2 Ocak 2017 Pazartesi

Uyan Uyan!

Elini taşın altına koymak zamanı gelmedi mi? Ne demek, geldi de geçiyor bile.  Açık deyişle Türkiye Cumhuriyetinin, tarihinin en bunalımlı dönemini yaşadığı günümüzde birbirine girişik olaylar ve durumlar karşısında birbirimizi kınamak, suçlamak, korkutmak yerine sorunların çözümüne yardımcı olmak, sorumluluk alarak çalışmaya başlamak gerekir.

Çalışmalarımızın etkili ve verimli olabilmesi için bilinçli olabilme yanı sıra etkili yöntemler kullanmalıyız. Tabii, her kese göre, her çalışmaya göre yöntemler değişir. Her birey nasıl bir katkı sağlayabileceğini, nasıl bir yöntem kullanabileceğini düşünmeli ve vakit kaybetmeksizin görevini yapmaya çalışmalıdır.

74 yaşında emekli bir öğretmen olarak nasıl bir katkım olabileceğini düşünüyorum.  Sağlığımın pek yerinde olmadığını da eklemeliyim.  Bu durumda dua etmekten, arada bir yazı yazmaktan öte bir katkım olamıyor maalesef. Durumum müsait olsa, vatan ve millet için sadece elimi değil gövdemi ve başımı da taşın altına koymaktan geri durmazdım.

Yazılarımın, gelecekte de okunabilmesi için kapalı, benzetmeler ve isabetli isabetsiz söz sanatlarıyla karışık olduğunu biliyorum. Söz, artık ileride de okunabilme endişesiyle yazmayacağım.

Yazılarım, daha çok, bugün ve yarınlarda belli makamlarda olanlara uyarı mahiyetindeydi. Oysa o makamlar yazılarımı okumuyorlar ki, hatta blog arkadaşlarımın tamamı da okumuyor. O halde, söz, yazılarımı sadece bugün okuyanlar için yazacağım. Yanı senin ve senin gibiler için yazacağım.

Yazılarımın bazı kesimleri incittiğini tahmin edebiliyorum. Çünkü genellikle objektifimdir. Şimdi söz hiç kimseyi bilerek incitmemeye çalışacağım. Tabii bu objektif olmayacağım demek değildir. Olumsuz eleştirilerde bulunmayacağımı belirtiyorum.

Bak kardeşim, bak arkadaşım, bak evladım,

Sakın ola ki kanunsuz iş yapmayın, sakın ola ki bilmediğiniz konularda ne bir söz söyleyin, ne bir yazı yazın, ne de paylaşın.  Gaza gelmeyin, tuzaklara düşmeyin, kimselerin maşası veya uşağı olmayın. Daha ne diyeyim, özetle diyorum ki kendiniz olun kendiniz olun. Yoksa Allah korusun pişman olursunuz.

Bakın, bin bir olay oldu. Hangisi aydınlanabildi? Ülkemizde öyle bir sis var ki Alayısa sisinden beter. Anayasayı, yasaları çiğnediklerini kendi ifadeleriyle belirtenler, olumsuz durumlara zemin hazırlayanlar durumu açığa çıkarmak yerine kendi açıklarını örtme gayretinde. Yanı ne olursa bizlere olur. Bu teşhisim hasta yatağımda uydurduğum bir teşhis değil, birçok yazardan edindiğim bir sonuç. Ya, boşuna demiyorum…

Bak kardeşim, bak arkadaşım, bak evladım,

Biliyorum ki akılları pazara çıkarsalar herkes kendi aklını alırdı. Allah(cc) hepimize akıl vermiştir. Allah adildir birine fazla, birine az akıl vermez. Ama ne var ki birileri aklını işletmez. Gelin aklımızı işletelim.  

Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.” (10 Yunus Suresi 100)

Üzerimize yağan nedir dersiniz?

“Andolsun size hatırlatıcı bir kitap indirdik. Yine de aklınızı kullanmayacak mısınız?” (21 Enbiya Suresi 10)

Artık aklımızı kullanma zamanı geldi değil mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı bugün bir hutbe okutur, yarın sert bir bildiri yayınlar. Bugün anlamadığımız bir şeyler yapar, yarın “özür dileriz, yanıldık.” der.  Ben, sözde hocalardan, siyaseti yanlış anlayan siyasetçilerden, okumayı zararlı gören profesörlerden söz etmedim. Diyanet İşleri Başkanlığı bile derken anlayın... Herkes üç kuruşluk menfaat için bizleri uyutma uğraşısında. Artık uyanalım değil mi?

Uyan, uyan!


Sabahattin Gencal, Çekmeköy- İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder