31 Mayıs 2016 Salı

Sana senden gelir bir işde ancak dâd lazımsa

             İnsanoğlu havasızlığa birkaç dakika, susuzluğa yaklaşık iki hafta, açlığa hemen hemen iki ay boyunca dayanabildiğini tıp dergilerinden okuyoruz.  Peki, sizce insanoğlu yeni fikir üretmemeye  ne kadar süre dayanabilir?

             Sorumu anlamayan veya yanlış anlayan var mı?

             Sorumu  gereksiz ve zamansız bulan var mı?

              Sorum karşısında beynindeki çakmağı çakan var mı?  İster çakmağı, ister kibriti yak. Küçük bir kıvılcımın büyük yangınlara, tabii yakıcı olmayan yangınlara neden olacağını unutma.

              Hasbin Allah, yakıcı olmayan yangın da olur mu? Olur olur. Yapıcı, yaratıcı yangınlar da olur. Olmaz mı? Şairlere sorun isterseniz.

             Şurada, kırk yılın başı bir soru sorduk. Sonra soru hakkında düşünme fırsatı vermeden kafaları karıştırdık. Aslında var ya bu soru hakkındaki düşüncelerinizi karıştırmak şöyle dursun çırpartım. Çorbayı rondadan geçirdiğimiz gibi yapardım. Güzel bir şey ortaya çıkmaz mıydı dersiniz.
Biliyorum böyle başlamam acayip geldi size. Onun için önce sorumuzun cevabını verelim. İsterseniz    Ken Ruth’un cevabını yazalım:

            “İnsanoğlu havasızlığa birkaç dakika, susuzluğa yaklaşık iki hafta, açlığa hemen hemen iki ay, yeni fikir üretmemeye yıllar ve yıllar boyunca dayanabilir.”

             Ken Ruth doğru söylemiyor mu? Bizim toplum Prof. Aziz Sancar’a göre 500 yıl (1), Prof. Dr. Hüseyin Atay’a (2)göre 1000 yıl bilim dünyasına doğru dürüst  bir katkı sağlayamadı ki.

              Allah (cc) aşkına söyleyin hep böyle mi devam edeceğiz.  Allah bilir; ama böyle devam etme şansımız  da yok artık. Allah bizi korusun. Yanlış anlaşılmasın, işleri Allah’a havale ediyor değilim. Önce üzerimize düşeni hakkıyla yapalım, sonra da tevekkül ederiz. Yan gelip yatmakla tevekkül olmaz bu biline. “Bizim yerimize düşünenler olur.” demekle de sorumluluktan kurtulamayız bu da biline. Sakın ola ki bilgiçlik tasladığımı düşünmeyesiniz. Bu öngörü değil, bilgiçlik değil gerçeğin ta kendisi. Evet, büyük bunalım içindeyiz.

            Ayağa kalk ve düşün. Başka türlü söyleyelim Kıyama dur ve Allah’ın çağrısına uy yani aklet. Diyeceksiniz ki, “bizde akıl üzerine vaaz edenler, konferans verenler, tez yapanlar, ders verenler çok.” Doğrudur, bir de ben ekleyeyim kendini akıllı sananlar da çok. Ama bilmez misiniz ki önemli olan aklı kullanmaktır, açık deyişler yaratıcı ve üretici olmaktır. Fikir üretemeyenler mal üretebilir mi, bağımsız ve özgür olarak mutlu yaşayabilir mi?

         “Akıl şayet faal ise, yani bir işi görmekteyse faydalıdır. Faaliyeti olmayan bir iş görüp faydası dokunmayan akıl düşünemeyeceğimiz gibi, sadece aklın felsefesini yapan, onun fonksiyonları konusunda izah ve açıklama getirmeyen bir akıl felsefesinin insanlara ne derece faydalı olabileceği şüphelidir. Dolayısıyla Kur'ân, aklı fonksiyonel göstererek, onun gücü ve yapabilecekleri konusunda insanları haberdar etmekle, bir açıdan insanın sonsuz hayata hazırlanabilmesi, ebedî mükâfatı kazanabilmesi için aklını ne şekilde kullanması gerektiğini gözler önüne sermiştir.”(3)

            “Maddi üretimde ileri gitmiş ülkeler önce felsefe, edebiyat, kültür üretiminde ileri gitmişler, zengin bir tarih üretmişler; sonra mühendislik harikaları yaratmışlar.

              Biz ise felsefe üretemediğimiz, edebiyatı iplemediğimiz, kültür denince sadece kopya edilmiş bir mondenliği anladığımız, zengin tarihimizi Cumhuriyet, Osmanlı diye bölerek fukaralaştırdığımız için mühendislik de üretemiyoruz.

            İster kaçık olsun, ister uyduruk bizim muhteremlerden ilaç niyetine orijinal bir görüş çıkmıyor. Herkesin ne diyeceğini baştan tahmin ediyorsunuz, tekrar tekrar aynı şeyleri dinlemekten gına getiriyorsunuz.

           Düşünce sistematiğini geliştirmemiş olanlar, düşünce de üretemez, makine de!
Fikir üretemeyen mal da üretemez.” (4)

            Size samimi olarak bir şey söyleyeyim mi? 

            Aslında Vatan ve Hürriyet şairi Namık Kemal’ın bir dörtlüğünü yazmak için geçtim klavyenin başına. Ne olduysa , yukarıdaki metni yazdım. Demek ki oluyor böyle şeyler. Sonra şöyle düşündüm: Yeterince uzun yazdım, yazıyı burada bitireyim, sonraki yazımda da Namık Kemal’in dörtlüğünü yazarım. İçinden bir ses: “Bugünün işini yarına bırakma.” dedi. Uydum içimdeki sese, zaten dıştan gelen bir ses yok ki…

Gazel 

Sana senden gelir bir işde ancak dâd lazımsa
Ümîdin kes zaferden gayrdan imdâd lazımsa
Hayâtından neden hiç iştibâh etmezsin ey gafil
Acâyib gördüğün her hâli istib'âd lazımsa (5)

Namık Kemal

           Bu dörtlükte anlaşılamayacak bir şey yok sanırım. Anlaşılamayacağını sandığım birkaç kelimenin anlamını aşağıda bulabilirsiniz. (6)

             Ben, “sana senden” ifadesinin yanlış anlaşıldığı üzerinde duracaktım. Burada hitap milletedir, bir ferde değil. Tabii fertler düşünmeden toplum düşünemez, toplum düşünmeden fertlerin düşünceleri…  Bu üç noktayı da siz doldurun, ben yazarsam çoook uzar.

             Fertlerin düşünceleri önemlidir, fertlerin bir araya gelerek ortak düşünmeleri ve fikir üretmeleri daha önemlidir. Fikir kulüplerine işaret ediyorum. İstisnalar hariç bizdeki fikir kulüpleri de birbirlerinin fikirlerini çok iyi dinliyorlar ama ortak fikir üretemiyorlar.

           Bir kulübe, bir derneğe bağlı olmayan fertler arasında fikir alışverişi hiç, ama hiç olmuyor maalesef. Fikri yardım şöyle dursun, kimse kimsenin fikrini umursadığı yok. Birine, Allah rızası için, bu düşüncemi, bu çalışmamı incele, eksik varsa tamamla, yanlış varsa düzelt diyorsun. Ne öyle yapabiliyor, ne böyle; şaşırıyor, daha doğrusu şaşırtıyor, bunca sene vaaz verdikleri konularda bile fonksiyonel düşünemiyorlar.

            Eee, çoğumuz böyle fikir üretebilme bakımından kısır olduğumuza yanmakla mı vaktimizi öldüreceğiz? 

            Kompozisyon kurallarını oluşturanlara da şaşıyorum: Mutlaka anlamlı ve yazıya uygun bir sonuç paragrafı yazmak şart mı? Bunu okuyuculara bıraksak olmaz mı?

           Diğer yazılar için, bu dediğim belki olmaz; ama bu yazı için en iyi sonucu okuyucular bulacak ki bir fikir üretilebilsin…

           Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
-------------------------
4.                Cüneyt Ülsever, http://www.hurriyet.com.tr/fikir-uretemeyen-mal-da-uretemez-18715
5.                Namık Kemal, http://www.hikayeler.net/yazilar/5944/gazel/
6.                Sözlük
Dad, Adalet. Hak, doğruluk. (Osmanlıca'da yazılışı: dâd)
Gafil,  Aymaz(aymaz, Çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen (kimse), gözü bağlı, gafil.
İştibah, Şüphelenmek. Şüphe etmek. Kuşkulanmak
İstibad, Uzaklaşma. Uzak görme, ihtimal vermeyiş, olmayacak sanma, akıldan uzak görme. (Osmanlıca'da yazılışı: istib'ad)


5 yorum:

  1. Merhabalar.
    Yazınızda paylaştığınız gibi, bizim toplumumuzun uzun bir süre bilim dünyasına doğru dürüst bir katkı sağlayamadığı gerçek. Biz toplum olarak çok tembel bir milletiz. Rahatımıza düşkünüz. Eğlenceye ve rehavete bayılırız. Eee bizim gibi bir toplumdan daha ne beklenebilir ki?..

    Fikir üreten toplumlar prensipli, proğramlı, kararlı, azimli ve çalışkan toplumlardır. Bizler sadece günümüzü kurtarmakla meşgulüz.

    Kaleminize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve tamamlayıcı yorumunuz için teşekkür ederim.Düşüncelerinize katılıyorum.
      İnşallah fikir üretebilen bir toplum oluruz.
      Hayırlı günler dileğiyle...

      Sil
  2. YORUM DEĞİL!
    Sayın hocam, epeydir blog faaliyetinde bulunamıyorum. Ramazan Bayramınızı kutlar, sevdikleriniz ve sevenlerinizle birlikte sağlıklı ve huzurlu daha nice bayramlara kavuşmanızı ve yaşamanızı Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Recep Bey Kardeşim, Ben de geçmiş bayramınızı kutlarken ailece sağlık ve mutluluklar dilerim.
      Ben blog faaliyeti şöyle dursun bilgisayarı bile açamadım. İnşallah bundan sonra arada bir de olsa yazabilirim. Okumaktan başka bir şey gelmiyor elimden.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. merhaba şu gazelin tamamını yazabilirmisiniz Sana senden gelir bir işde ancak dâd lazımsa
    Ümîdin kes zaferden gayrdan imdâd lazımsa
    Hayâtından neden hiç iştibâh etmezsin ey gafil
    Acâyib gördüğün her hâli istib'âd lazımsa (5)

    YanıtlaSil