22 Eylül 2015 Salı

Dostumuz Ceviz Ağacı’nın Ardından



Dostun mumla arandığı günümüzde cevizden de dost olur muymuş? Olur olur bal gibi olur. Prof. Dr. Sefa Saygılı’nın “Beyin Dostu Gıda: Ceviz”[i] başlıklı yazısını okuyunca ikna oldum. Gerçekten ceviz, beyin dostudur. Prof. Dr. Canan Karatay[ii], Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu[iii], Ahmet Maranki[iv], Dr. Ender Saraç[v] gibi alanında uzman kişilerin yazılarını okursanız eminim ki siz de ikna olacaksınız.

Ceviz sadece beyin dostu mu? Ceviz aynı zamanda barsak dostu, damar dostu ve kalp dostu... Ayrı ayrı saymadan ceviz tüm organlarımızın dostudur. Tek cümleyle ceviz “can dostu”dur.
Can dostlarımız, üzülerek belirtelim ki çok az. Ceviz dikmiyoruz, cevizin nerede, nasıl dikileceğini, nasıl bakılıp büyütüleceğini hiç bilmiyoruz. Kendilerini “ceviz uzmanı” sananlar bile yurt dışına çıkınca bu konuda ne acınası durumda olduğumuzu görüveriyorlar.


Aslında cevizin tarihçesini, önemini ve yararlarını - zararlarını anlatmak için geçmedim klavyenin başına. Ben bahçemizdeki, apartmanımızın hemen dibindeki, başka deyişle burnumuzun dibindeki ceviz ağacından söz edeceğim.

1999’daki Kocaeli depreminde sahildeki dairemiz yıkılınca, devletimize Allah zeval vermesin, Bayındırlık Bakanlığı 2 yılı ödemesiz 20 yıl taksitle bir apartman dairesi sattı bize. Dairemize 2002’de yerleştik.

Birbirini tanımayan debremzedeler bahçeye çeşit çeşit ağaçlar diktiler. Zemin kattaki komşumuz bir ceviz ağacı dikti. Karşı apartmandan bir komşu da hemen yanında bir ceviz fidanı daha dikti. Erik ağacından, karayemişe, hurmaya, selviye, çama kadar bir çok ağaç dikildi. Çeşit çeşit güller, isimlerini bilmediğim çiçekler dikildi. Eve gelip giderken bahçedekilere sevgiyle bakıyorduk.
Apartmanımız üç katlıdır. Ben üçüncü kattaki dairede oturuyorum. En alt dairede oturan komşu yetiştirdiği asmayı balkonuna çıkardı. Çeşit çeşit çiçeklerle bahçeyi çiçek gibi yaptı. Ben de sevgiyle suladım hepsini.

Ceviz fidanları zaman içinde diğerlerine fark atmaya başladılar. Derken derken bizim pencereye ulaştılar, hele bu son üç seneden beri tepemize çıktılar.  Bu arada bahçedeki diğer ağaçlar solmaya başladı, cılızlaştı. Asma da çiçekler de büsbütün yok oldu. Bu durumun sebebini anlayamıyordum. Kemdimce şöyle düşünüyordum; alt kata gelen yeni kirâcı herhalde eski kirâcının yerini dolduramıyordu. Meğer durum öyle değilmiş. Gerçek sebebi anlayalı ancak daha birkaç hafta oluyor. Bu konuya şimdilik nokta koyarak ceviz ağacından söz etmeye devam edelim.

İki ceviz beraber büyüyerek dal budak sardılar, tüm bahçeyi kapladılar. Kendileriyle birlikte egoları da büyüdü. Tüm dairelerin pencerelerine perde oldular: Çok kıskanç bir perde. Bahçe dışındaki güzellikleri seyretmemizi kıskandılar. Hep kendisini seyretmemizden zevk alır oldular. Bu arada şunu da belirteyim, ben akşam güneşinin batışını penceremden seyretmeye bayılırım. Taa 1970’den beri bu alışkanlığım devam eder. Öyle olrum ki şiir yazmak bile aklıma gelmez. Ceviz güneşimin önüne geçti. Büsbütün kapanmadı güneş. Dallar arasından, yapraklar arasından da güneşin batması güzel.
Doğrusu cevizi seviyordum. Bana doğduğum, 13 yaşıma kadar yaşadığım Trabzon’daki köyümü hatırlatıyordu. Yağmur damlalarının yapraklarla melodi yaratması, esintiyle dalcıkların dans etmesi görülmeğe değerdi. Uzatmayalım ceviz her mevsim güzeldi. Penceremden genel başlıklı yazılarımda farklı resimlerini yayınladım. Eşimin de ufukları, engini seyretmesini engellemişti Ceviz. Eşim bu engellemeğe değil; ancak çocuklarımıza el sallamayı engellemesine darılıyordu. Eşim rahatsız arada bir gelen çocuklarımızı ayrılırlarken yolcu edemez; ama pencereden el sallarlar. Cevizler bunu da kıskanmış olacaklar ki görüşü kapatıveriyorlardı.

Cevizden, her şeye rağman yakınmadım, dedim ya her şey bana doğduğum köyü hatırlatıyordu. Doğrusu, ceviz de bizi seviyordu. Siz de hak vereceksiniz buna. Gençler alttan alttan ceviz toplarken bize seyretmek düşüyordu ancak. Yaşlılar ceviz toplayavilirler mi? Ceviz durumun farkına vardı, bir gün, bir gün derken onbeş gün kadar öncesinden söz ediyorum. Salonumuzun camında sesler duyduk. Baktık ki Ceviz cama vuruyor. Eşim, hayret etti dallar ceviz yüklü. Toplamamı istedi, ben de topladım on onbeş kadar ceviz. Geçen sene de buna benzer bir durum olmuştu. Ama yazmadım; ancak Cevizin bu son ikramını yazmadan geçemedim. Eşim, düşerim diye korkmadan ağaca çıkıp ceviz toplamamı istedi. Ben de, bir anımı hatırlarak  ağacın, dalına başka deyişle bize ceviz sunduğu eline tutarak ağacın diğer dallarına geçeceğimi söyleyince, bu kez korktu. On veya on bir yaşlarındayken halamın kızlarıyla ayvandan (uzun balkondan) kapılarının önlerideki ğaca geçmemizi hatırlamıştım. Dedim ya, bana herşey doğduğum yöreleri hatırlatıyor.
Konuyu uzatıyor muyuz? Neyse kısa keselim.

Apartman sakinleri olarak toplandık. Konumuz evin montolamasıydı. Oturduğum dairenin altındaki daireyi satın alan yeni komşumuz bizi öyle aydınlattı ki sormayın. O konuşunca, diğer sakinler de konuştu, tabii ben de dinledim.

Ceviz ağacı dallarını alt komşumuzun balkonuna uzatıyordu. Cevizin elinin uzun olduğunu nasıl söyleyebilirim. Daha, toplantıdan birkaç gün önce bu ellerle bna ceviz ikram etmedi mi? Mantolama yapacak usta da Cevizin iskele kurmayı zorlaştıracağından söz etti. Allah Allah, Ceviz Ağacı evin manto giymesini mi kıskanıyordu. Buna bir çare bulunabileceğini düşünürken yeni komşumuz ceviz ağaçlarının  sülfür salgılamasından söz etti. Cevizin altında oturulmazmış. Oysa bu günlerde Cevizin altı piknik yeri gibi. Bir başka komşu da “Diğer apartman sakinleri de geliyorlar, gelmesine gelsinler de bıraktıklarını temizlemeden gitmeseler...” Bu konuda da çok efsane var; ama cevizi kesme gerekçesi olabilir mi? Komşular daha birçok gerekçe sayarken, ben içimden geçirdiklerimi söylemiyordum.

Kargaların karargâhı Ceviz taa çatıya çıkıp bize tepeden bakan Ceviz, yer altında da kök salarmış. Doğal gaz, elektrik, telefon girdileri, su artık kanallarımız hep yer altından Ceviz bunları da kıskanır mı acaba?

Yukarıda söz açmıştım, asmanın, çiçeklerin yok olmasına, ağaçların cılız kalmasına akıl erdiremiyor; yeni kirâcın eski kirâcı gibi olmadığına hükmediyordum. Meğer öyle değilmiş.  Ceviz Ağacı, diğer Ceviz Ağacı arkadaşı ile birlikte el ele vererek, beraber büyüdükleri diğer ağaçları cılızlaştırdılar, asmayı da, çiçekleri de büsbütün yok ettiler...

Alt katı satın alan yeni komşumu dinleyince bende jetonlar düşüverdi. On iki on üç sene hep duygusal oldum. Cevizi hatıralarımı tetiklediği ölçüde sevdim. Kim bilir  O da sevmiştir beni. Onun için, yukarıda da söz ettiğim gibi bu dost kıtlığında dost olduk onunla. Gerçekten eşim de bir dost gibi gördü onu. Her sabah beslediği kargalardan şikâyet etmesine rağmen, yağmurlarda, rüzgârlarda penceremizi yumruklamasına rağmen, özellikle de görüş alanını kapatmasına rağmen seviyordu Cevizi.

Sık sık Cevizin hatıralarımı tetiklemesinden söz ettim; ama nedense köyümde ceviz ağaçlarının evlerden uzak mekânlara dikilmelerinin sebeplerini hiç düşünemedim.

Apartman yönetim kurulu toplantısında cevizlerin kesilmesi için Belediye Başkanlığına bir dilekçe yazmaya karar verildi. Yeni komşumuzun gerekçeli olarak yazdığı dilekçeyi imzaladık.
Montolama yağmur dolayısıyla bir hafta geç başladı. Bu bir hafta içinde içimden çok çok şeyler geçerek seyrettim Cevizi. Derken...

20 Eylül 2015, Pazar günü bir motor sesi duyduk. Cama çıktık. Cevizin kesilmekte olduğunu görünce motor sesleri de bir çığlığa dönüştü. Komşuların çoğu seyre koyuldu. Ben dayanamadım. Aşağı inemediğim gibi, camdan da bakamadım. Yalnız birkaç poz almayı da ihmal etmedim.



Eşim de üzüldü. Bir taraftan içinin sızladığını söylerken bir taraftan da görüşünün açıldığını söyledi.
Eşim de buruk, ben de buruk. İhtimal okuyucular da buruk.

Nasıl buruk olmayalım. Bu konuda benim de yanlışlarım olmadı değil. Fidanlar çok iyi niyetle dikildi. Fidanları da çevresindekileri de beş altı sene çok sevdik. Ama Cevizlerin egosunu fark edemedik. Daha doğrusu “neyi, ne zaman, nerede, nasıl yetiştireceğimizi bilemedik.” İşte bundan Ceviz Ağaçlarının eksikliği.

Ceviz ağaçlarına çok çok ihtiyacımız var.Vakit geçirmeden ceviz yetiştirmeye başlayalım. Öyle başlayalım ki on onbeş sene sonra oy çokluğu ile kesilmelerine karar vermeyelim.

Eşim ve ben ceviz ağacından söz ediyoruz bir iki gündür. Daha da edeceğiz gibime geliyor. Dostlarımızı unutmayacağız.
Siz de unutmayın emi...

Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli




2 yorum:

  1. Üzücü ama bilinçli ekim, dikim konusunda aydınlatıcı bir yazı olmuş Hocam:( Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Bilinçli olmak, bilinçli olmak, bilinçli olmak...
      hayırlı günler dileğiyle...

      Sil