12 Ekim 2016 Çarşamba

Fotoğraf okumasını biliyor musunuz?



Yürüyen Bulutlar 
Sabahattin Gencal
Baklacı Mahallesi, Beykoz
12. 10. 2016, 18.02
***


Duraklarda, hastanelerde, bankalarda vb. yerlerde sıra beklerken kitap okurdum.  Hatta otobüslerde de okurdum.  Ama beş on senedir evden dışarı çıktığımda yanıma, genellikle kitap almıyorum.  Beni az çok tanıyanlar inanamayacaklar; ama gerçek bu…

Kâinat bir kitap, Allah’ın ayetleri yazılı. İnsan kâinatın fihristi. Hz. Mevlâna’nın dediği gibi Okumasını bilirsek her insan bir kitaptır

Ben dışarı çıkınca “okumuyorum” demiyorum; yanıma yazılı kitap almıyorum. Kâinatı, olayları, durumları, insanları gözlüyorum.  “Ben insanları okuyorum.”dersem çok iddialı konuşmuş olurum.  Onun için karınca kararınca gözlem yapıyorum.

Bugün ikindi namazını Çekmeköy Küçükkoru Camiinde eda ettikten sonra otobüse atladım ve Çavuşbaşı Baklacı Mezarlığına gittim. Rahmetli eşimi, kayın biraderimi ve diğer akrabalarımı ziyaret ettikten sonra yine otobüsle döndüm. Yalnız, durakta 25- 30 dakika kadar bekledim.  Bu sırada zihnimden ne kadar konu gelip geçti sayamadım.  (Rahmetli eşimle ilgili duygularımı yazmamın uygun olmayacağı konusunda beni ikna ettiler. Onun için duygularımı içime atıyorum…)

Önümden gelip geçenleri doğru dürüst göremiyordum, hatta arabaları dahi gördüğümü söyleyemem. Nedense gökyüzüne bakıyordum. “Pürdikkat” derler ya benim bakışım öyle değildi. Dikkat mikkat yoktu. Öyle ki bulutlara takıldı kafam.
Ne var bunda demeyin, evet çoğu zaman görüyoruz bulutları. Bulutların hareketlerini görürüz. Hele ben, çocukluğumda bulutların dansını da görmüş, bulutların şiddetli savaşlarını da görmüş biriyim.  Gök gürültüsüne de, şimşeklerin çakmasına da alışmış biriyim. Yıldırımların düşmesini de gördüm. Şakır şakır yağmurlarda şimşek aydınlığında yol aldım… Kısaca bu konuda epeyce gözlemim var. Bütün bu deneyimlerden farklı bir durumla karşılaştım mezarlık çıkışında.

Resmen bulutlara takıldım. Ortalıkta ses denen bir şey yok. Küçük kuşlar alçaldılar; ancak kanatlarını bile dikkatlı kullanıyorlar. Işık oyunları yok. Bulut kütleleri ağır ağır, ağır ağır kuzey batıya doğru kayıyor. Nasıl kayıyor? Değil rüzgârın esmesi, yaprak bile kıpırdamıyor. Üst kütle, nispeten beyazımsı kütlenin hızı biraz daha fazla mı. Küçük parçalar da büyük kütlelere uyuyor. Kopma yok. Kopma yok. Kopma yok. (Bu arada düşünce tufanına uğruyorum.)
Otobüs geliyor. Kafam hâlâ bulutlarda.

Ciddi söylüyorum, içtenlikle söylüyorum kafam hâlâ bulutlarda. Benim kafam dumanlanmaz, bulutlanmaz, ama mezarlık çıkışı ne olmuşsa…

Çektiğim fotoğraflardan birini yayınlıyorum.

Bu fotoğrafı okuyabilenler çıkacaktır elbet.

Konunun burasında Rahmetli olan bir sınıf arkadaşım aklıma geldi. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen Okulundan bir arkadaşımla, mezun olduktan 18 yıl sonra Ankara’da buluştuk. Konuştuk, konuştuk, konuştuk… Daha sonra Kızılay’da bir resim sergisine gittik.  Bana kalsa sergiyi 30-35 dakikada, bilemedin bir saatte gezerdim; ama arkadaşım inanın bir resmin önünde yarım saatten fazla kritik yaptı. Öyle böyle kritik de değil…

Rahmetli arkadaşım, sağ olsaydı da “Yürüyen Bulutlar” fotoğrafımı görseydi… Kim bilir kaç saat kritik yapardı. O, resmen resimleri de fotoğrafları da okurdu:

Yok fotoğrafın mesajının ortaya çıkarılması; yok  kompozisyondaki ilgi odağı, yok açı ve mesafe… Dahası var fotoğrafın ruh hali. Fotoğrafı çekenin ruh halini anlarız da fotoğrafın ruh halini nasıl anlayacağız? Görüntünün inanç ve günlük yaşamla ilgisi… Kontrast; ön, orta ve arka plan, çerçeveleme, simetri… kısaca rahmetli arkadaşımın bakış açısı çok çok genişti.

Fotoğraf çekme ayrı bir sanat, fotoğraf okuma ayrı bir sanat, fotoğraf eleştiri desen o da ayrı bir sanat.

Kafanızı allak bullak etmeden kısa keseyim.

Benim kafam hâlâ bulutlara takılı ya sizin?

Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul 



4 yorum:

  1. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz, öncelikle kainatı okumak bizi gerçek manada terakki ettiren bir kapıyı aralıyor. Fotoğraf okuma ifadesini ben de kullanırım, hatta fotoğraflar üzerinden kısa hikayeler kurgularım bazen hemen. Fotoğrafın bugün yaygınlaşması yanında bu sözünü ettiğiniz değeri dışında algılanmasına da kızıyorum. Ama fotoğraf bir sanat ve ehlince kıymeti bilinir nasılsa. Teşekkür ediyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Görüşlerinize katılıyorum.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    Günlüğünüzü okudum. Söylenmesi ve paylaşılması gereken çok şey var. Nasıl siz, mezarlık çıkışı yoğun bir duygu atmosferi içinde kendinizi kaybettiyseniz, kurduğunuz bu güzel cümleler, aynı duygu yoğunluğunu bizlere de yaşatıyor, etkilenmemek elde değil. Cenab-ı Hakk'tan ahirete intikal etmiş başta müstakbel eşiniz olmak üzere tüm yakınlarınıza rahmetiyle muamele eylemesini niyaz ederim. Makamları cennet-i a'la olsun inşAllah.

    Fotoğrafa gelince, herkes ne görürse onu okuyacaktır. Ben burada önce Yüce Allah'ın Bir'liğini görüyorum. Yani hak dinin özünü ve temelini ifade eden kavram TEVHİD inancını. Cenab-ı Hakk Bakara süresinin 163. ayetinde mealen şöyle buyuruyor: "Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Ondan başka ilah yoktur. O Rahman'dır, Rahim'dir. (Esirgeyen ve bağışlayan).

    Aynı kare üzerinde okumaya devam edersek, gün sancılı bir doğuma girmiştir. Kim bilir nelere gebedir, ne doğuracaktır? Gaybı ancak Allah bilir. Güneş, aynı zamanda gecenin karanlığında yolunu kaybetmiş olan bulutlara yol göstermekte ve onlara adeta rehberlik etmektedir. İnşAllah bu fotoğraf karesine yansıyan şeyler biz insanlara da yansır da kaybettiğimiz doğru yola yeniden kavuşma imkanı buluruz.

    Bu fotoğraf karesinde Cenab-ı Hakkın cilvesini görüyoruz. Cenab-ı Hakk'ın cilvesi nasıl biz insanlara yansımışsa, tabiata da aynı şekilde yansımaktadır.
    Nereye baksak O'nu görürüz.

    Gelelim işin romantik kısmına, işte burada her insanın kendine göre görmek istediği şeyleri görmesine vesile olacaktır. Kimi bulutlardan, kimi doğan güneşten, kimi de tevhid inancından feyiz alacaktır.

    Gün ışığı caminin, minarenin ve ağaçların arkasında kaldığı için, fotoğrafa ayrı bir güzellik katmıştır.

    Elinize, emeğinize, kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.
    Selam ve dualarımla birlikte hayırlı günler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.
      Rahmet dileklerinizin kabul edilmesini Allah'tan dilerim.
      Kapsamlı yorumunuz çok güzel. Bu yorumdan hareketle şöyle bir çıkarım yapıyorum: Yazılar da fotoğraflar da yorumlarla güzelleşir, yorumlarla değer bulur...
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil