9 Mart 2016 Çarşamba

Ölüm bir ders, aynı zamanda bir sınavdır







Ölüm bir ders aynı zamanda bir sınavdır.

Ben ölüm konusunda birçok ders aldım; en büyük dersi de 24. 01. 2016’da aldım. Açık deyişle 52 yıl aynı yastığa baş koyduğumuz vefakâr, fedakâr, cefakâr olan; sevgi, saygı ve hoşgörüyle gönülleri kazanan sırdaşım, arkadaşım, her şeyim, sevgili eşim Nurhayat 24 ocak 2016’da vefat etti. Yeri Cennet olsun.

Eşini kaybeden her canlının, her insanın üzüldüğü gibi ben de üzüldüm; ama benim sarsıntım biraz daha büyük oldu.  Üzüntümü anlatamam; ancak kısaca değinmeye çalışayım:

Eşimle ben, birkaç seneden beri, her yemekten sonra birbirimizin elini tokalaşır gibi tutarak “Allah beni sensiz yapmasın.” diye dua ederdik. Eşim ölünce, geçirdiğim şokun etkisiyle “Allah senin dualarını kabul etti; benim duamı kabul etmedi.” deyiverdim. Sonra pişmandım, tövbe ettim. Haşa, biz kim oluyoruz ki Allah’a sitem edelim. Bundan böyle duamı şöyle yorumlamaya başladım: “Allah beni eşimin güzel hasletlerinden mahrum etmesin.

Eşim en büyük destekçimdi. Bu konuda bir iki örnekle yetineceğim:

Hastanede, beyin damarına pıhtı atılmışken, tansiyonu, ağrıları tavan yapmışken bile, o anda yanında olan küçük oğluma “Babanızın ilâcını sürün.”diyordu. Ölümle pençeleşen eşimin beni  ne derece düşündüğünü bundan daha iyi nasıl anlatabiliriz.

Öğretmen kardeşi,  öğretmen eşi, öğretmen annesi olan eşim fahri öğretmen gibiydi. Akşam kız sanat okulunda ve olgunlaşma enstitüsünde öğrendiklerini  arkadaşlarıyla ve genç kızlarla paylaşırdı. Öğretmenle iftihar ederdi.

Benim okur temsilcimdi. Bu cümleyi biraz açalım:

Ben öğretmen ve okul yöneticisi olarak çok yüksek tempoda çalışan biriydim. Emekli olunca boşluğa düştüm sanki. Beden ve beyin fonksiyonlarımda da azalmalar görülmeye başladı. İşte bu durumdayken beni yazmaya teşvik etti. Birkaç kitap yazdım; ama bastıramadım. Bu kez beni internet dünyasına soktu. 

Birçok site açtım. Sanki bir veya bir iki site yetmezmiş gibi birçok site açtım. Okullarda birçok sınıfa derse giriyordum ya, onun gibi olsun istedim. Bloglarda yazmaya teşvik etti beni. Yazılarımın ilk okuyucusu oldu, ilk yorumcusu, ilk eleştirmeni oldu. Yayınla dediklerini yayınladım. “Eeehh, yayınlayabilirsin.”dediklerini de yayınladım. Bu yayınların beyin için bir egzersiz olabileceği düşüncesindeydi…

Okuyucu temsilcim yok şimdi. Okuma  yazma isteğim de yok; gezme  gözlem yapma isteğim de…  Dünyayı yok sayabilir miyiz. Büyük oğlum da küçük oğlum da yeniden internet dünyasına girmemi istediler. Ancak ölüm temasını işlememi istemediler. Anneleriyle ilgili duygularımı yazmamı istemediler. Geçmişe değil, geleceğe ait duygu ve düşüncelerimi yazmamı istediler. Daima olumlu olmamı da…

Çocuklarımın isteği üzerine tekrar internet dünyasına “merhaba!”diyorum. Çocuklarım, bir yerde haklı. Yarım kalan bir çok sitem var. Yarım bırakmak hiç de doğru değil. Bir kere onları tamamlayacağım. Sonra birkaç sitede  arada bir yazmaya çalışacağım.

Onsuz yazmak da zor, hayat da zor.

Zorlukların üstesinden gelmek dileğiyle…

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli






 BİZ (SANUR)
Sabahattin- Nurhayat

          






2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    19 Şubat 2016 tarihinden itibaren bloguma biraz ara vermiştim. Ancak müstakbel eşinizin vefat tarihini 24 Ocak 2016 tarihi olarak okudum ve nasıl haberim olmadı bir anlam veremedim.

    Sayın hocam çok ama çok üzüldüm. Emin olun ben de hep aynı duygular içerisindeyim. Hemen kendimi sizin yerinize koydum ve bir insanın eşini kaybetmesi halinde yüreğinin nasıl yandığını, acısını ve duygularını hissetmeye başladım. Başka türlü acıları anlayamayız.

    Sayın hocam Cenab-ı Allah müstakbel eşinize rahmetiyle muamele eylesin, acılarınızı hafifletsin ve sabr-ı cemil ihsan eylesin. Sizlerin ve çocuklarınızın başı sağolsun, en derin taziyelerimi bildiririm.

    Müstakbel eşinizin toğrağı bol olsun, kabri cennet bahçelerinden bir bahçe olsun, makamı cennet olsun ve Allah taksiratını affetsin. Sur'a üfleninceye kadar, rahat uyusun inşAllah!

    Sayın hocam zaten şu son zaman içerisinde eşinizle birlikte paylaştığınız yazılarınızdan eşinizi bir gün kaybedeceğinizi ben hep hissediyordum.

    Sayın hocam, emir büyük yerden gelmiştir. Takdir-i İlahi'dir. Hepimiz bir gün öleceğiz. Bir insanın eşini kaybetmesinin acısını çok iyi bilirim. Babamdan ve çevremde eşini kaybeden arkadaşlarımdan bilirim.

    Allah size güzel sabırlar ihsan eylesin. Sabır ve zamanla bu acı küllenecektir. Artık onun arkasından dua etmekten başka bir şey gelmez elden.

    Çok üzüldüm hocam, çok üzüldüm. Bir müddet hiç yalnız kalmayın, çocuklarınız size destek olsunlar ve bir müddet hep onlarla birlikte vakit geçirin.

    Babam eşini kaybedeli 20 yıl oldu. 20 yıldır babam tek başına memleketteki evinde kalır. Artık onu ikna ettik, ona küçük bir 1+1 daire ayarladık aynı apartman binasında yanımızda kalacak. Böbrek yetmezliği var ve 1922 doğumlu.

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun. Görüşmek üzere.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Başsağlığı dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Ayrıca verdiğiniz örneklerle, yaptığınız dualarla beni memnun ettiniz. Allah da sizleri memnun etsin.
      Her üç blogda da başsağlığı vermeniz de memnuniyet verici bir incelik. Bir dostluk, bir kardeşlik örneği. Başka ne desem bilemiyorum. Allah'tan sağlıklı hayırlı uzun ömürler diliyorum tüm ailenize ve dostlarınıza.
      Selamlar, saygılar ve sevgiler...

      Sil