun için ne şiir yazabiliyorum ne de düz yazı.

İnsanı taş bile duygulandırabilir. Koyunlar, kuzular; bahçeler, ağaçlar, çiçekler… daha saymaya gerek mi var?

03. 08. 2017’de oğlum Fuat’la önce kabir ziyareti yaptım. Duygularımı Fatihalarla gönderdim.

Kabir ziyaretinden sonra Fuatlara geldik. Tüm aile bireyleriyle görüştüm.  Gelinimle ve torunlarımla diyecek yerde tüm sözcüğünü kullanmam da nenin nesi diye düşünmeyelim. Fuat’ın yerindeki her şey aile bireyi sayılmaz mı?

Bu kez görüşmem pek hızlı oldu. Öyle uzun boylu görüşemedim. Hal hatır sorduk o kadar.

Mecazlı yazdığımı sanmayın. Gerçekten konuşuyoruz. Koyunlarla, kuzularla, ağaçlarla çiçeklerle...

Konuşuyoruz deyince Fuat kadar konuştuğumu ima etmedim. Fuat’ın maşallahı var. Sesle, sözle, beden dili ile öyle anlaşıyor ki hayvanlarıyla, ağaçlarıyla, çiçekleriyle...

Belki de kabirden yeni geldiğim için, belki de birazcık keyifsiz olduğum için pek de iyi karşılanmadım. Önceleri olduğu gibi, değil kucağıma atlamak tarafıma bile bakmadılar. Kontla Leydi istiflerini bile bozmadılar. Şakire’nin keçiliği tuttu tutulmak istemedi. Hindi ile yıldızımız öteden beri barışık değil.

Ahıra girme vakti olmadığı için tedirgin etmek istemedim inekleri, danaları…

Koyunların geceleri kaldığı yeri teftiş ettim. Bir de bahçeleri.

Buraya kadar hepsi iyi, hepsi geçer not aldı benden: ama meyve ağaçları?

Sakız koyunları keçi gibiymiş. Ağaç yaprakları yetmezmiş gibi gövde kabuklarını da yediler, tabii ağaçlar da…

On günlük bir gecikmeyle yazıyorum. Aslında, zamanında yazılmazsa tadı olmaz diyerek yazmayacaktım; ancak Fuat’la bir telefon konuşmam. Bu yazıyı yazmama neden oldu.

Her konuşmamda olduğu gibi aile bireylerini sordum. Fuat Kont’un Leydi’yi kulübesinden nasıl çıkardığını söyleyince…

Kont’un ki tam bir kurtarma operasyonu.

Leydi biraz keyifsiz. Anlamıştım zaten ziyaretimde kayıtsız kalmıştı bana. Fuat onu içeride bıraktı. Kont, önce alttan tünel kazmaya çalıştı. Tüneli kapattı Fuat. Sonra bilmem ne yaptı. Bilmem dememin sebebi Fuat’ın dediğini unutmuş olmamdır. En sonunda da tahtayı çekip kopardı ve leydi’sini kurtardı. Fuat kızdı; ama ben, pravo dedim, maşallah dedim.

Bu arada hocalığım tutup bu ziyaretten ve de kurtarma operasyonundan dersler ve ibretler sıralayacaktım. Kalsın. Hani derler ya almayalım, kalsın.

Ziyaretle ilgili fotoğraflarımı sunuyorum. İlkin alt yazılı sunacaktım. Sonra vaz geçtim. Fuat’tan izahat alıyordum. Evet, müfettiş gibi izahat alıyordum. O da maşallah güzel güzel anlatıyordu. Aklımda pek azı kaldı. Tam yazamadıktan sonra hiç yazmasam daha iyi olacak.

Yalnız mineral blok yalama taşı hakkında bilgi versem iyi olurdu; ama onu da internette bulabilirsiniz.

Meşhur erguvanlar hakkında da bilgi vermeye değer.

Bir şey söyleyeyim mi; çocuklukta görmediklerim hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Bilmemek ayıp değil diyeceksiniz. Öğrenmek de öğrenemiyorum.

Fuat’ın bahçesi varken, hatırlayacağınız üzere Paraguay'a, Nepal’e, Kızılderililer ülkesine ve son zamanlarda da Hunza’ya hayali geziler yapıyorum. Sebebini ben de bilmiyorum. Kendi kendime şaşıyorum.

Girişte de belirttim ya geciken yazının tadı tuzu olmuyor.

Güzel günler dileğiyle.

Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul

 **********************************
























2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    Bloğunuzu ziyarete geldiğim de fotoğraflara bakmadan önce yazıyı okudum. Sayın hocam, aynen ben de öyleyim. Ne nesir, ne de şiir yazabiliyorum. Kilitlendim kaldım. Duygulanıyorum, hissedebiliyorum ama, duygu ve hislerimi kelimelere dökemiyorum. Olmuyor, olmuyor...

    Siz yine gecikmiş de olsa, bir şeyler yazıp paylaşabiliyorsunuz. Yine Fuat'ın bahçesinden görüntüler paylaşmışsınız. Ne güzel!..

    Sayın hocam, sizi iyi gördüm, maşAllah'ınız var ve sizi hep böyle görmek istiyoruz.
    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Önce yorumunuz için teşekkür ederim.
      yazıları tamamlayan, güzelleştiren biraz da tetikleyen yorumlardır. Sizin yorumlarınıza alışmıştık. Zaten başka yorum yazanımız yok gibi.
      Bloglarda fikir alışverişi de olabilir. Yani bloglar sadece bir vakit geçirme vasıtası değil. Bloglar kişilere bir şeyler de verebilir. Ancak, arada bir yazmama rağmen bloglara pek fazla giremiyorum. tabii yanlış yaptığımı da biliyorum...
      Kilitlenen duygularının elbet bir gün eser haline dönüşecektir. Güzel eserler vermeniz, devamlı huzurlu olmanız dileğiyle selâmlar.

      Sil