6 Kasım 2015 Cuma

“Hayatım Çaykara” ile hayallere bir adım daha...




             “Hayatım Çaykara” ile hayallere bir adım daha...

            “İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.” diyor Yahya Kemal Beyatlı. Ben de diyorum ki “İnsan, hayallerinin gerçekleştiği ölçüde mutlu olur.”

           Allah'a şükürler olsun ki birçok hayalim gerçekleşti. Bazı hayallerim de başka biçimde gerçekleşmektedir.
          
            Başka biçimde gerçekleşen hayallerin verdiği mutluluk da bir başka biçimde oluyor.

            Bir ev düşledim Mudanya’nın Tirilyesinde. Bahçe içinde, tek katlı, kerpiçten bir ev. Bahçeme, doğduğum ve ilk ergenlik yaşıma dek yaşadığım Trabzon’daki köyümden komar çiçekleri, cifin çiçekleri getirtecektim, karayemiş, Trabzon hurması fidanları da dikecektim. Kokulu üzüm asması da armut da, elma da... Bahçenin bir köşesinde küçük bir kümesim, bir başka köşesinde karakovanım da olacaktı. Evin önünde yine köyümdeki çeşmelere benzer bir çeşme, ağaçlar arasında yayla yollarındakilere benzer bir sülen de olacaktı. Bahçe çimlerini yaylamızdaki özel çimden, voloniça denilen başka yerlerde görülmeyen çimden döşeyecektim...


              Eşimin közde pişirdiği kahveyi karşılıklı içerken, beraberce bakacaktık denize, beraberce yürüyecektik evin çevresinde ve beraberce uçaçaktık kuşlar gibi göğün maviliğine... Sonra da kalemle kâğıdı buluşturup yazacaktım, yazacaktım, inşallah yazar olacaktım...

           Bu hayalim, henüz Bursa Eğitim Enstitüsü’nde öğrenciyken yani daha öğretmen olmadan kurduğum emeklilikle ilgili hayalimdi...

          1963’te,  rahmetli babam, yine rahmetli olan teyzelerimin beyleri amcalarla ve - Allah uzun ömürler versin- dayımla birlikte ikâmet ettiğimiz Bursa’dan Mudanya’ya gezmek için gittiğimizde bu hayali kurmuştum.

           Büyüklerim deniz kenarında bir kıraathanede denize karşı sohbet ederken onlardan müsaade alarak yalnız gezmeyi tercih ettim. Bir minibüse atlayarak Tirilye’ye gittim geldim. O sahile vuruldum. Tatlı bir meyille kıyıya inen yeşil yeşil doğaya bayıldım. Oralarda bir yerde bir dönüm kadar bir yer, yeniden şekillendireceğim, doğduğum yörelerdeki anılarımı canlı tutacak bir yer almayı hayal ettim. Tek katlı bir ev yapacaktım. Kerpiçten yapacaktım ki çocuklarımız ikinci kat yükseltmesinler...

          Allah nasip etti emekli olduk, emekli ikramiyesiyle ve ufak tefek birikimlerimle iki daire alabildim, küçük arsa da alabildim; ama çocukları düşünerek İstanbul’dan ve Kocaeli’nden... Yani Mudanya’nın Tirilyesi yine hayalde kaldı.

           Bazı hayaller gerçekleşemezse mutsuz olur insan; ama bazı hayaller de gerçekleşemezlerse de güzelliklerini korurlar, bir başka çeşit mutlu kılarlar insanı. Bu gerçekleşmeyen hayalimin aşamalı olarak başka biçimlerde gerçekleşmeye başlaması da ayrı bir mutluluk. “Mevlâm neylerse güzel eyler.

           Hayalimin birinci aşamasını büyük oğlum gerçekleştirdi. Beykoz’un Çavuşbaşı’nda iki dönümlük bir alanının ortasındaki evinin çevresinde onlarca ağaç yetiştirdi.  Türkiye’nin birçok yerinden fidan getirtti. Kümesi de var. Artı, büyükbaş hayvanları da, koyunları kuzuları... da. Tek cümleyle hayalimin fazlasını gerçekleştirdi. Tek eksiği komar çiçeklerinin, cifin çiçeklerinin olmaması; kara kovanın olmaması, bir de sülenlerin ve de yayla çimeninin (volaniçanın) olmaması... Hayallerin bitmesi de pek iyi olmaz değil mi? Her şey yavaş yavaş, her şey tadında tuzunda ve de zamanında...

          Hayalimin ikinci aşamasını yani yazarlık aşamasını da küçük oğlum gerçekleştiriyor.

          Kimbilir bu hayalden kaç kez söz ettim. Saymadım kaç kez söylediğimi yazdığımı.

           Küçük oğlum Ahmet Gencal’ın kitabının basılışı dolayısıyla duyduğum mutluluğu paylaşmak için bu hayalimi getirdim dile.

            Ahmet Gencal’ın “Hayatım Çaykara” adlı kitabı üzerine söyleyebileceklerimden bazılarını kitabın “Ne dediler” bölümünde yazdım. Yeri gelmişken burada da birkaç satır yazmak isterim.

            Öğretmenlik ruhu benim yazar olmamı engelledi sanki. Öyle ki her cümlem öğretici, her cümlem düşünce ve duygu yüklü. Böylesine yazıları kimse okumaz, işte onun için yazar olamadım; hayalimi gerçekleştiremedim; ama yukarıda da belirttiğim gibi çocuklarım ortaklaşa hayalimi gerçekleştirdikleri için ziyadesiyle mutlu oldum.

          Büyük oğlum Fuat Gencal’ın öykülerini, romanını okuyanınız vardır belki. Öyle akıcı, öyle sürükleyici yazıyor ki. Sade ve dümdüz yazıyor. Okuyucular bayılsa da yarışmalarda dereceye giremiyor. Demek ki edebiyatçıların istediği gibi yazamıyor. Yazamıyor demeyelim yazmıyor. Kendisine söyledim bu tespitimi. O da, şaka ile karışık, “Bundan sonra karuşuk kuruşuk yazayım bari..”dedi.

          Ahmet’ten söz etmek için başladım yazıya, ama Ahmet’i sona bıraktık.

           Bugün birçok yazar deneme yazıyor, öykü yazıyor; ama Ahmet gibi psikolojik deneme, psikolojik öykü yazabilen var mı?

            Bugün bir çok yazar da psikolojik gerçekleri sergilemeye çalışıyor; ama bilinçaltındakileri olduğu gibi ortaya döküyorlar; ama Ahmet bilinçaltındakileri arıtarak çaykaralar gibi gün yüzüne kavuşturuyor.

             Fuat Gencal’ın büyük bir kurgu ustası olduğunu söyleyebiliriz; ama Ahmet Gencal da kurgu da yok.

             Sanatçılar birbirlerinden yararlanır. Sanatçılar, doğrudan veya dolaylı atıflarla, anımsatma ve çağrıştırmalarla başka sanatçılara götürürler okuyucuları. Eleştirmenler “metinlerarası incelemelere”belkide bunun için çok önem verirler. Ahmet Gencal diğer sanatçılardan yararlanmıyor. Bunu büyük bir eksiklik olarak gördüğüm için kendisine hatırlattım ve çok çok okumasını salık verdim. Hiç kimsenin etkisinde kalmak istemediğini söyledi. Böylesi de pek görülmedi. Okuduğum bazı büyük sanatçılarda Ahmet’i görüyorum. Kendisine “Falan sanatçı senden yararlandı.” derken gülüyor. Demek ki benzerlikler bazen de hiç farkında olmaksızın oluveriyor... Ahmet Gencal “şuyum buyum” demiyor. Böylesine kaygıları, takıntıları olmaksızın döktürüveriyor. Ben benzerliklerden hareketle Ahmet Gencal’ı postmodernist olarak görüyorum. Modern olmadan postmodern olunamıyacağından söz ederler, önceleri işlenen konulara uğramadan, değinmeden postmodern olunamayacağını da söylerler; ama nasıl oluyorsa Ahmet postmodern bir sanatçı gibi. Yaygın deyişi tekrarlayalım: "Sanatçı aykırıdır, farklıdır." Ahmet de aykıdır, farklıdır, o halde...
             
           Fuat klâsik (geleneksel) , Ahmet postmodern... başka deyişle bir kanadım klâsik, bir kanadım postmodern. Kanatlandım, havalanıyorum ben... Çok havalanmak da iyi değil tabii, yüksekten düşen parçalanır...

          Kısaca “Hayatım Çaykara” ile hayallerime bir adım daha atmış bulunuyorum.

           Hayatım Çaykaradaki çaykaradan içebilir misiniz? Sizi bilmem; ama pet şişelerden su içenler Hayatım Çaykara’dan yararlanamazlar. Bunu da açık açık, samimi olarak yazıveriyorum. Bu açıklık, bu samimiyet kendi eserlerimin okuyucu karşısına çıkamamasına sebep oldu. Şimdi de oğlumun okuyucuyla buluşmasını mı önleyeceğiz. Hayır kuşkusuz. Okuyuculara bir ön bilgi vermenin yararlı olacağını düşünüyoruz. 

          Vee, diyoruz ki; Hayatım Çaykara’da çaykara içmekle kalmayacak, üretime katılacaksınız. Çağrışımlarla beslenecek, kelimelerin kapılarını açmayı öğreneceksiniz.

            "Kelimelerin kapılarını açmak da ne ola ki?" diyenlere, işte denemesi bedava diyorum:

           Bir ev düşledim Mudanya’nın Tirilyesinde
           Tek katlı kerpiçten bir ev
           Ayvanda eşimle kahve içiyoruz
           Denizi dalgalandırıp gökyüzünü boyuyoruz
           Bahçemizdeki ses arı vızıltısı mı, sülen şırıltısı mı ?
           Biz, ses ve renk: ahenk mi ahenk...
           ...

        Yukarıdakiler bir şiir denemesi değil, şiirler kelimelerin içinde saklı, her kelimenin kapısını açabilirseniz hayallerimi anlayabilirsiniz. Benim hayallerimi anlarsanız eminim ki Hayatım Çaykara’yı da anlarsınız.

         Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

 *




4 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Sizin bu yazınıza karşılık duygu ve düşüncelerimi paylaşmak için bana şöyle en az sizin ki kadar kocaman bir sayfa lazım. Bu sefer de yazılan yorumun gölgesinde kalacağı için, yorumumu gayet kısa tutacağım.

    Sayın hocam hangimizin hayalleri gerçekleşti ki, en azından sizin hayallerinizi gerçekleştiren iki oğlunuz olmuş. Ne mutlu size. Allah onların acısını göstermesin size. Her iki oğlunuzu da babalarının hayallerini gerçekleştirdikleri için tebrik ederim. Evlatlarınızla gurur duymalısınız. Cenab-ı Allah, size ne güzel iki evlat vermiş ve onlar babalarının hayallerini gerçekleştirmiş. Ne güzel ve ne yine ne güzel bir gurur kaynağı. Cenab-ı Allah, isteyen herkese böyle hayırlı evlatlar nasip ve müyesser eylesin.

    Mudanya'nın Trilye'si her nereyse, en azından benim de sizin gibi böyle gerçekleşmemiş bir hayalim var, ama en azından çocuklarınızdan biri (FUAT) sizin bu hayalinizi Mudanya'nın Trilye'sin de olmasa da yine o bölgeye yakın bir başka yerde hayalinizdeki çiftliği kurarak,hayalinizi gerçekleştirmiş oldu, ne mutlu sizlere!..

    Diğer oğlunuz Ahmet'de yazarlık hayalinizle gelişen kitap yazma tutkunuzu gerçekleştirmiş oldu. Yine ne mutlu sizlere!..

    Benim ne kerpiç evimi yaptılar, ne de kitabımı yazdılar. Ama ben her şeye rağmen yine mutlu olabilmesini becerebilen bir adam olarak, sessiz sedasız hayatımı sürdürüyorum.

    Sayın hocam sizlere sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim. Çocuklarınızla birlikte sizlere mutluluk dolu bir yaşam dilerim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için çok teşekkür ederim.
      Her zaman da söylediğim gibi sizin yorumlarınız yazıyı tamamlayacak, yazıya değer katacak mahiyettedir.
      "Ben her şeye rağmen yine mutlu olabilmesini becerebilen bir adam olarak, sessiz sedasız hayatımı sürdürüyorum."sözünüz kulağa küpe yapılması gereken sözlerden biridir. Allah devamlı mutluluklar versin.
      Hayallerinizi gerçekleştirebilecek yaştasınız, hayallerinizle de örnek olabilecek olgunluktasınız.
      Bilmukabele mutluluk dileklerimizi ve selam sevgi ve saygılarımızı sunarız.
      Allah'a emanet olun.

      Sil