3 Kasım 2016 Perşembe

Padişah ne yer?



Merhaba,

Bir sorum var size. Size de…

- “Padişah ne yer?”

-“Ne yerse yesin” veya “x yesin.”falan demeye kalkmayın.

Bir deneyimi paylaşmak niyetindeyim de onun için bilincinize, olmazsa bilinçaltınıza bir giriş yapmak istiyorum da…

 Son zamanlarda görüşemediğim bir öğretmen aynı zamanda avukat olan bir Kayseri'li arkadaşım var. “Padişah soğanın cücüğünü yer.”derdi. Demek ki O’nun bulunduğu yörede soğanın cücüğü makbulmüş.

Doğu Karadeniz’lilere bu soru sorulsa, eminimki farklı cevaplar alınırdı: Kimileri “Padişah kuymak yer.”  Kimileri “karalahana”, kimileri de “fasulye turşusu yer”derdi gibime geliyor.

Rahmetli babam; “Padişah ne yer?”diye sorar, ardından da “Cumur” derdi. Çok da doğru söylerdi:

Plekideki sıcak mısır ekmeğinden bir parça alıp bir kapta tereyağı  ve peynir de katarak parçalayıp ufaltıp karıştırdın mı gel keyfim gel. Tabii rahmetli annemin elleriyle karıştırmak gerekli…

Bana, 70 sene öncesine niye gittiğimi sormayın. “Camiye kadar zor yürüyen biri bu kadar geriye nasıl gider?” de demeyin. Geriye yürümüyorum, ışınlanıyorum… Değil geriye ışınlanmam, geriye bakmam bile sağlık açısından sakıncalı benim için. Ama…

*

İkindi namazından çıktım. Ayaklarım beni Rize’lilerin fırınına çekiyor. İnsan ayaklarının çektiği yere gider mi? Doktorların bunca tembihlerine rağmen… Hiç sormayın, karıştırmayın da.

Odun fırınından tam buğday ekmeği ve mısır ekmeği aldım.

Eve dönüş yolunda nasıl cumur yapabileceğimi düşündüm. Ekmek çok sıcak olsa mesele değil.

Uzatmayalım bir komat /dilim ekmeği iyice ufalttım. Yağ ve peynir koymaya sıra gelince filim değişti... 

“Hiçbir Karadenizli’nin yapmadığı bir şeyi deneyeyim.”dedim. Ufalttığım ekmek üzerine sızma zeytinyağı döktüm. Trabzon tereyağı koymadığım gibi Trabzon peyniri de koymadım, süzme beyaz peynir koydum ve mikrodalga fırına attım. Birkaç dakika sonra servise hazır…

Ben yatmadan biraz önce,  bir kâse yoğurt yerim. Mısır ekmeği var ya bu kez akşam sofrasına yoğurt da koydum. Çorbam da vardı. Allah’a şükürler olsun…

Şimdi, bazılarının aklından geçiyordur:  Diğer yemekleri geç, cumur nasıl oldu? Ne yalan söyleyeyim rahmetli annemin cumuru gibi olmadı. Yağına, peynirine mi kabahat bulayım yoksa annem gibi beceremediğimi mi itiraf edeyim.

*

 Eminim ki bazılarınız, “Bizim hoca şaşırdı mı? Ortalık toz dumanken cumurdan söz ediyor.”diye aklından geçiriyordur. 

O bazılarına da, size de hatırlatayım ki okuyucu isterse yazıyı benim düşündüğümden çok daha iyi yorumlayabilir. Örneğin “ayakların çektiği yere gitmemek”, uygun tereyağı ve peynir yerine başka yağlar, peynirler kullanmamak, güzel bir yöntem kullanmak…vb. kavramları yukarıdaki yazıdan çıkarıp günümüz ortamına transfer edin…

Ya, demek ki “cumur”dan tat da alınabilir ders de alınabilir. Böyle mübarek bir yemek bu.

Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder