15 Temmuz 2016 Cuma

İstanbul’un Çekmeköy’ünden Selâmlar…

Sabahattin Gencal, Çekmeköy, 13. 07. 2016


“Doğan ölür. Konan göçer. Gelen gider…” diye başlayan klâsik sözleri yaşayarak özümsedim. Vefat edenler ölümü tattı. Ben de ayrılık acılarını… Ölünceye dek kalmak niyetiyle konduğum yöreden zorunlu olarak göçtüm.  Açık deyişle eşim vefat edince Başiskele’deki yuvamızda yalnız kaldım. Yalnızlık duygusunu şairlerin bile anlatamayacağını sanıyorum. Onun için bu konuya hiç girmeden İstanbul’a dönüşümü kısaca anlatayım.

1974 eğitim yılı başlarında Bahçecik Ortaokulu Müdürlüğüne atandım. 1987 yılına kadar müdür ve öğretmen olarak Bahçecik’te kaldık. Yine klâsik ifadelerle anlatayım: Bahçecik’in havasını suyunu, taşını toprağını, kurdunu kuşunu ille de insanını çok sevdik. O kadar ki bu yöreye yerleşmeye karar verdik. Bir konut kooperatifine girdim. Deniz kenarındaki dairemizde ancak iki yaz dönemi kalabildim.

1992’de Haydarpaşa Lisesinde öğretmen olarak çalışırken emekliliğimi istedim. 1999’da kadar da bir özel okulda yönetici ve öğretmen olarak çalıştım. Tam Bahçecik’teki dairemize dönecekken  17 Ağustos 1999 depremi oldu. Allah, herkesi felâketlerden korusun. Allah zeval vermesin, devletimiz deprem konutları yaparak maliyet fiyatına iki yılı ödemesiz 20 yıl vadeyle biz depremzedelere daire verdi. 2001 yılı sonlarında girdiğimiz bu daireden, bu yuvamızdan önce eşim ayrılarak ahirete intikal etti. Ben de çocuklarımın ısrarına fazla dayanamayarak, bu benzersiz yuvamızdan ayrılarak İstanbul Çekmeköy’e geldim. Ümraniye’de dairem var; ama çocuklarıma yakın olayım diye Çekmeköy’de kirâ ile bir daire tuttum. Daha doğrusu çocuklar daire tuttular. Ramazanda bir vesileyle bu yöreyi gösterdiler bana. Yöreyi beğendiğimi anladılar. Çeşitli sondaj sorularıyla nasıl bir ev istediğimi de öğrendiler… Ben 15 günlüğüne Akyazı Kuzuluk Kaplıcalarına gittim. Bu taraftan bana haber vermeden Başiskele’di evi Çekmeköy Merkez Mahallesi’nde tuttukları eve taşıdılar. Böylece bana da sürpriz yaptılar. Sürprizin ötesinde beni duygusal yıkımdan kurtarmış oldular. Kendilerinden Allah razı olsun. 

Sabahattin Gencal evinin balkonundan nereye bakıyor?

İstanbul’daki, çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri; “Hocam İstanbul’u beğenmez, kaçıp yine Başiskele’ye gider, onun için orasını satın.”dedi.  Ben de ister istemez, çocukların bu önerisini  kabul ettim.

Sabahattin Gecal'ın işi gücü...

Yeni dairemdeyim. Okumaktan başka bir iş gelmez elimden. Bazen yazarım; ama yazdıklarımı benim de anlamadığım anlar olur. Rahmetli eşim okur temsilcimdi. Onun tavsiyelerine uyarak bazı değişiklikler yapardım. Bazen “Senin yazılarını anlayabilmeleri için okurlara sözlü olarak da izah etmelisin.” derdi. Şimdi okur temsilcim de yok. Öyle ya da böyle yazmaya çalışacağım. Çekmeköy’den yazacağım bu yazılarda samimiyetten başka sermayem olmayacak, olamayacaktır.

Değerli okurlarımı en samimi duygularla selamlıyor ve hayırlı günler diliyorum.


Sabahattin Gencal, Çekmeköy-İstanbul, 15. 07. 2016 

3 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.
    İstanbul Çekmeköy, neresi bilmem ama, size çok iyi geldiğine ve geleceğine eminim. Neden mi? "Tebdil-i mekanda ferahlık vardır." diye bir atasözü hatırlıyorum. Sayın hocam, yazınızı okudum. Haklısınız. Ama bundan sonra ki yaşamınızda kendinizi nerede ve nasıl daha iyi hissediyorsanız, öyle yaşamaya devam ediniz.
    Bir sonra ki yazınızda yeni evinizi çevresiyle birlikte (hem görsel, hem de metin olarak) anlatırsanız memnun olurum.
    Kimin ne zaman dar-ı bekaya göçeceği bilinmez. Kalan, göçen için sabredecek. Çünkü sabır, müminin gönlünü teskin eden Rabbani bir sırdır.
    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Düşüncelerinize katılıyorum.
      Yeni çevremle ilgili olarak, inşallah ileride yazabilirim.
      Hayırlı günler dileğiyle...

      Sil
  2. Merhabalar.
    Bir şey unuttum, onun için tekrar geldim. Yeni eviniz hayırlı olsun, güle güle iyi günlerde oturun.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil