5 Ocak 2016 Salı

Pencereye çıkamadı


          Hasta olan sevgili eşim, adeta özür diler gibi bir ses tonuyla beni yolcu edemeyeceğini söyledi.

          Bahçeden, pencereye çıkamayacağını bildiğim halde pencereye baktım. Gördüm O’nu. Apartman dairemizin penceresinde değil, gönül penceremde gördüm O’nu. Nur gibi parlayan Nurhayat’la yine el salladık.

          13 Temmuz 1964’ten beri, açık deyişle evlendikten beri, istisnalar dışında her gün kapıdan yolcu etti beni eşim. Ayrıca pencereye çıkardı. Birkaç noktada el sallarız birbirimize. Bu esnada beynimiz ve gönlümüz birçok düşünce ve duyguyla dolardı. Bunlardan biri: “Çıkmak var, dönememek var, veya dönmek var bulamamak var.” Daha çok da bir şair “son olabilir” temalı bir şiirini fısıldardı içime. Hangi şair, hangi şiirini? Bilemem. Aklım başımda değil. Zaten unutkanlığım arttı bu aralar.

            Böyle karışık duygularla gidiyorum. Başiskele polikliniğine gideceğim Nurhayat’a ilâç yazdırmak için. Sonra da, vakit bulabilirsem Umuttepe’deki Kocaeli Tıp Fakültesine gideceğim Nurhayat’ın kan tahlilleri sonuçlarını alıp doktora göstermek için... Nurhayat “ Fakülteye yarın gidersin, yorulma şimdi.”dedi. Ben eşim için yorulur muyum. Hava muhalefeti olsa da, rahatsız olsam da yorulmam yeter ki hastanelerdeki kuruklarda çok beklemeyeyim.

           Durağa geldim. Hava çok soğuk. Bu anda bir şey keşfettim: Sıcaklık da göreli bir kavram. Başkaları örneğin 10 derece soğuk hissediyorsa, bu anda ben, belki de eksi 10 derece soğuk hissediyorum. Zamanın göreceli olduğunu zaten biliyoruz. Bir türlü minibüs gelmiyor. Duraktakiler sakin sakin beklerken ben tedirginim. Durakta üşümektense yürümemin daha iyi olacağını düşünerek bir sonraki durağa kadar yürüdüm. Bira da orada bekledim. Baktım minibüsün geleceği yok. Başiskele’ye yaya gitmeye karar verdim. Başiskele gitmediğim yol değil. 20-25 dakikada polikliniğe varıyordum. Bu kez, soğuk olmasına, yolların yarı buzlu olmasına rağmen daha erken vardım.

           Yürürken de duygular bırakmıyor insanı. Şiir demiyeyim, duygu yüklü kelimeler istila ediyor beynimi gönlümü. Bu arada şunu ekleyeyim: 

           Ben şiir okuyamam, daha doğrusu okumam. Bir edebiyat öğretmeninin “şiir okuyamam” demesini yadırgamayın. Gerçekten okumam; çünkü şiir ana duyguyu okuyucuya geçirecek biçimde okunur. Ben şairin murat ettiği ana duyguyu değil; kelimelerin, mısraların bende uyandırdıkları duyguları aksettiririm. Yani şiiri kendimce anlar, kendimce okururum. Bu sanat çevrelerinde hoş karşılanır ama sınıfta? Aslında sınıflarda da böyle olmalı değil mi? Tabii, böyle olmalı; ama “yarış atı”haline getirilen öğrenciler sınava hazırlanacaklar, işte onun için demir kafes olan kurallara uymalı.

             Allah Allah, bu durumdayken bile eğitim sorunları geçiyor kafamdan. Kendimi kınıyorum, suçlar gibi kınıyorum. “Sen hastanı düşün, sen kendini düşün.”diyorum kendi kendime. Ama elimde olmadan düşünüyorum. Eğitimimiz bizden daha çok hasta...

            On on beş dakikada neler geçiyor insanın aklından neler... ben sadece şiirli kısmından biraz söz etmeye çalıştım. Biraz demem şundan: Bu yürüyüşü dün yapmıştım. Dünden kalan duyguların çoğu bugünkü duygularıma karıştı. Ayrıca klavyede o kadar ağır yazıyorum ki, çok düşüncem ve duygum havaya uçuveriyor.

             Neyse, şiirden söz ediyorduk. Şiirle ilgili kuramsal bilgileri benden sorabilirsiniz. Ama şiir yazma işine gelince... Benim şiirlerim mürekkep lekeleri gibidir. Kâğıda, bloga aktarılmış, serpiştirilmiş kelimeler. Be kelimelerden artı ve eksi kutup olanlarını bulabilenlerin fenerleri yanabilir. Yazdıklarım anlaşılabiliyorsa bilin ki bu şiir değildir. Olsa olsa basit bir manzumedir. Ya da gerçeğin belgesidir: İşte eşim için epey zaman önce yazdığım gerçeğin belgesi:

 Nuruşum

              ( Eşim Nurhayat Gencal'a)
Sen ağlarken ben sevindim mi ?
Ben üzülürken sen güldün mü ?
Bunun sebebini hiç düşündün mü?

Senlik benlik kalktı aradan
Bizi eş yaptı Yaradan.
Sen benim havam oldun,
Ben senin suyun.
Birbirimizi soluyup
Birbirimizi içtik.
Güzelce geçinip gittik.

                                                                                        Eşim, duygudaşım, arkadaşım,
                                                                                        Dilerim Tanrıdan
                                                                                        Geçinmemiz örnek,
                                                                                        Sevgimiz şarkı olsun.
                                                                                       Tüm benliğimiz mutlulukla dolsun.

                                                                                     Sabahattin Gencal
                                                                                     Yuvacık, 31. 12. 2003

         Mutluluk dilekleri, hayır dualarıyla nihayet polikliniğe geldim. Çok beklemedim. Sağolsun doktor hanım bir güzel reçete yazdı. Eczaneden ilâçaları alarak İzmit’e geçtim. 

          Bankaya uğradım. Bu kredi kartı aidatları konusunda altatılıyoruz. 75 lira kestiler. Hani otomatik ödeme olanlardan kesilmiyordu. Yok öyle değilmiş. Otomatik ödemesi olanlardan işletim ödemesi alınmıyor. Bu konuyu düşünecek zaman değil diye Umuttepe arabalarına bindim.

          Laboratuvarlardan Nurhayat’ın kan tahlil sonuçlarını aldım. Tabii doktorumuzun değerlendirme ve görüşlerini de. On onbeş dakika gecikseydim doktoru bulamayacaktım. Allah’tan işim rast gitti. Nurhayatla her gidişimizde işimiz rast gidiyor. Nurhayat zaman zaman “Ben annemin duasını aldım.” der. Nurhayat herkesin duasını almıştır. Allah geçmişlerine rahmet etsin.
Hastaneden dönerken de sanki Nurhayat yanımdaydı. Çok gidip geldik hastanelere. Hastane yollarında beraberce yürüdük.



Hatıralar sarmış dört bir yanımı
Baktığım her yerde izin duruyor
Bana her şey seni hatırlatıyor
Beraber yürüdük biz bu yollarda
Beraber ıslandık yağan yağmurda
Şimdi dinlediğim tüm şarkılarda
Bana her şey seni hatırlatıyor

Gökyüzünde güneş o gözlerini
Çatlayan topraklar bu hasretimi
Yakılan her ateş bitmez sevgini
Bana her şey seni hatırlatıyor

söz:Aşkın Tuna

         



Bazen arabadan inip hastaneye gidinceye kadar gerçekten ıslandığımız da oldu. Islanırken bile el ele “Beraber ıslandık yağan yağmurda” diyebiliyorduk.

            Bu son zamanlarda bu şarkıyı söylemez olduk. Açıkçası siyasetçiler söylemeye başlayınca biz sustuk. Ne acıdır ki siyasetçiler şarkıları bile yozlaştırdı.

            Minibüste şarkılar söylüyorum, tabii kimseler duymuyor. Şarkılarla Yuvacık arabalarının kalktığı yere geldik. Vakit epeyce geç oldu. Nurhayat’a telefon ettim. “Nerde kaldın, neredesin” dedi.

            Saat 12’de evden çıkmıştım. 5 saatte Başiskele, İzmit, Umuttepe... Özel arabam bile olsa bu kadar çabuk olamazdı. Ama alıştım Nurhayat’a. Ne zaman İzmit’e inip dönsem “Bu sabah, bu akşam.” der. Büfeye gidip gelmiyorum ki, sonra özel arabam da yok... Dedik ya alıştım. Şunu da ekliyeyim. Diyelim ki mutfağa gittim. Bu arada lavaboya uğradım. Yine “Nerde kaldın.”der. Bir bakıma hoşuma da gidiyor bu durumu. Bir elmanın iki yarısı gibi olduk. 

           Bazen Nurhayat mırıldanır:






Bir elmanın yarısı
Biri sensin biri ben
İki ceylan yavrusu
Biri sensin biri ben
Gel bir dünya kuralım
Başka kimse olmasın.
Biri kız biri oğlan
İki çocuk oynasın


...
          Minibüse bindim. Biraz sonra büyük oğlumuz Fuat görüntülü aradı. İyi ki aradı. Annesine telefon açmasını söyledim. Benim iyi göründüğümü, merak etmemesini annesine söylemesini istedim.

       Ve eve döndüm.

         Eve dönmek güzel, Nurhayat tarafından karşılanmak daha güzel. Güzel günlerin devam etmesi dileğiyle...

          Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

****************************************************


4 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsınız. Allah uzun yıllar sağlıkla, huzurla kuşatsın sizi.
    Bir de dikkatimi çekti. "Klavyede yavaş yazıyorum" diyorsunuz ama uzun ve gerçekten hissiyatı aktaracak şekilde yazıyorsunuz. Bu durum engellemiyor demek ki sizi. Tebrik ediyorum.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz, yorumunuz ve hayır duanız için teşekkür ederiz.
      Sizlere de ailece sağlıklı, mutlu ve hayırlı uzun ömürler dileriz.

      Sil
  2. ALLAH sağlık sığat hayırlı uzun ömurler versin sizlere dayı gerçekten birbirinize olan sevginiz saygınız biz genç nesillere güzel örnek oluyor herşey gönlünüzce olsun çok selam eder ellerinizden öperim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba yeğenim,
      Ziyaretiniz, yorumunuz ve hayır duanız için teşekkür ederiz.
      Sizlere de ailece sağlıklı, mutlu ve hayırlı uzun ömürler dilerken gözlerinizden öperiz.

      Sil