5 Ocak 2017 Perşembe

Çaya sohbet katan, lezzet katan dostlardır


"Vakti vardır...
Ve can çeker.
Ama berrak ve demli bir çaydan daha iyi olan şey, o çaya sohbet katan,
lezzet katan dostlardır."
Sağolsun, önceki gün akşam arkadaşım Hasan Epcim Bey telefon etti. Halimi hatırımı sordu. Hafif bir gribe yakalandığımı öğrenince geçmiş olsun dileklerini iletti. Birbirimize dua ettik. Grip beni bıraksa mutlaka bir buluşma yeri kararlaştırırdık. Dün doktora gittim. İnşallah İlaç vesile olur da iyileşiriz.

İyileşir iyileşmez, niyetim arkadaşla buluşmak.

Bizce buluşmak demek konuşmak demek, sohbet etmek demek. Eğlenenleri, oynayanları kınıyor değilim. Neşelenmek, oynamak, deyip gülmek, şakalaşmak güzel elbet. Ancak her şey dozunda. Bazıları, mizahı bir kültür kriteri olarak kabul eder. Bazıları da müziği aynı şekilde kriter olarak kabul eder. Bu iki dal da ben de hak getire. Böyle olunca sohbetim yavan oluyor. Ancak bazı arkadaşlar, dostlar, sağ olsunlar bu eksiğimi tamamlıyor ve sonuçta her buluşmamızda  ortaya yararlı fikirler çıkıyor.

Gerçi hiçbir söz kaybolmazmış, hatta hiçbir mimik de kaybolmazmış…-miş -miş ile diyorum, güya sesler atmosferde dağılırlarmış. İleride bu sesleri bulacaklarmış…

Keşke arkadaşla konuştuklarımızı, şimdiden bulup bir kitap haline getirseler.  Ben yazamıyorum. Gerçi  Ancumah Deresi gibi akan sohbetimizden birkaç kova  yazmak için kendimi zorlayabilirdim. Ama o bile çok çok uzun sürer.

İki öğretmen, iki meslektaş olarak geçmiş anılarımızdan söz ettik. Eğitimin içinde bulunduğu kaosu görüştük. Milli Eğitimin düzelmesi için öneriler geliştirdik. Tabii, bunları bir açık oturum gibi ele almadık. Söz sözü açınca, dertler ortaya çıkınca “Biz zamanında böyle yapardık, şimdi de böyle olsa iyi olurdu.” gibisinden sohbetimiz demini alıyordu.

Ayrılma vakti geldiğinde arkadaşa dedim ki: “Bütün bu konuşmalarımızı nasıl özetleyebiliriz?” “İhlâs ve samimiyet” dedi. Ne güzel özetleme. Gerçekten, ikimiz de ne yaptıksa ihlas ve samimiyetle yapmaya çalıştık

Bu sohbetimiz ne zamandı? Tam hatırlayamadım. Bu da yaşlandığımızın bir belirtisi. Yaşlılar geçmişi daha iyi hatırlarmış. Düşündüm, düşündüm aklıma geldi. Fotoğrafa bakmaya karar verdim. Maşallah, teknik ilerledi. Ümraniye Belediyesi ‘in Sosyal Tesisinde /Çay evinde çektirdiğimiz fotoğraf  03. 12. 2016, saati de yazılı 11.38.


"Çay da, dost da,
 teselli makamında bir talihtir."
*
Hasan Epcim- Sabahattin Gencal
03. 12. 2016, Ümraniye
********************

Bir ay gecikmeli yazıyorum. Kusura bakılmasın.

Niye geciktim biliyor musunuz?

Bence, bugünkü kaosun sebeplerinden biri, belki de en önemlisi olarak yetkililerimizde ihlâs ve samimiyetin yeterli derecede olmamasıdır. Keşke yanılmış olsam.

Böyle bir teşhis koyunca ayrıntılı olarak çözüm üretme görevi verdim kendi kendime. İhlâs konusunda çalışmaya başladım. (Bu arada İhlâs’ın binlerce kişiye bu arada bana verdiği zararlar aklıma gelince bu konuda da toplumun kandırıldığını tespit ettim.) Bu konularda uzman olmadığım için bu terazi bu sikleti çekmedi, üstelik kendimi de iyi hissetmiyorum… Kısaca düşündüğümü gerçekleştiremedim.

Bazıları, “Peki, bunları niye yazıveriyor ve okuyucunun kafasını karıştırıyorsun.”der mi acaba? Özellikle yazdım ki benim yapamadığımı okuyucu yapsın. Hiç olmazsa düşünsün.

“Peki, arkadaşınıza söyleseydiniz. Arkadaşınız İlâhiyatçı olması dolayısıyla, biraz daha genç olması dolayısıyla daha güzel yazardı.”  diyenler de olabilir. Arkadaşımıza her anısını anlatışında “Bunları yaz” dedim. Her defasında da “Sözlü olarak, en güzel biçimde anlatırım; ama yazma yeteneğim yok.”dedi. Bu nasıl oluyor? Bence  o şimdi torunlarıyla meşgul oluyor. Torunlar büyüyünce defter ve kalemle baş başa kalınca, inanıyorum ki ortaya güzel anılar çıkacaktır.

İçimden geçenleri katkısız, kurgusuz olarak samimi biçimde anlatmaya çalıştım. İnşallah başınızı ağrıtmadım, inşallah zamanınızı zayi etmedim.

Hayırlı günler dileğiyle…


Sabahattin Gencal, Çekmeköy- İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder