28 Eylül 2016 Çarşamba

Gerçek fotoğrafçı fotoğrafları konuşturabilendir


             Son zamanlarda çok kullanılan selfi sözcüğünü kullanmaya gerek var mı? Kendimin fotoğrafını çekiverdim. Özçekim mi diyorlar? Her neyse... 

            Uzun yazmayacağım ki bakanlara, inceleyenlere bir fırsat vermiş olayım.

           Bugün 74 yaşımın ilk günü. Niyetim, çektiğim fotoğrafları yazısız yayımlamaktı. Ama az da olsa yazmadan edemedim.

              Her on yıl için alında bir çizgi. Her yıl için göz çevresinde çizgiler. İleriye, ufka doğru bakış. Yüzde ışık %50 - %50. İyimserliği de karamsarlığı da taşıyabiliyor. 

              Montu gençliğin, gömleği orta yaşlılığın, kravatı ihtiyarlığın simgesi. Bugünde tesislerde ve parkta bulunması içindeki çocukluğun belirtisi.  Demek ki tüm geçmişimizi taşıyoruz. İnsanı okumasını öğrenmek isteyenlere tüyo vermiş oluyor muyum?

             Yaa, el falı bakar gibi fotoğraf falı bakıyoruz. Fal bakmak günahtır. Yorum da diyemiyorum; çünkü fotoğrafçı değilim. Resimden az çok anlarım; ne de olsa öğretmen okulu mezunuyum; ama fotoğraftan... Gerçi okulumuzda fotoğrafların banyo edildiği yer de vardı. Bazı arkadaşlar bu konuda da ustalaşmıştı...





Kameranın azizliğine bakın. Yukarıya bakarsanız bu azizlik göze çarpar. Ben ortada gözüküyorum. Bunu ayarlamak aklımın ucundan geçmemişti. Onun için diyorum ya tam bir kamera azizliği. 

Dikkat ederseniz fotoğraf makinesinden çıkanları aynen alıyorum. Kendi görüşüme göre kesip biçmiyorum, kırpmıyorum.






             Kedi merkezde. Merkezden yukarı doğru bakarsanız ayrı bir dünya, aşağı doğru bakarsanız ayrı bir dünya. Sağ ve sol için de aynı şeyleri söyleyebiliriz.



          Minarelere bakınız. İtiraf ediniz. İlk kez böyle bir minare fotoğrafı görmüyor musunuz?
         
         Fotoğrafın alt ve üst yakasının tezatlarına ne demeli?



           Parktaki mescidin önündeki güvercinler, büyük camilerin önlerinde gördüğünüz güvercinlerden farklı mı farklı. 





           Önden arkaya: Gölge, fidan,  ağaç, oyuncaklar ve dev bina...
         
            Sağdan sola : Bebek, kadın, aile...



        Bakın bakın; İnsanlar birbirlerine bakmıyor. Herkes gözlerini bir yerlere kaçırıyor. En arkada bankta oturanlar bile gözgöze gelemiyor. Bu ne tespit. Yine kamera azizliği.


            Bu fotoğrafı önden arkaya dört fotoğrafa; yine soldan sağa dört fotoğrafa ayıramayız mı? 4x4 lük fotoğrafı bir karede çekebilmek. Ammada uyduruyor diyenler bir daha baksınlar. Her döerlükte de dörtlükler görülebilir...




             Fotoğraftaki benim; ama fotoğrafi çeken ben değilim. Yazmak için, fotoğrafı çekenin ismini sormuştum, ama unuttum. Demek ki 74 yaşıma unutkanlıkla giriyorum.

          Daha birçok fotoğraf çektiğimi söylememe gerek yok. Sözde ilginç olanları seçtim. Güzel olanları seçmedim. İnternette Tantavi Tesisleri ve parkıyla ilgili bir çok güzel fotoğraf var.

         Bizim amacımız parkı falan tanıtmak değil. Günümüzün birkaç saatini burada geçirdiğimi vurgulamaktı. Yorumlarımı da unutun. Gerçek bir fotoğrafçı olsam yazı yazmazdım. Gerçek fotoğrafçı fotoğrafları konuşturabilendir. Alın size vecize gibi bir söz. Nasıl demişim ama...

         Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder