10 Mayıs 2017 Çarşamba

Çağrı 2


Az gittim uz gittim dere tepe düz gittim 6 ay bir güz gittim. Sonra arkama baktım ki bir arpa boyu yol gittim.” tekerlemesini duymuşsunuzdur. Masallara böylesine tekerlemelerle başlanır çoğu kez.
Bizim masalla işimiz olmaz, öyleyken niye tekerlemeyle başladım dersiniz.
Anlatayım, eski dosyaları karıştırırken 1963’te Trabzon Hâkimiyet Gazetesinde, 28 Aralık 1963 tarihinde yayınlanan bir yazımı buldum. Çağrı başlığını taşıyan bu yazımda kültürel kalkınmaya değinilmekte ve tüm aydınlara çağrı yapılmaktadır. Konuya önem verilmediği takdirde sağdan ve soldan esintilerin başlayacağını ve kültürümüzün zarar göreceği de bir şekilde vurgulanmaktadır…
Şimdilerde de aynı çağrıları yapıp durmaktayız. Aradan yarım asırdan fazla zaman geçti. Üzülerek belirteyim ki, masallarda söylene gelen bir arpa boyu kadar bile ilerleyemedik, aksine geriledik. Hem de her bakımdan…
Evet, kültür bakımından geri kalmış toplumların hiçbir alanda ilerleme şansları olamaz.
Böyle mi olmalıydık?
Kendime de kızmıyor değilim. Yarım asırdır hep yakınıyorum, hep çağrılarla mağrılarla zaman öldürüyorum.
Zaman öldürmek, zamanın katili olmak günahların en büyüğü bence. Onun için tövbe edelim. Bundan böyle her anı değerlendirmeye çalışalım.
İşte yarım asır önceki Çağrımız:



Sabahattin Gencal

ÇAĞRI[1]

         Yükselmek, mutlu olmak isteğimizi bir ideal olmaktan çıkarmak ve bunu gerçekleştirmek için ulusça kültürlü olmamız gerekir.
        
Memleket kalkınmasının kültürel kalkınma ile olacağına inanan kimi kişiler, kültürü çeşitli biçimlerde tanımlamışlardır. Bu tanımlarda öz hep aynıdır:
        
Kültür, ilmin, felsefenin, sanatın, dinin kaynaşması ve sevilmesi; her milletin, insanlık içinde kendi varlığına da inanması ve bu varlığını insanlık lehinde yetiştirmeye çalışmasıdır.” der bir yazar.
        
Kültürel kalkınma şüphesiz ki eğitim- öğretimle olacaktır. Eğitim- öğretim kurumları olan okullarımızda, üzülerek söylüyorum, kültür az verilmektedir. Akıl yürütme, eleştiri yetenekleri geliştirilmekten çok, bellek çalışmalarına önem verilmekte; kapılar çevreye kapatılmaktadır…
         Gazetelerimizi de bir okul olarak düşünebiliriz. Bence bu okulların ödevleri toplumu ilgilendiren önemli sorunları, yönetim işlerindeki aksaklıkları halkımıza açıklamak ve ilerlememiz için gerekli kültürü vermektir. Fakat gazetelerimiz bu ödevlerini tam olarak yerine getirememektedirler.
        
Bütün eğitim- öğretim kurumları en kısa zamanda halkımıza yararlı olacak şekilde düzenlenmelidir. Yalnızca bunu düzenlemekle de iş bitmez. Başta öğretmenlerimiz ile gazeteciler olmak üzere tüm aydınlarımız el ele vermeli. Kültürel kalkınmayı engelleyen nedenleri bulmalı ve bunları gidermek için çalışmalıdırlar. Bu araştırma, kanımca halktan başlamalı. Halkımızı her türlü yönleriyle incelemeli, tanıtmalı.
        
Ulusal kültür araştırması için zaman geçmemiştir henüz. Bu fırsatı kaçırmayalım. Çünkü sağdan-soldan gelen soğuk esintiler, ulusal kültürümüzü yerinden oynatabilir. Aynı zamanda kalkınma çabalarımızı da engelleyebilir…
        
Kültürel kalkınma söz ile değil, planlı çaba göstermekle olur. Ulusumuz aydınlarımızdan atılım bekliyor.
        
Bursa, Aralık 1963




[1]. Bu yazı, Trabzon Hâkimiyet Gazetesinde, 28 Aralık 1963 tarihinde yayınlanmıştır. 

1 yorum:

  1. Merhaba, müsait olduğunuzda bana bir e-posta gönderir misiniz? evren@evrengunlugu.net

    YanıtlaSil