5 Ekim 2016 Çarşamba

Dünya ve ahirette nurlanmak için okuyalım


“Her kim Allah'ın kitabından bir âyet öğrenirse, 
o öğrendiği 
Kıyamet günü kendisine bir nur olacaktır.”

Hz. Muhammed (s.a.v.)

***





-           Kur’an’ı Kerim’in muhatapları kimlerdir?

-           Kur’an’ı Kerim Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.v.)’e tüm insanlara tebliğ edilmek üzere vahyedildi. Açık deyişle muhatap benim, sensin, odur. Yani hepimiz muhatabız.  Cins, ırk, soy-sop, meslek, makam-mevki, bulunulan coğrafya, yaşanılan zaman düşünülmeden tüm Âdemoğulları muhataptır ve Kıyamete kadar da muhatap kalacaktır. Bu arada cinlerin de muhatap olduğunu söyleyebiliriz.

-           Kur’an’ı Kerim niçin gönderildi?

-           “Yüce Allah tarafından nur, hidayet, öğüt, hikmet membaı, kendisine tutunulacak sağlam ip gibi sıfatlarla vasfedilen Kur'ân-ı Kerîm anlaşılmak ve yaşanmak için gönderilmiş bir kitaptır.” (1)

-           Kur’an okumak insanı neden rahatlatır?

-           Kur'an müminler için ruha gıda, gönüllere şifa, kalplere ise huzur kaynağıdır. Aslında Kur'an okumak bir iman ve inanç meselesidir. Şunu da unutmamalı; Kur'an'ın bizim okumamıza ihtiyacı yok, biz onu okumaya muhtacız! (2)   





-           Kur’an okumanın bir ibadet olduğunu, lafzının da kutsal olduğunu biliyoruz. Ancak Kur’anı yaşayabilmek için Kur’an’ın anlamını bilmemiz gerekir. Kur’an dilini bilmiyorsak ne yapabiliriz?

-           Kur’an dilini öğrenebilmek ne güzel bir çaba. Ama öğrenemiyorsak, başta Kur’an’ı Kerim Meal ve Tefsirleri olmak üzere ilgili tüm kaynaklardan istifade etmemiz gerekir.

-           Osman ibni Affân’da (Allah ondan razı olsun) rivâyet edildiğine göre Rasûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Sizin en hayırlınız Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.” (Buhârî, Fedâilu’l Kur’ân 21) hadisindeki öğrenen ve öğretenden ne kast ediliyor?

-           Efendimiz (s.a.v.) Kur’ân öğrenilmesi ve öğretilmesi konusundaki bu teşvikini, onun lafzı için yapmamıştır. Çünkü O (s.a.v.) zaten Arapça konuşmayı ve okumayı bilen bir halka söylemiştir öğrenme ve öğretmeyi. Dolayısıyla bunun, Kur’ân’ı okumayı ve okutmayı öğrenmek olmadığı kesindir. O (s.a.v) Kur’ân’ı ta’lim etmeyi ve ona muallim olmayı kast etmişti. Kur’ân’ın ta’lim edilmesi, onu hayata geçirmekti. Onun öğretilmesi ise, onu hayata taşıyacak bireyler yetiştirmekti.(3)

-           Kur’an dilini bilenler Kur’an’ı, bilmeyenler Kuran Meal ve Tefsirlerini veya ilgili kaynakları anlayabilmek için nasıl okumalıdır?

-           Kur'ân'ın anlaşılabilmesi için yapılacak bir dizi iş içerisinde derinliğine düşünmek, i’mal-ı fikirde bulunmak ve araştırmalar yapmak öncelikli bir yere sahiptir.

Yüce Allah, onun anlaşılması için zihnî çaba göstermeyenleri, düşünmeyi (tedebbür) bırakmaları sebebiyle kalplerinde kilitler olan kimseler (Muhammed 47/24) şeklinde vasfeder.(1)






-           Allah’ımız (c.c) şükürler olsun ki, yüzlerce Meal ve Tefsir, binlerce de dini yayın var. Ama ne gariptir ki, genel olarak, gerek bizzat yazarlar, gerekse eleştirmenler birbirlerini olumsuz olarak eleştiri bombardımanına tutmaktadırlar. Birçok eserin okunmasının caiz olmadığı hakkında hükümler vermektedirler. Bu durumda hiçbir tefsiri okumamamız mı gerekir?

-           “Hiçbir kimse Kur’ân’ı mutlak manasıyla tefsir edemez. Demek ki, hangi müfessir Kur’ân’ı tefsir etse (rivayetçi, dirayet veya reyci) mutlaka birçok eksiği kalacaktır. Tefsircilerin eksik, kusur ve yanılgıları olmuştur.” (4) Eksiklikler, yanlışlar olacaktır da, sırf bunun için okumamazlık yapmayacağız. Ama düşünerek, gerekirse karşılaştırmalı olarak okuyacağız?

-           Meal ve Tefsir okurken düşünebilmek, karşılaştırmalar yapabilmek için, en azından tutarlı tefsirciliği engelleyen nedenleri bilmeliyiz. Bu engellerin başlıcaları nelerdir?

-           Tutarsız tefsirciliğe neden olan etkenler topluca şöyle sıralanabilir:

1. Basiretsiz nakilcilik.
2. Hurâfecilik: (Tefsire israiliyyat karıştırma)
3. Teferruatçılık: Kur’an’ın kısa kıssalarını genişletip süsleyerek anlatma.
4. Bilgiçlik, işgüzarlık: Kur’an’ın kapalı bıraktığı, açıklamadığı ifadeleri açmak.
5. Filolojik bilgi yetersizliği: Yani Arapça dil bilgisinde zayıflık veya yetersizlik.
6.Aşırı sembolizm: Bâtıni veya Eş’ari denilen tefsircilerin temayülleri. (Mi’raç, Dabbe ve Deccal tasvirleri, şifre arayışları ve âyetlere gizli anlamlar yükleme vs.)
7. Siyasi Yaklaşımlar: Şii tefsirlerinde görülür.
8. Aşırı klasikçi veya aşırı modernist temayüller: Bu daha çok son yüzyılda görülmekte.(4)

-           Birçok tefsir türü var. Hangi tür tefsiri okumamız daha uygun olur?

-           Tanıdığınızın, sevdiğinizin, ünlülerin veya reklamı en çok yapılanların değil, anlama kapasitenize en uygun tefsiri okumak gerekir. İnsan kendinin kapasitesini bilmeyebilir, onun için sizin kapasitenizi bir bilene danışmak gerekir.

-           Kur’an’ı güzel okuyamıyoruz. Güzel okuyamamaktansa hiç okumayalım mı?

-           Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:

 “Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.”
Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyanların iki sevap almalarının sebebi, biri Kur’an’ı okumalarının ecri, diğeri de çektikleri meşakkatin ecridir. Burada Kur’an kıraatine bir teşvik vardır. Kur’an’ı mükemmel okuyanların sevabı ise hadsiz hesapsızdır.(5)

-           Kur’an kıraatına olan teşvik gibi Kur’anı anlamaya da teşvik var mı?

-           Zannediyorum ki, dînini önemseyen bir mü’minin bu konuda daha dikkatli olacaktır. Lafzı okumayı öğrendiği gibi, onu hayata taşımaya da gayret edecektir. Çünkü Kur’ân, ancak hayata taşınarak anlaşılabilir. Aksi hâlde, onun hiçbir vasfı size ve bize yol gösterici olmayacaktır. Bu durumda vahiy kendisini bize açmayacaktır, o zaman da vahyin rahmetinden yani Allâh’ın rahmetin mahrum kalmış olacağız. Allâh bizi bundan muhafaza buyursun.

-           Nisâ, 82. Ayet: Onlar bu Kur’an’ı hiç anlamaya çalışmazlar mı?
-           Muhammed, 24. Ayet: Öyleyse, onlar bu Kur’an üzerinde hiç düşünmezler mi?..
-           Mü’minûn, 68. Ayet: Peki, onlar (Allah’ın bu) sözünü anlamaya hiç çalışmadılar mı?
-           Sâd, 29. Ayet: (Ey Muhammed!) Sana indirdiğimiz bu kutsal ilahî kelâmda her şeyi açıkladık ki insanlar onun mesajı üzerinde iyice düşünsünler ve akıl-izân sahipleri ondan ders alsınlar.(6)

Hz. Peygamber (s.a.v.), Kur'ân'ın ahirette insanlara bir Nûr olarak gelmesini şöyle ifade buyurmuştur:

 "Her kim Allah'ın kitabından bir âyet öğrenirse, o öğrendiği kıyâmet günü kendisine bir nur olacaktır." (Darimî, 2/444) (7)





Kendi kendimle söyleşi yaparak Kur’an’ı Kerimde sıkça kullanılan soru cevap yöntemine benzer bir çalışma yapmak istedik. Açık deyişle öğrenmek istediğimizi sorduk. Bildiğimiz soruyu cevaplandırdık. Tam bilemediğimiz da bilenlerden yararlanarak cevaplandırdık.
Eğitimde sorular da en az cevaplar kadar önemlidir. Onum için hem sorulardan hem de cevaplardan çıkarımlar yapabilirsek amaca, Allah’ın yardımıyla ulaşabiliriz.

Sabahattin GENCAL, Çekmeköy-İstanbul

______________________________

1.         Prof. Dr. Abdulhamit Birışık, “Tefsir İlminin Ortaya Çıkışı ve Diğer İslâmî İlimlerle İlişkisi” adlı tebliğinden
2.            Prof. Dr. Mehmet Emin Ay, http://www.aktuelpsikoloji.com/kuran-okumak-insani-neden-rahatlatir-7272h.htm)
3.            http://www.islam-tr.net/forum/konu/sizin-en-hayirliniz-kur%E2%80%99an%E2%80%99i-ogrenen-ve-ogretendir-hadisini-nasil-anlamaliyiz.16127/)
4.            Eyyubi Işıksal,
http://www.feyzdergisi.com/icerik/2190/rivayet-dirayet-rey-ve-gelenek.html
5.            http://hadiskosku.blogspot.com.tr/2013/06/kuran-kerim-okumann-faziletini-anlatan.html
6.         https://www.facebook.com/tarikatiariza/posts/547165342100118:0


*********************************************************************************
*********************************************************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder