17 Temmuz 2017 Pazartesi

Demokrasinin bütün değerlerini yaşamak umuduyla


Bugün, Ahtapotların 15 Temmuz 2016 Harekâtının birinci yıl dönümüdür.

Demokrasi tarihimizde, birçok yönüyle milat olacak 15 Temmuz, TBMM’de kabul edilen düzenleme ile “Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatili"olarak kabul edilmiştir.(1) Bunun için bütün kurum ve kuruluşlar bugün için ikramlı etkinlikler düzenlemişlerdir. 81 ilimizde, kasabalarımızda, mahalle ve köylerimizde yapılan coşkulu etkinlikler yazılı ve görsel medyadan duyuruldu. Bu arada yurt dışında da etkinlikler oldu. Bütün bu etkinlikler birçok yönüyle ele alınabilir; ama biz “Demokrasi Nöbetleri” üzerinde duracağız.

Yurttaşlarımızda demokrasi refleksinin geliştiğini görmek geleceğimiz için kayda değer bir durumdur. 1980 Askeri darbesinden sonra demokrasi reflekslerimiz öyle azaldı ki adeta felç olduk. Bu aciziyetimizden yararlanarak, maalesef çeşitli vesayetler kurulmuştur. Ancak 15 Temmuz Harekâtında halkımızın topyekün olarak gösterdiği refleks hem harekâtın bize göre başarısız olmasına vesile olmuş, hem dünyaya örnek olmuştur. Ayrıca halkımızda, bireylerimizde kendine güven gelişmiştir.

“Düşünülmeden, kendiliğinden herhangi bir uyarıcıya karşı verilen tepkiye refleks denir.” tanımından hareketle diyoruz ki 15 Temmuz 2016’da birçok yurttaşımız yurdumuzu, ulusumuzu, demokrasimizi vb. kurtarmak için hiç tereddüt etmeden sokağa çıkarak canları pahasına tarihimizde görülen en hain harekâtı önlemişlerdir. Sözün burasında şehadet şerbeti içen evlatlarımıza Allah’tan (c.c) rahmet,  kahraman gazilerimize devamlı sağlıklar dileriz. (2) Bu arada başta Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, TBMM başkanı ve tüm milletvekilleri; tüm partiler, tüm devlet mekanizması, sivil toplum kurum ve kuruluşları ve refleksleri canlanan tüm yurttaşlarımız şimdiye kadar görülmemiş örnek davranışlar sergilemişlerdir.

“ (…) Olabilir ki siz, bir şeyden hoşlanmazsınız; oysaki o sizin için bir hayırdır. Yine olabilir ki, siz bir şeyi seversiniz, oysaki o sizin için bir kötülüktür. Allah bilir, siz bilmezsiniz. (2/ Bakara-216, Elmalılı -sadeleştirilmiş - 2)ayetinden hareketle umutlandım. Gerçi herkes de,  millî birlik sağlanıyor diye umutlandı; ancak çok geçmeden bu büyük krizi fırsata çevirmeye başladılar.  İktidara sahip olanlar, maalesef demeçlerinin aksini yaparak toplumu kutuplaştırmayı sürdürdüler. O kadar ki 15 Temmuz etkinliklerinden bile bazı muhalefet partilerini dışladılar. Dışlamakla kalmayıp terör örgütleriyle bir tuttular, suçladılar.

“(…) İktidar, o kadar çok yanlış yaptı ve o yanlışlardan dolayı kendini o kadar çok inkâr etmek zorunda kaldı ki:

Psikoloji biliminin “Yansıtma” dediği mekanizmayı, yani kendi yaptıklarından dolayı karşısındakileri suçlamayı çok sık kullanmaya başladı!

Örneğin, FETÖ davasında sanık olarak yargılanan savcının Cumhuriyet yazar ve yöneticilerini FETÖ’cü olmakla suçlaması, (…) iktidarın çatışma ve gerginlik stratejisine de hizmet eden bu “Yansıtma”(3) yönteminin en somut örneklerinden birini oluşturmaktadır.

(Suçlananlar) kısaca “Kendi yaptıklarınızın suçunu bize atıyorsunuz” diyor!” (3) (Parantez içindeki noktalama işaretleri ve kelimeler bana aittir.)

“O öyle yapıyor, bu böyle diyor.” diyerek durumu aydınlatamayız. Hükmü tarihe bırakarak yaşlı bir emekli öğretmen olarak demokrasi nöbeti tutan sevgili yurttaşlarıma âcizane olarak bazı durumları hatırlatmaya çalışacağız.

*
         Atatürk Gençliğe Hitabede “Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin!” diyor ki 15 Temmuz 2016’da da bu yapılmıştır. Buradaki demokrasi refleksi her türlü takdirin üstündedir. Ama unutulmamalıdır ki bazıları bu refleksleri istismar edip şahsi menfaatleri için kullanabilirler. Bu saf bu temiz duygularla yüklü cesur kişilere bir nevi sürü psikolojisi aşılayabilirler. Bilindiği üzere en önden giden koyun uçurumdan atlayınca diğerleri de atlıyor. Bu konuda birçok haber okuduk. (5) ABD’de yapılan bir araştırmaya göre, gelişmemiş toplumlarda bireylerin %95’i %5’in emri ile hareket ediyor. Bu insanlığa uymaz. İnsan halife olarak dünyaya geldi. İnsanı diğer canlılardan ayıran hususlardan biri de Allah (c.c) tarafından kendisine cüzi irade verilmiş olmasıdır.

“Allah Kelamında, “yeryüzünde her ne varsa hepsinin insan için yaratıldığı" beyan edilmektedir (Bakara, 2/29). İnsan, yeryüzünde Allah’ın halifesi olduğuna göre, bu nimetlerde O’nun rızasına uygun olarak tasarruf etmek durumundadır.” (6)  Kendi cüzi iradesini kullanamayan yeryüzünü de imar edemez.  Demokrasi halkın kendi kendini idare etmesidir ki bu da vekâletle oluyor. Yani bu konudaki iradesini birine veriyor; ama sınırsız vermiyor. Bir avukata vekâlet verdik diyelim. Avukat isteğimize aykırı davrandığı zaman onu vekâletten derhal azledebiliriz. Siyasette de bu böyledir. Parlamento mekanizmaları sayesinde azledebiliyorduk. Geçmiş zaman ekini kullanmamızın sebebini anlamışsınızdır. 16 Nisan 2017 Referandumu ile parlamento çok zayıflatılmıştır. Bu konu ayrı bir yazının konusudur kuşkusuz. Burada anlatılmak istenen irademizi de aklımızı da kendimiz kullanacağız ki birey olabilelim.

Anma günlerine, yıl dönümlerine refleksle değil düşünerek, bilinçli olarak katılacağız. Bilinçli olarak gösterilen tepkiye reaksiyon denir.

Demokrasi nöbetlerinde şiirler, marşlar, şarkılar okundu, nutuklar atıldı, gösteriler yapıldı, görsel medyadan da, sergilerden de yararlanıldı. İnşallah biraz da düşünmüşüzdür:

Demokrasi kültürümüz ne derece gelişmiştir? “Çağdaş toplumun en belirgin göstergeleri demokrasi ve kültürdür.  Demokratik ilerleme en başta zihniyet değişikliği ile ve ifade özgürlüğü ile mümkün olacaktır.  Eğitimli ve öğrenmeye açık toplum olma hedefi taşınmalıdır.

Demokrasi kültürünün yerleşmesi için demokrasiye olan inancın da artması gerekmektedir.  İnsanlar demokrasinin güzellikleri ve getirileri konularında bilinçlenirlerse demokrasi hayata yerleşir ve demokrasi kültürü gelişir.” (7)

 “Kanun diye kanun diye kanunlar tepelendi.” Yine din diye diye “Yeşil Kuşak” projesine uygun olarak din başkalaştırılmaya çalışıldı. Korkarım ki şimdi de demokrasi demokrasi diye diye

Bu söylediklerim yadırganır belki. Belkisi fazla diyenler de olabilir çünkü güçlünün elindeki yazılı ve görsel medyadan algı bombardımanları yapılıyor. Başkaları yağmur diyor ben bombardıman diyorum. O derece tehlikeli görüyorum; çünkü sonunda gerçek meydana çıksa bile birey şaşırıveriyor. Bu algı kelimesi de çok kullanılıyor. Envai çeşidini okudum. Çoğu için “yalan” kelimesini kullanabiliriz. “Yalan bütün kötülüklerin anasıdır.” Belli bir mevkiye gelenler, aydın olduğu sanılanlar, ne yazık ki kolayca yalan söylemektedirler.

Bütün bunları kendimizi korumamız gerektiğini belirtmek için yazıyorum. Gerçi kendimizi korumamızın çok zor olduğunu biliyorum. Bazen ben de saf saf inanıyorum. Neyse devam edelim:

Demokrasi olmazsa adalet, hak, hukuk da olamaz.

Demokrasi olmazsa bireyler kendilerini gerçekleştiremez ve yaratıcı olamazlar.

Demokrasi olmazsa bireysel hak ve özgürlükler olmaz.

Demokrasi olmazsa bireylerin hiçbir konuda tercihleri dikkate alınmaz.

Demokrasi olmazsa dürüstlük, sevgi, saygı, hoşgörü, güven, cesaret, doğruluk, sadakat,  ahlak vb. kavramlar hayat bulmaz.

Demokrasi olmazsa başkalarının kulu ve kölesi oluruz. Tabii o zaman da dinimiz ve imanımız da… Allah (c.c) korusun.

“Demokrasi olmazsa” ibaresine çok mu vurgu yaptım. Bence değil. Bazıları demokrasiyi nefes borumuza benzetiyor. Yani hayati bir konudur demokrasi.

İşte bunun için demokrasi nöbeti tutarken demokrasinin ne olduğunu, ne olmadığını düşünenleri, algı ve kanaat yağmurlarından, bombardımanlarından kendini kurtarabilenleri tebrik ediyorum.

Demokrasinin bütün değerlerini yaşamak umuduyla…

Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul, 15. 07. 2017
_________________

1.       MADDE 2- (1) 17/3/1981 tarihli ve 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2'nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ve 1 Mayıs günü" ibareleri ",1 Mayıs günü ve 15 Temmuz günü" olarak ve birinci fıkranın (C) bendi aşağıdaki şekilde değişitirilmiştir.
"C) 1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 15 Temmuz günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilidir."
2.       Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz gecesi 248 şehit verildiğini, 2 bin 193 vatandaşın gazi olduğunu belirterek, Türkiye'nin millet olarak bağımsızlığına sahip çıktığını ifade etti. http://www.aksam.com.tr/guncel/15-temmuzda-248-sehit-verdik/haber-567798

3.       Deniz Özbek, Terapi.com adresli sitesinde “Savunma mekanizmalarını” sıralarken 5. sırada “Yansıtma”yı anlatmış: 
“Bilinçdışı bir mekanizma olan yansıtma, istenmeyen niteliklerimizi kabul etmekten, bunları abartılmış biçimde başkalarına göndererek korunmamızı sağlar. 

İki farklı yansıtma durumu söz konusudur: 
√ Bastırılan duygu ve düşüncelerin bir başkasına mal edilmesi. 
( Herkes benden nefret ediyor.) 
√ Yetersizliklerimizin sorumluluğunun bir başkasına yüklenmesi. 
( Hoca, notu az verdi.) 
√ Yansıtma, aslında bir akla uydurma biçimidir. Ancak toplumumuzda çok sık kullanıldığından ayrıca ele alınmaktadır. 
5.       Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde yoğun kar yağışı ve sis nedeniyle kaybolan koyun sürüsündeki 330 koyundan 230’u uçurumdan atlayarak telef oldu.
Yüksekova ilçesine bağlı Güçlü köyüne 7 kilometre mesafedeki Solinan Yaylası’nda bulunan 4 çoban, kar yağışı ve sisli havada koyunlarını otlatırken hayvanların 330’u sürüden ayrıldı. En önde giden koyun uçurumdan atlayınca diğerleri de peşinden gitti. Koyunlar art arda uçurumdan atlayarak telef olurken, 100 koyun da kayboldu.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder