3 Nisan 2016 Pazar

Hayatım Çaykara (Ahmet Gencal)



*******
Gün geçmiyor ki bin bir olay, bin bir durum  olmasın. Gün geçmiyor ki üzüntülerimiz, nadir de olsa sevinçlerimiz katlanmasın. Sözün gelişi “gün”dedin. Siz “an” diyebilirsiniz. Anlık olayların, durumların perde arkalarını, ayrıntılarını görebiliyor muyuz?  İncelikleri, güzellikleri, olağan üstülükleri hissedebiliyor muyuz? İçtenlikle söylersek elbette "hayır" diyeceğiz.

Ne görüyoruz, ne hissediyoruz? Televizyonda izlediklerimizi, sosyal medyada gördüklerimizi, gazete adı ile çıkan kâğıtlarda okuduklarımızı. Tabii, herkesi kast etmiyorum. Genel olarak söylüyorum:

Üzülerek belirteyim ki biz düşünmüyoruz; ancak başkalarının düşüncelerini düşüncemiz olarak kabul ediyoruz. Bu olayı anlatabilmem oldukça zor. Psikolog olmam gerek bu hipnoz durumunu anlatabilmem için. 

Şahsen ben de şuradan buradan okuyorum ABD’de yapılan araştırmayı. İnsanların %5’i düşünür, bu düşünenler diğer %95’i de peşinden sürükler. Affedersiniz; ama biz neyiz?

Özgün düşenememizin nedeni okumamak olabilir mi? soruyu değiştirelim: Düşünce üretemememizin nedeni ders kitapları dışında kitap okumamak mı?

Roman, hikâye, makale, fıkra okuduğunuzu az çok tahmin ediyorum, ama “deneme” okuyor muyuz? Doğru olarak, samimi olarak söyleyelim,  ömrünüz boyunca kaç deneme kitabı okuduk? 

Bir başka soru daha sorayım: Türkiye’de bir çok değerli deneme yazarrı var; ama psikolojik deneme yazarı olarak kaç kişi var? Belki de  birkaç  tane vardır. Bilmeden, incelemeden yazmayı sevmem onun için belki de birkaç tane vardır dedim. Aslında çok iyi tanıdığım bir psikolojik deneme yazarı var. İsmini açıklayayım mı? O isim, tanınmayan yazarlardan Ahmet Gencaldır.

Ahmet Gencal özgürce seçtiği konularda, öğretici yanı olmakla birlikte, düşündüren yanları daha çok olan; kanıtlama gereği duymadan serbestçe yazıya döktüğü yazılarından bazılarını “Hayatım Çaykara” adlı bir kitapta topladı.

Çaykara nedir bilir misiniz? Güncel Türkçe Sözlük adlı esere bakalım:

 a. (ça'ykara) hlk. Çay kenarında çıkan göze, kaynak, pınar: “Çaykaraların suyu o kadar soğuktur ki dişlerini tıkırdatır.” -Y. Kemal.

Bu sular birçok tabakadan süzülerek su yüzüne çıktıkları için diğer sulardan farklıdırlar.
Ahmet Gencal’ın yazıları da bilinçaltından çıktıkları için farklıdırlar.

Bilinçaltının ne olduğunu bileceksiniz, ama yine de bir alıntıyla tekrarlayalım:

Bilinçaltı Nedir? Bilinçaltı beynimizin, biz farkında olmadan bilincimiz dışı çalışan, bedenimizin istemsiz kaslarını yöneten, gece uyurken dahi vücut fonksiyonlarımızın çalışmasını sağlayan, beş duyumuzla algıladığımız her şeyi an be an kaydeden ve gerektiğinde kullanılmak üzere bilincin emrine veren bir parçasıdır.” (http://www.izafet.net/threads/bilincalti-nedir.501123/)

Bilinçaltı katmanlarından yol bulup çıkarak kaynak olan; Yahya Kemal’ın bile dişlerini tıkırtadan  çaykara’dan içmek istemez misiniz? Tabii, havadan sudan söz etmiyoruz. Söz konusu olan Ahmet Gencal’ın “Hayatım Çaykara” adlı eseri. Okuyalım bir bakalım dişlerimizi tıkırdatmaz, ama inanıyorum ki beynimizi tıkırdatır.

Şunu da ekleyeyim: Türk edebiyatında deneme türünü şair, hikâyeci ve romancılar yazmıştır. Ahmet Gencal yazarlık hayatına deneme ile başlıyor. Hikâye ve romanla devam edecek. Yanı farklıdır Ahmet Gencal. Zaten sanatçılar da farklı değil mi? Bu yazıyı, bu notu "Hayatım Çaykara"yı" okurken üç boyutlu düşünmemiz gerektiğini hatırlatmak için yazdım.


Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder