4 Ağustos 2016 Perşembe

Olağanüstü dikkatle düşünelim


15 Temmuz'da yaşanan darbe girişiminin, dini istismar eden FETÖ/PDY tarafından gerçekleştirilmesi sebebiyle,

        ·Süreci değerlendirmek,
         ·Bu ve benzeri yapıların ülkeye, millete, İslam'a, Müslümanlara verdiği zararları tespit etmek,
        ·Dini açıdan istişarelerde bulunmak ve
         ·Atılacak somut adımları belirlemek üzere,

normal şartlarda 5 yılda bir toplanan Din Şurası 3-4 Ağustos'ta olağanüstü toplandı. 

        Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi hakkında yararlı olacağını umduğumuz sonuç bildirgesi üzerindeki düşüncelerimizi bildirmeyi daha sonraya bırakarak, gazetelerden derlediğimiz birinci günde yapılan konuşmaların bazı satırlarını  olağanüstü dikkatle süzmek ve değerlendirmekte yarar görülmektedir.


“Her şeye rağmen bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içindeyim. Bundan dolayı hem Rabbimize hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyorum. Rabbim de milletim de bizi affetsin.”
“Hırsızlık kötüdür, ama en büyük hırsızlık insanların dinini, inancını, ümidini çalmaktır.”
Recep Tayyip Erdoğan,  TC. Cumhurbaşkanı

*
“Hepimizin büyük sorumluluğu var. Dinimizi en iyi şekilde anlatmakla yükümlüyüz. Yaşadığımız olayların tekerrür etmemesi için ciddi sorumluluğumuz vardır. Hiçbir boşluk bırakmamak zorundayız. Bilgili olmak durumundayız. Bilgiyle kendi önünü aydınlatmayanlar aldatılmaya mahkûmdur. Uyanık ve tedbirli olmalı, kendimizi geleceğe hazırlamalıyız.”
İsmail Kahraman, TBMM  Başkanı

*
“Bunlar sadece kendi cemaatlerinin içindekileri mümin gördüğünü biliyoruz. Bunlar Müslümanların birliği fikrini ortadan kaldırarak sadece kendi cemaatlerini öne çıkarmışlardır. Yıllarca Müslümanları cami bütünlüğü içinden çıkarmayı da ne yazık ki başarmışlardır. Bunlar modern bir masonluk teşkilatı gibi ortaya çıkmışlardır. Bunlar firavunlaştılar, yaptıkları sorgulamadan uzaktır.
Bunlar yeni bir din ortaya koymak anlamında da büyük hezeyanlar yaşadılar. En büyük problemleri ise sünnet camiasından ayrılan çok önemli bir özellik olan takkiyeyi imanın şartı olarak saymalarıdır.”
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Başbakan Yardımcısı

*
İhanet şebeksi sadece milletin varlığına suikast düzenlemesi kalmayıp, inancımızı, din ve medeniyetimizin kıymetlerini, dinimizi ve dindarlığımızı insanlık nezdinde bir düşman akçesine harcayacak bir öfkeye terk etmişlerdir. Zincirinden boşanmış bir vahşet olarak milleti katletmeye girişmişlerdir. Bu ihanet şebekesi milletimizi Allah ile Peygamber ile aldatmıştır derken yüreğim kan ağlamaktadır. Gözlerimizin önünde dini cemaat taklidi yapan bir truva atı, bütün insanlığı insanlara yardım görüntüsüyle aldatmıştır. Asya'yı ve mazlum Afrika kıtasındaki zihinleri de teslim almıştır.                                                                              İslam dininde mutlak bağlılık temel ilkeleredir. Ahlâk dinimizin en temel ilkesiyken, bu örgüt kendini gizleme, haram işleme, iki dilli konuşma, yalan söyleme, şantaj yapma gibi gayri ahlaki yöntemlere başvurmuştur. Bu tür davranışların İslam'la alakası yoktur.               …                                                                                                                                                   Bu örgüt karşısında dini ve akademik suskunluğun hiçbir açıklaması yoktur. Gerek Diyanet camiasının gerek de İlahiyat Fakülteleri'ndeki akademik faaliyetlerinin gözden geçirilmesi ve özeleştiri yapılması gerekmektedir.                                                                          Prof. Dr. Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanı

Paralel çalışmalarla, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlarının tüm kurum ve kuruluşlarımıza, yaygın deyişle devletin tüm kılcal damarlarına yerleştirilmesinde iktidarların büyük günahları üzerinde durmak zamanı değil. Günahları açmak bize hiçbir şey kazandırmaz aksine düşmanın ekmeğine yağ sürmek olur. Gün birlik olmak günüdür. Gün birlikte düşünmek, birlikte değerlendirip gereğini yapma günüdür.


Millet işlerinde her ferdin zihni, başlı başına faaliyette bulunmak elzemdir. İşte biz de burada din ve dünya içini istikbal ve istiklâlimiz için, bilhassa hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım.” (Atatürk’ün 07. 01. 1923 tarihinde Zağnos Paşa Camii’nde irat ettikleri hutbeden)

Millet işlerinde hepimiz elimizden geleni yapmalıyız. Bu düşünceden hareketle ben de, acizane olarak ne düşündüğümü, zaman zaman ortaya koymaya çalışacağım inşallah. Şimdilik Din Şurasındaki konuşmalardan hareketle yazmaya çalışalım:

Konuşmacılara bir şeyleri hatırlatmak, onların sözlerine söz katmak haddim değil. Ben sadece aklımdan geçenleri yazacağım:

Goethe’nin “Bir işi vaktinde yapmazsan eğer /Azalır taşımış olduğu değer.” Sözünden hareketle bu konuşmaların niçin önceden yapılmadığını sorgulamadan “ Zararın neresinden dönersek kârdır.” diyoruz.

Allah ile aldatan dincilerin dini ve milli değerleri ne kadar tahrip ettiklerini anlatan ilahiyatçıları, düşünürleri televizyonlardan, gazetelerden kovduran; bunların adeta aforoz edilmelerine sebep olanlar fikir üretimini engellemişlerdir. Evet, bu kabul edilemez durumdan ötürü birçok aydın kendine oto sansür uygulamış ve hakikatleri söyleyememişlerdir. Bundan sonra, Diyanet İşleri Başkanının deyimiyle söyleyelim “dini ve akademik suskunluk” olmaz inşallah.

İslam dininde mutlak bağlılık temel ilkeleredir.” diyen Diyanet İşleri Başkanımız, kim olursa olsun kişilere körü körüne bağlılığın iki dünyada da felâket getireceğini hatırlatmış oldu. Bundan sonra bu konuya da dikkat ederiz inşallah.

Başbakan yardımcısı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un deyimiyle modern Masonluk teşkilatı gibi ortaya çıkan, firavunlaşan, takiyye yapmayı imanın şartı olarak kabul edenlere fırsat verilmez inşallah.

Sadece inşallahla, maşallahla sorumluluklarımızdan kurtulamayız. TBMM başkanının deyişiyle bitirelim:

Bilgiyle kendi önünü aydınlatmayanlar aldatılmaya mahkûmdur. Uyanık ve tedbirli olmalı, kendimizi geleceğe hazırlamalıyız.


Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    Emek vererek hazırladığınız makalenizi okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Makalede paylaştığınız her bir konuya ayrı ayrı değinmeden ben de özetle şu düşüncemi paylaşmak istiyorum.

    İslamın ana gayesi, insanın dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamaktır. Ancak, bu inkar edilemez ilk ve son ilkeye karşı çıkılmış, İslamın sadece ahiret mutluluğu için geldiği yalan yanlış asırlarca yazılmış ve anlatılmıştır. Bu yaklaşımı perçinlemek ve desteklemek için de kurumlar ( tarikatlar, cemaatler, ahiret terminalleri) ortaya çıkmıştır. Tarikatlar ve cemaatler İslamı ahiret dini yapıp kendileri ise dünyanın zevkini çıkartmaktadırlar.

    Demem o ki; Diyanet İşleri Başkanlığı artık gerçekleri ele almalı ve İslamı doğru dürüst yeniden ele alarak anlatmalı.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz, iyi dilekleriniz ve tamamlayıcı yorumunuz için teşekkür ederim.
      Diyanet İşleri başkanlığı ile ilgili dileklerinize ven de katılıyorum. İnşallah dileklerimiz doğrultusunda çalışmalar olur.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil