31 Ekim 2016 Pazartesi

Durma yorulursun

Dostlar unutulmaz
Harun Çınar, Sabahattin Gencal
İzmit, 29. 07. 2016, 15.35 
Eşim rahmetli olduğu zaman, Allah (cc) kendilerinden razı olsun birçok dostum, arkadaşım, akrabam, komşum, tanıdığım tanımadığım bana faydalı tavsiyelerde bulundular.  Bu tavsiyeleri uygulamaya çalışıyorum.

Her biri birer vecize gibi olan bu tavsiyeleri verenleri hatırlayınca Allah’ şükrediyorum. Bahtiyarım ki, istisnalar dışında hep muhterem, doğru, dürüst; ayrı ayrı belirtmeyeyim faziletlerle bezenmiş insanlarla muhatap oldum.  Tüm muhataplarıma şükranlarımı arz ediyorum.

Bu güzel insanlardan birini hatırladım bugün. Telefonla bana "Durma yorulursun." demişti. Dosdoğru bir söz.

Bu son zamanlar biraz keyifsiz olduğumdan dışarı çıkamıyorum. Haliyle yürüyüşlerimi de aksatmış oluyorum.

Dün çok az gezebilmiştim. Ekmek almak için çıktım. Market çok yakın olmasına rağmen fırına kadar yürüdüm. İyi ki yürümüşüm. Yürümek iyi geldi bana, Rize'li fırıncıyla konuşmak daha iyi geldi. Hayalen Rize’nin dağlarını görmeye, derelerinin şırıltısını işitmeye başladım. Odun fırınından yeni çıkmış tam buğday ekmeği aldım. Hiçbir yere uğramadan eve geldim.

İlk işim ne oldu biliyor musunuz?

Kimseler duymasın, ekmekten bir parça kestim, içine Trabzon tereyağından ve Sürmene peynirinden koydum. Anlayacağınız doktorların tavsiyelerini tutmamış oldum. Ama arada bir böyle ucuz keyf, böyle çocukluğuma götürecek lezzet olmalı değil mi?

Bugün de gezecek gücüm yoktu. İçimden bir ses “Fırına kadar gez hiç olmazsa…”demeye başladı. Tabii başka sesler de geldi içimden. Vee dışarı çıkmadım.

Evde de bir şeyler yapmaya elim kalkmıyor. Televizyonu açıyorum; ama televizyon beni açmıyor. Üstelik canım sıkılıyor.

Bu son günlerde sıkılmaktan öte kızıyorum da. Adamlar, aldırmazlık içinde dalga geçer gibiler. Vatan millet edebiyatı satırları arasına öyle sözler sıkıştırıyorlar ki…

Devamlı okumak da olmuyor. Kısaca boş kalıyorum, boş kalınca da yoruluyorum.

Bugün de yoruldum. Bugün de, yukarıda sözünü ettiğim değerli arkadaşımı, açık deyişle İzmit’te halen de esnaflık yapan Hafız Harun Çınar’ı hatırladım. Kendisini ne kadar övsem azdır. Tecrübe edilmiş veya kendinin tecrübe ettiği sözleri söyler sadece. Müşteriler, alacakları bir malın nasıl olduğunu sorduğunda “Kullanmadım, bilmiyorum.”  der veya “Ben kullanmadım; ama kullanan şu kişiler iyi olduğunu söylemişti vb. sözler söyler. 

İşte bu faziletlerle donanmış ağabeyimizin tavsiyesini yazacağım bugün. Kendisiyle fotoğraf çektirdiğim zaman, hem bu tavsiyeyi yazmak, hem fotoğrafı yayınlamak için müsaade almıştım kendisinden. Ancak uzun bir zaman sonra yayınlayabiliyorum.

Harun Ağabeyimiz benden 4-5 yaş büyük olmasına rağmen benden çok daha genç görünür. (Bana “ağabey” der.  Beni yaşlı gördüğünden değil; ağız alışkanlığından ve nezâketinden ötürü böyle der.) Hafızlığı unutmamak için, müşteri olmadığı zaman devamlı Kur’an okur. Gazetelerden yararlı gördüğü makaleleri kesip biriktirir. Yanına uğrayabildiğim zamanlar,  çay içerken ya bu makalelerden söz ederiz veya Kur’andan…

Allah’a ne kadar şükretsem azdır: Arkadaşlarımla hep iyiden, doğrudan, güzelden söz ederiz…

Hafız ağabey (Harun kardeşim) internete uğramaz. Onun için bu yazıyı okuyamayacaktır. Ama kim bilir kulakları çınlar belki.

Evet, dostumun sözünün doğruluğunu bir kere daha tecrübe ettim: “Durma yorulursun.

Boş insanın yazısı da insanı yorar mı? Yordumsa özür dilerim. Bunu telâfi için bir ayet hatırlatalım:  

Bir işten boş kaldın mı hemen diğer işe giriş. (Kuran: İnşirah, 7-8)


Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder