11 Ocak 2017 Çarşamba

Okuyuculara bir özür borcum var

               
                Merhaba,

              Bugün 11 Ocak 2017, çarşamba, saat 12.30,  arkadaşım bilgisayarın başındayım. Biraz önce arşiv klasöründe iki yıl kadar önce yazdığım bir yazımı buldum.

             Okuyunca anladım ki okuyucularımdan özür dileme borcumu eda etmemişim. Bu gecikmeden dolayı da ayrıca özür dilerim.   


           Ayrıntılı açıklama yapmadan sözünü ettiğim yazıyı sunuyorum. İnşallah bundan böyle olumsuz hiç bir şeye kapı açmayacağım; en azından olumsuzluk bulaştıracak yazılar yazmayacağım. Olumsuza kapı aralamaktansa yazmamayı tercih edeceğim. "Genç demek, genç fikirli demektir." (M.K.A) felsefesini özümsemeye çabalayacağım. 

             Çabalamak bizden, takdir Allah'tan.
             Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul



Sabahattin Gencal
Çekmeköy Küçük Koru Camii
Çay Ocağında
          
               Okuyuculara bir özür borcum var. Neden derseniz, kısaca anlatayım:

               Bu son yazılarım, açık deyişle 72 yaşıma girdiğim bugünlerdeki yazılarım hep karamsar ve olumsuz olmuştur. İçimden geldiği gibi yazmak adına böylesine yazmıştım. Dürüstlük güzel de, okuyucuya olumsuzluk aşılamaya hakkımız yok. Nasıl olursa olsun samimi yazılar güzel elbet; ama bunlar gönülleri karartıyorsa yayınlanmamalı.

             Aslında bugünler hiçbir yazımı yayınlamamalıyım. Öyle ya kendimden, ailemden söz edecek olursak yaşlılığı, hastalığı konu ediniyoruz. Memleket meselelerini ele alınca ateşten bir topu ele almış gibi oluyoruz.

            Keşke bütün bu olumsuzluklara çare üretebilseydik; en azından her şeye iyi yanından, güzel yanından bakabilseydik. Keşke, “keşke” demek zorunda kalmasaydık.

           Güzel şeyler üretebilmek bir sanattır. Biz üretici değiliz. Üretici olamamak sanatlı yazılara kayıtsız kalmak anlamına gelmez elbet.  Okuyuculara özür borcumu güzel, etkili, düşündürücü bir alıntı ile eda etmiş olacağım inşallah.

           W. E. Gladstone ve S. Ullman'ın şiirlerinden bölümler içeren "Yaşlandıkça Gençleşebilmek"

 başlıklı kısacık metni:


Yaşlandıkça Gençleşebilmek

Gençlik bir hayat devresi değil,bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir, ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.

İnsan kendine olan güveni kadar genç,
            Kuşkusu kadar yaşlı,
Cesareti kadar genç,
            Korkuları kadar yaşlı,
Umudu kadar genç,
            Bezginliği kadar yaşlıdır.

Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz.
           İnsanları yaşlandıran, ideallerinin bitmesidir.

Kalbi sevdikçe, neşe duydukça, güzellikleri fark ettikçe, beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.

İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar,
            Hâlbuki yaşamadıkça yaşlanırlar.

İnsan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır." [i]


             Kısacık gibi görünen bu metinde büyük bir hayat felsefesini okuyabiliriz. Tabii, okumak yetmiyor. Bu olumlu felsefeyi benimseyip uygulayabilseydik; başka deyişle içselleştirebilseydik bambaşka olurduk. 

              Aslında bu bambaşka olurduk yerine gençleşebilirdik ifadesini yazacaktım; ama nedense yazamadım. Demek ki yazıyı tam olarak özümleyemedim, içselleştiremedim. Bu tür yazıları içselleştirme çabamız sürecek inşallah.

          Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli



[i]  http://www.muhakeme.net/forum/siirler/102909-yaslandikca-genclesebilmek.html#ixzz2CJsdl0Uw

4 yorum:

  1. Hocam yazının sonunda şu anda kendi kendime gülüyorum. İçselleştirmek hiç kolay değil. Genç kalmayı başaramayacağım herhalde. Sözleri anlamlı ve değerli buluyorum ama kendimde bu düşünceleri yaşayabilir miyim? hiç bilmiyorum. Yaş ilerledikçe, kötümser olmak çok normal. Çünkü, sevdiklerimizi kaybediyoruz, hastalıklar pusuda bekliyor. Tüm bunlara rağmen iyimserliğimizi korumak kolay değil. Ama tüm zorluklara rağmen neşeli ve pozitif olmaya çalışıyoruz. Siz öğretmenliğin getirdiği bir incelik ile özür dilemişsiniz, bu sizin büyüklüğünüz. İçinizi ferah tutun. Sevgi ve saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Goethe’nin; “ Bir işi vaktinde yapmazsan eğer/Azalır taşımış olduğu değer.” sözünü ilke gibi kabul eden birisi olarak her şeyi zamanında yapmaya çalışırım. Bu arada lütfedip zahmet ederek yorum yazanlara de hemen cevap vermeye çalışırdım. Çok basit bir teknik hata nedeniyle yorumları göremedim, tabiidir ki cevap da veremedim. Üstelik 10 gün kadar da internete giremedim. Mazeretlerimi hoş görerek kusura bakmayınız.
      Sağ olsun, yorumları nasıl göreceğimi bloger arkadaşımız Sayın Recep Altun Bey hatırlatıverdi. İyi ki hatırlattı. Yorum, en az yazı kadar önemlidir. Üstelik içtenliğin belirtisi ve belgesidir. Bunları bilmeme rağmen yorum yazamıyorum. Ama inşallah birkaç hafta sonra yorum yazmaya başlayacağım.
      Bu genel anlatımdan sonra ne diyeyim:
      Tekrar teşekkür ederim. Dediğiniz gibi zor da olsa iyimserliğimizi korumaya çalışacağız. İyimser günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    Bu keşkeleri hayatımızdan atmadığımız sürece, gençleşemeyiz. Vatandaş hak ettiği değeri görmemekle birlikte bir de zulme uğruyor. Gücü gücü yetene bir mücadele anlayışı topluma hakim olmuş. Cenab-ı Hakk, yar ve yardımcımız olsun. Bizim insanımız, başka ülkelerin insanına benzemez. Bize bir adım gelene, biz on adım gideriz.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Söylediğiniz gibi inşallah "keşke"leri hayatımızdan atmaya çalışmalıyız. Herkesin hak ettiği değeri görmesi için duacıyız. Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil