20 Nisan 2017 Perşembe

Karanlığa küfredeceğine bir mum da sen yak

      Fikir üretebilmenin yöntemlerini kuramsal olarak biliyoruz; ancak bir türlü fikir üretemiyoruz. Çünkü üretimin her aşamasında eksiğimiz ve yanlışımız oluyor.
Örneğin bir alan araştırması yapıyoruz. Seçmen davranışını araştırıyoruz diyelim. Bir kere aynı araştırma ile birçok davranışı incelemeye kalkmaya çalışıyoruz. Çoğunu isteyen azını da bulamaz. Az tamah çok zarar getirir örneği bir davranış hakkında bile doğru dürüst bilgi edinemiyoruz. Oysa arı gibi sabırlı, becerikli, istikrarlı, objektif ve dürüst davranabilsek az da olsa bir fikir edinebiliriz. “Arılar kursaklarını bir kez doldurmak için, çiçekleri yaklaşık 1500 kez, 1 gr. bal üretmek için ise yaklaşık 180.000 kez ziyaret ederler.” (Bkz. Ek:1) Bizde o sabır ne gezer…
Konuyu biraz daha açalım, biraz daha irdeyelim mi?

Seçmen davranışını öğrenmek için seçmene anketör gönderiyoruz diyelim. Sıkıntı burada başlıyor. Ben sıkıntı dedim, siz bozulma deyin, yanıltma veya yozlaştırma deyin, ne derseniz deyin. Uzmanlığı tartışılmaz bir araştırmacının anketörleri de uzman olması gerekmez mi? Gerekir tabi; ama bizde böyle mi oluyor? Sözde anketörler yönlendirici oluyor mu oluyor. Soruları istenildiği gibi sorabiliyor mu? Uygun bir ortam, uyumlu bir yaklaşım, tatlı bir dil vb. kavramların gereğini yerine getirebiliyor mu? Daha neler var neler: soru sorulan kişiler örnek teşkil edecek kişiler midir? Bunların tespitleri nasıl olmuştur? Soruları çoğaltabilirsiniz. Demek ki iş göründüğü gibi değil. İş bu kadarla kalmıyor. 
Diyelim ki anketörler bilgileri toplayıp getirdi. Bu ham bilgileri işleyecek uzmanlar objektif olabilecek mi? Bu işlenen bilgileri kategorilere ayırabilecek mi? Yine arılardan örnek verelim mi? “Petek gözüne konulan bal, kovan içi hizmeti yapan arılar tarafından alınıp ballıktaki peteklere taşınır.” (Bkz. Ek:1)

Elde edilen verileri uzman araştırmacımız nasıl değerlendirecek?  Analizleri, bulguları, çıkarımları, değerlendirilmeleri nasıl olacak? Arı örneğinden başladık yine arı ile devam edelim: “Bal konulan petek gözleri, balın suyunun uçurulup olgunlaştırılmasından sonra balmumu salgılayan arılar tarafından kapatılır ve hazır hale gelir.”

Bizim yazı da hazır hale geliyor gibi.

Bundan sonrasını da siz tamamlayın. Örneğin petekleri sağmayı düşünün. İsterseniz taa baştan düşünün, açık deyişle arı kolonisi düşünün . Evet, ana arı, on binlerce işçi arı ve yüzlerce erkek arıdan oluşan koloni düşünün. Uygun kovanlar düşünün. Düşünmenin sonu yok. Kovanların gezdirilmesi, bakımı, arıların beslenmesi vb. gibi binbir konuyu düşünün.

Bu anda neyi düşünüyorum biliyor musunuz? Üniversitelerimiz ve bütün okullarımız, sivil toplum kuruluşlarımız, ARGE’ler vb. kurumlar kovan örneği olabilirler mi?

Övünme olarak değil bir açıklama olarak kabul ederseniz birkaç cümle daha yazacağım: 1980’de TODAIE’de,  başarılı ve takdire layık olarak kabul edilen bir araştırma yapmıştım. O günden beri her araştırmaya güvenmez oldum. Bakın, halkoylaması biter bitmez sözde araştırma yapıyorlar ve gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlıyorlar. Bu nasıl iş?
İçinizden, Konfüçyus gibi “ Karanlıktan yakınacağına bir mum da sen yak” mı diyorsunuz? Haklısınız belki; ama düşünün ki ben barınağında tek bir arıyım.
Tek arı ne yapabilir?
Tüm okuyucular bir kovanda toplanabilir miyiz?
Ne dersiniz, fikir üretebilir miyiz? En azından bir mum yakabilir miyiz?
Bazıları seçmenlerin gözünün açılmakta olduğunu söylüyor. İnşallah doğrudur. Açıldığını farz edelim, ışık olmayınca göz görür mü? Şimdilik kandillerle de olsa aydınlatmaya çalışırsak inşallah güneşin doğduğunu da görürüz.
Güneş ufuktan şimdi doğar…

Sabahattin Gencal,
Hamidiye-Çekmeköy-İstanbul



********************************************** 
ek:1
Arılar Balı Nasıl Üretiyor?
Bal arılarından oluşan bir kolonide bir ana arı, on binlerce işçi arı ve yüzlerce erkek arı bulunur. Bal arısı kolonisi tüm faaliyetlerini, kovan içerisinde, kendi vücudundan salgıladığı balmumu ile oluşturduğu peteklerde yürütür.
Tarlacı arı kovana getirdiği balı ilk boş bulduğu peteğe bırakır ve tekrar nektar toplamak için kovan dışına çıkar.
Petek gözüne konulan bal, kovan içi hizmeti yapan arılar tarafından alınıp ballıktaki peteklere taşınır.
Ballıktaki peteklere konulan yarı olgunlaşmış bal, arılar tarafından suyu uçurulup olgunlaştırılır.
Bal konulan petek gözleri, balın suyunun uçurulup olgunlaştırılmasından sonra balmumu salgılayan arılar tarafından kapatılır ve hazır hale gelir.
Arılar kursaklarını bir kez doldurmak için, çiçekleri yaklaşık 1500 kez, 1 gr. bal üretmek için ise yaklaşık 180.000 kez ziyaret ederler.
Market raflarına 1 kg bal üretmek için arı kolonisi 8 kg bal tüketmek ve dünyanın çevresini 6 kez dolaşacak kadar uçmak durumundadır.
Üstelik arılar bunu yaparken doğal yaşamın sürmesine vazgeçilmez bir katkıda bulunurlar. Bitkilerin çoğu arılar sayesinde tozlaşarak üreyebilmektedir.


2 yorum:

  1. Sabahattin bey herzaman olduğu gibi akıcı ve güzel üslupla ,faaliyetlerini ve üretimlerini olağan üstü bulduğum arıları örnek göstererek,anketlerin inandırıcı olamıyacaklarını anlatmaya çalıştınız.En azından ben öyle anladım.Gerçekten de anketler seçmeni manüple ederek,gerçek halk iradesinin oluşmasını engellemektedirler.
    Ama sizinde yazınızın sonunda belirttiğiniz gibi ,bu son referandum da seçmenin yavaş yavaş uyandığını gösteriyor.Uyanmak demek bence ışığıda görmek demektir. İyi günlere,demokratik ve adaletin hakim olduğu günlere gidiyoruz.Bu bir temenni değil, bu bir tersbittir. Zira Üsküdar gibi muhafazakar bir ilçeden ve birçok yerlerden hayır çıkması bunu gösteriyor. KARANLIĞI AYDINLATAN MUMLAR YAVAŞ YAVAŞ YAKILIYOR.SELAM VE SEVGİLER.

    Not.Yazılarınızın her hangi bir gazetede yayınlanmasını isterim.Bu konuda girişimlerde bulunmanızı öneririm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Nihat Ağabey,
      Yorumunuz ve iltifatınız için teşekkür ederim.
      Düşüncelerinize katılıyorum. İnşallah belirttiğiniz üzere İyi günlere,demokratik ve adaletin hakim olduğu günlere gideriz.
      Öneriniz için de çok memnun oldum. Ancak ulusal basın camiasında tanıdığım kimse yok. Girişimcilik desen hiç yok. Kaldı ki ben öteden beri hep objektif olmaya çalıştım; eğriye eğri doğruya doğru dedim. Onun için benim yazılarıma yer vermezler gibime geliyor.
      Aydınlık gelecek umuduyla saygılar, selâmlar.

      Sil