20 Mayıs 2017 Cumartesi

3AFS (3 Arkadaş Fotoğraf Sergisi)




3 Arkadaş
19. 05. 2017'de Fuat'ın Bahçesinde
Ahmet fotoğrafların dilinden; Fuat hayvanların ve doğanın dilinden anlıyor.
Sabahattin'in dili gönlünde saklı.

“Sevgi karşılıklıdır.” Bunu biliyoruz.

Peki, sevgi bulaşıcı mıdır?

Bu da nasıl soru demeyelim. Örneğin biri doğayı ve hayvanları çok seviyor. O birini görenlere de bu sevgi bulaşır mı? 

Bana göre bulaşır. Hem de nasıl bulaşır…

Bizim çocuklarda, çocuklar dediğime bakmayın büyük oğlum dede olacak yaştadır. Evet, bizim çocuklarda doğa sevgisi, hayvan sevgisi taa küçükken başladı.  Anne baba etkisi diyeceksiniz. Doğrudur belki; ama bizi çok çok geçtiler.

Ortaokul yıllarında İzmit’in Bahçecik beldesinde kümes hayvanları yetiştirir,  bahçemizi çiçeklerle süslerlerdi.

Üniversite yıllarında İstanbul’a geldik. Kümes nerde, bahçe nerde?

Nerde olacak, evde. 
Önceden de bir vesileyle anlatmıştım:

Odanın birini akvaryumlarla, kuş kafesleriyle doldurdular. Öte yandan çiçek olmayan köşe bucak kalmadı. Tabii, zahmete rahmetli anneleri katlandı.

Fuat evlenince bir müddet kendi evini de çiçeklerle donattı. Ama bir müddet sonra Ümraniye’den Çavuşbaşı’na taşındı. Çocuklar tabiatın kucağında yetişsin diye.

Dediği gibi de oldu. Hamd olsun torunlarım da doğa sevgisinden, hayvan sevgisinden, tabii insan sevgisinden nasiplerini aldılar. Ama, babaları kadar ilgili olamadılar.

Fuat hâlâ büyük bir zevkle, kendini bahçesine ve hayvanlarına verdi.

Dedikodudan uzak, malayanı işlerden uzak, şeytanlardan uzak olarak işiyle meşgul. Zevkin ötesinde gelir de elde ediyor.

Fuat Gibi Sevmek  https://sagensa.blogspot.com/2016/12/fuat-gibi-sevmek.html başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıda anlattıklarım ne ki? Bir roman yazılabilir. En azından belgesel yapılabilir.
Kapıldım gidiyorum…
*
Aslında sevginin bulaşıcı olduğundan söz edecektim.

Ben hayvanları da, doğayı da, tabii insanları da çok severim. Ama sevgimi belirtemem. Peygamberimiz (s.a. v) sevginin belirtilmesini buyurmaktadır. Dediğim gibi sevgimi belirtemem; ama bahtiyarım ki, beni tanıyanlar bir müddet sonra içimdeki sevgi ummanını keşfederler. Bu denenmiştir.

Soru şu? Hayvanlar da içimizdeki sevgiyi keşfedebilir mi?

Keşfediyor, hem de insanlardan daha çok. Neye dayanarak bunu söylediğime gelelim:

Fuatlara her gidişimde hayvanları da ziyaret ederim. İlkin yabancı gibi karşılamışlardı beni; ama daha sonraları… Gerçi fazla içli dişli değiliz; ama en azından yabancı da değiliz. Kucağıma geliyorlar, kendilerini sevdiriyorlar.

İçli dişli olmak deyimini öylesine söylemedim. Köpeğimiz, torunum Sabahattin’i görünce bayağı sarılıyor kendisine. Bana da sarılacak oluyorlar; ancak ben korkuyorum.

Sevgi muhabbetine dalmadan diyeceğimizi diyelim, değil mi?
*
Dün, küçük oğlum Ahmet’le beraber Cuma namazını kıldıktan sonra Fuat’a telefon açtık. Sağolsun gelip aldı bizi.

Her zamanki gibi dilsizleri ziyaret ettik, fotoğraflar çektik.

Dilsizler deyiverdim. Belki de yanlış demiş oldum. Araştırmalar gösteriyor ki hayvanlarla anlaşmak mümkün. Fuat canlı şahidimizdir. Rahmetli dedemden daha çok anlaşıyor hayvanlarla. 

Bahçeyi gezerken içerideki kuzular melemeye başladı. Nedenini sorunca sesini duyduklarını söyledi. Maşallah ki maşallah. Gel gel, dur dur… emir komuta tamam.

Anti parantez olarak belirteyim ki, kimi uzmanlar insanların da %70 oranında beden dili ile anlaştıklarını söylüyorlar. Bunun ne derece doğru olduğunu bilemem.
*
Çektirdiğimiz fotoğraflardan bazılarını yayınlamak için Fuat’tan, biraz önce telefonla müsaade aldım. Aklıma önceki fotoğraflar geldi. Onları da yayımlayabileceğini söyledi.

Tabii, bunlar bendeki fotoğraflar.

İlkin fotoğrafları düzeltip bir sergi gibi sunmak istedim. Sonra baktım ki bu benim harcım değil.

En iyisi işi doğallığına bırakalım.

Gerçekten bir sergi açıyor olsaydım  3AFS adını koyardım. Açılımı 3 Arkadaş Fotoğraf Sergisi. Aynı zamanda Ahmet+Fuat+Sabahattin

Bazı fotoğrafları ben çektim. Bazılarını Fuat, bazılarını da Ahmet. Unutkan oldum, hangi fotoğrafları Ahmet'in, hangilerini Fuat'ın çektiğini hatırlayamıyorum.

Benim çektiğim fotoğraflar güzel değil, bu belli. 

Fuat, bugünler bana olumlu düşünme telkini yapıyor. Ben de buna uyarak benim fotoğraflarımı birer tablo gibi görmeye başladım. Gerçek söylüyorum.

Ahmet fotoğrafların dilinden iyi anlar, Fuat da hayvanların dilinden. Ben, kendimden dahi bir şey anlayamıyorum, nerde kaldı…

Sevelim sevilelim dünya kimseye…

Sabahattin Gencal,

Hamidiye-Çekmeköy-İstanbul, 20. 05. 2017



























































































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder