30 Aralık 2016 Cuma

Çıt çıt çıt çıt çıt

Kınamayınız kınadığınız şey başınıza gelmedikçe…”sözünü çok duymuşsunuzdur. Bu sözde doğruluk payı var galiba.
Ben, genellikle başkalarını kınayan insanlardan değilim; ama bazen saçmalayanları kınadığım olmuştur. Bu anda kınadığım başıma geliyor herhalde ki kendi kendime saçmalıyorum gibime geliyor. Hele bu durumu paylaşmamım zaman almaktan öte bir yararı yok gibi…
Dikkat ederseniz “gibi” kelimesini çok kullanıyorum. Kim bilir saçmalık dediğimiz bazı durumlardan, hiç umulmayacak yararlı sonuçlar ortaya çıkar. En azından içinde bulunduğum durumu aksettirmiş olurum. Bir kişide görülen haller olabilir ki çok kişilerde de görülebilir.
Savunma gibi bir girişten sonra konuya gelelim:
Ben son bir senedir laboratuvarım dediğim mutfağımda deneyler yapıyorum. Ancak şimdiye kadar bir  icat yapamadım. Daha kötüsü bir icat yapamayacağım duygusuna kapıldım. Böyle olumsuz düşünceler iyi olmadığını biliyorum, ama…


Laboratuvara girdim. Çıt çıt çık çıt çık çıt…Set üstü ocak çağmağının sürekli çaktığını fark ettim. Bir düğmeyi çevirdim göz yanmadı. Otomatik çakmağın elektriğini kestim. Küçük çakmakla gözü yaktım. Eskiden özel çakmak kullanırdık. Küçük çakmak veya kibrit olunca bazen gecikme nedeniyle gaz birikiyor sonra bumm.
Oğluma telefon açtım durumu anlattım. Servisi çağırmamı önerdi. Gece gece servis mi çağrılır. Gazı da kapattım ve sabahı beklemeye başladım. Çakmağın düğmesine, beceriksizliğimden ötürü su dökmüştüm. Bundan olabilir diye düşündüm. Eğer bundansa kurumasını beklemek gerekir. Teşhisim doğruymuş. Sabahleyin sorun kendiliğinden halledilmiş oldu.
Her halde, setüstü ocağının otomatik çağmağının bozulmasını anlatmak için yazmadım bu yazıyı. Biz teknik servis hizmeti vermiyoruz. Versek versek eğitimle ilgili ip uçları verebiliriz.
Yatarken acayıp düşüncelerle boğuştum. Saçma benzetmeler yaptım.
Şimdi gelelim bu benzetmelere:
Otomatik çakmak öğretmen. Çakmağın düğmesine basınca dört gözde de çıt çıt çıt sesi geliyor. Doğrusu şimdiye kadar buna hiç mi hiç dikkat etmemişim. Gözle ilgili düğmeyi çevirdikten sonra çakmağı çakar ve ocağı yakmış olurdum…
Sınıfta öğretmen çakmağı çakıyor öğrenciler de ilgi düğmelerini çeviriyorlarsa ocak gözleri yanıyor. Çevirmiyorlarsa öğretmenin emeği boşuna. Bir de şu durum var; gaz yoksa her şey boşuna…
Akla gelebilir: Öğretmenin rolü sadece çakmağı çakmak mı? Olur mu? Ortamı kontrol edecek gazın vonası açık mı, otomatik çakmak elektrik fişine takılı mı, pişirilecek konu ocağın gözüne konmuş mu? Bunlar tamamsa öğrencilerin ilgi düğmeleri çevrilir çevrilmez çakmağı çakacak.
Bilmiş olun ki, burada sözünü ettiğim gaz “gaz vermek” anlamında değil. Bunu özellikle hatırlatıyorum. Çokları günde bilmem kaç vakit gaz veriyorlar. Bu gazlar kibrit yakarsak patlamaya, yakmazsak zehirlenmeye sebep olur mu olur. Bizim sözünü ettiğimiz gaz Milli Eğitimin Temel İlkelerine uygun olarak geliştirilmiş müfredattır.
Benzetmeleri uzatmak doğru değil; ama uyku tutmayınca kameti biraz uzattım. Öyleki gaz hortum bağlantılarına kadar her şey geçti gözümün önünden. Gazdan zehirlenenler de, yananlar da…
Zehirlenmemek için, yanmamak için lütfen işin ehli olan elemanlara başvurunuz. Yoksa, bir kuşak sonra kuzularınız zehirlenir ve içiniz yanar.
Benzetmeleri siz sürdüredururken aklıma geleni söylemeden geçmeyeyim. Bir zamanlar nerde duyduğumu, kimden duyduğumu hatırlamıyorum. Sosyal kanunların da fizik kanunlarına benzer yönleri var. Onun için sosyal kanunların askıya alınması, Allah muhafaza felâketlere sebep olabilir.
Bir setüstü ocağın bozulmasından yola çıktık. Dersin ki aile ocaklarımızı ele aldık.
Ocaklarımızın yanmaması dileğiyle…


Sabahattin Gencal, Çekmeköy- İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder