30 Mayıs 2015 Cumartesi

Dayımın evi yandı, benim de...

  


Sınav

İçin yanar, kalbin kanar
Allah her kulunu sınar
Bir kere daha sınandım
Güzel derslerle donandım.

Önlemimizi alırız
Kadere teslim oluruz
Her şeye sabrederiz
Sınavımızdan geçeriz.

Sabahattin Gencal

              Bu yaşıma dek, yani 72 yaşıma dek çok şeylerle karşılaştım. İçim yandı, kalbim kanadı, ama sarsılmadım; her şeyin Allah’tan geldiğini unutmadım. İmtihan dünyasında tutunmaya çalıştım. İnşallah bütün sınavlardan başarılı çıkarız.

              Bir kaç gün önce bir sınavdan daha geçtim.
             28. 05. 2015  Perşembe günü oğlum Fuat telefonla, Facebooktan öğrendiği bir haberi söyledi bana. Dayımın, Trabzon ili Dernekpazarı ilçesine bağlı Akköse Mahallesindeki evi yandı. Oğlum da, tüm duyanlar da üzülmüştür; ama ben uyuştum. Doğduğum, küçükken çokça kaldığım, anılarımın beşiği evin yanması doğrusu içimi de yaktı.
            Bursa’da bulunan dayımın büyük oğlu Ömer’e telefon ettim. Ömer, evin yandığını doğruladı. Gecenin ortasında Harun Gencal’ın evindeki elektrik kontağından çıkan yangın Harun Gencal’ın iki evi ile birlikte dayımın evini de kül etti.
           Ömer’e dayıma telefon etmediğimi söyledim. Dayım belki bilmiyordur. Sonra rahatsız olduğu için durumu nasıl karşılayacağını da kestiremediğim için telefon etmediğimi söyledim. Ömer, haberi geceleyin öğrendiğini; ama dayıma gündüz haber verdiğini söyledi ve dayıma telefon edebileceğimi de ekledi. Ömer, ayrıca Cumartesi günü, kardeşi Fetibey ile birlikte Trabzon’a gideceğini söyledi. Birkaç ay içinde inşaata başlayacaklarını da ekledi.
            İnşaat mühendisi ve müteahhit olan Ömer’in bu kararı beni ne kadar memnun etti anlatamam. Bu kararın gerekçesi hakkında bir şey söylemedi, ama ben bazı çıkarımlar yaptım. Dayımla yengem, önceleri her sene, bu son zamanlarda birkaç senede bir köye gider, birkaç hafta kalırlardı. Bu kez dayım gidince içi fazla cızlamasın, boşluk görmesin, boşluk hissetmesin diye ev yapmaya karar verdi gibime geldi. Ömer çok düşüncelidir. Onu gördükçe, ondan söz ettikçe dedemi hatırlarım. Yeri gelmişken belirteyim. Dedem Ömer Efendi’yi tanımam. Annem gelin olmadan birkaç sene önce vefat etmişti. Dedem Ömer Efendi, herkes tarafından,  her bakımdan övgüyle anılan biriydi.   
             Dayıma, tereddütle  telefon ettim. Boşuna tereddüt etmişim. Dayım her zamanki gibiydi. Benim sesimden moralimin bozuk olduğunu anlamış olacak ki dolaylı bir ders verdi bana. Sabahleyin okuduğu takvim yaprağında ölünceye kadar dünyada rahatlık olmadığını, Allah’ın evlatlarla ve malla kulunu imtihan ettiği...vb. gibi  sözler yazılıydı. Tam bu konuda düşünürken Ömer geldi ve evin yandığını haber verdi.
             Dayım, takvim yaprağında yazılanları okudu bana; ama aklımda kalmadı. Biraz araştırarak benzer bir ayet buldum buldum:
            “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (Bakara,155) Mü’minler olarak mutlaka imtihan olacağız. Bazı kardeşlerim yoksulluktan, bazılarımız sağlıktan şikâyetçi olabiliriz. Kendimize bir soralım nasıl olsa imtihan olacağım, neyle imtihan olmak isterim? Evlatla imtihan edilmek daha mı kolay? Canla imtihan edilmek daha mı kolay? Gelen musibete sabır göstermeliyiz. Mevla’m daha büyük bela ile belamızı unutturmasın.”(  http://www.gencbirikim.net/nasil-bir-imtihan-istersiniz-cefai-demirel/ )
            Dayım da, çocukları da imtihandan pek iyi dereceyle geçtiler, inşallah ben de geçebilirim.
Nedense duygusalımdır. Duygusal olmamak elimde değil. Dayımın evinin yanmasına ne kadar üzüldüğümü karşılaştırma yaparak anlatmaya çalışayım.
             Anlatmaya başlamadan şunu ekleyeyim. 1943 yılının 28 Eylûlünde sözü edilen evde doğdum.10 yaşıma kadar bahar ve yaz aylarında  babaannem ve dedemle mesirelerde ve yaylalardaydım. Diğer aylarda babaannemlerde kaldığım kadar anneannemlerde de kalırdım. 11-13 yaşlarında annemle birlikte, babamın yeni aldığı evde kalırdım; ama zaman zaman da Ömer dedemin evine gelirdim. Kısaca, bu ev çocukluk anılarımla doluydu.
            Anılarımda anlatmıştım ya tekrar değineyim: 7-8 yıl önce dayımların Bursa’daki evlerindeydim. Dayım, bak! diyerek bir el işareti yaptı. Karşıda çalar saat vardı. Ömer dedemin evindeki çalar saat. Duygulandım tabii. Aynı günlerde Ömer ve Fetibey’in yazıhanesine gittim. Kapının tokmağını gösterdiler bana. Evi restore ettiler, bu arada eski kapı tokmağını da alıp gelmişler. Anladım ki benim kadar onlar da duygusal.
             2007’de bir iş için doğduğum köye gittim. Dayımlar Bursa’ya yerleştikleri için ev kapalıydı tabii. Evin altındaki dut ağacı ile konuştum. Dut ağacının ana dallarından birini kesmişlerdi. Bu koymuştu bana, bu ruh hali içinde bir manzume yazmıştım. Düşünebiliyor musunuz bir saat, bir kapı tokmağı, kolu kesilen bir dut ağacı beni duygulandırıyor. Ya, evin alev alev yanması...
Samimi olarak bir şey daha söyleyeyim:
             İzmit’in Bahçecik bucağında sahilde, 8 yılda tamamlanan bir kooperatif evim(dairem) vardı. Allah için çok güzeldi. 1999 Kocaeli debreminde yıkıldı. Kısa kesiyorum: Deprem sonrasında oğlumla beraber evi görmeye gittik, yer yer çatlaklar gördük. İkinci dalga depremden sonra yalnız gittim. Ev öyle mahzun, öyle mahzun bakıyorduki bana gözlerim doldu. Sonra kendi kendime, ‘Hani sen dünya malına fazla değer vermezdin, niye gözlerin doldu.”dedim. Demek ki sınavı geçememiştim. Bu kez niye gözlerim doldu, sınavı kaybettim mi diye ağlamaya başladım.
             Dayımın evinin yanmasını maddi açıdan düşünemeyiz. Ev anneannemle, teyzelerim ve yengemle, dayımla özdeşleşmişti. Onlarla ilgili anılarım yandı. Öyle bir şey ki bu son seneler unutkanlık var bende. Şu anıyı anlat deseler anlatamam; ama bir işaret, bir nesne  anı sayfamı açıyor. Bilgisayarda bir dosyaya tıklamak gibi oluyor. Bilgisayar çöktü gibi.
            Gazete haberlerini okudum. Evin alev alev yanarken videosunu çekmişler. Benim içimin alevlerini belirtemem. Gözyaşlarım bu alevleri söndürmeye yetmiyor.
             Çok fazla duygusalım değil mi? Evet belki de bir daha hiç sahip olamayacağım sahildeki evim yıkıldı; bu kadar yanmadım. Benim zerre kadar maddi zararım olmadı, çok şükür dayımların ve çocuklarının da zerrece moralleri bozulmadı, ee, buna rağmen ne bu duygusallık.
            Bazı gazete haberlerini ve önceden çekilen, yangın anında ve sonrasında çekilen fotoğrafları paylaşacağım. Yazılmayan, belki çoklarının bilmediği birkaç hususu da yazmadan geçmeyeceğim.
Haberlerde dayım Selahattin Gencal ile Harun Gencal’ın evlerinin yandığı belirtiliyor. Çok yakın akrabamız olan Harun Gencal, dayımın evinin yanındaki evi Elmas ve Cevriye teyzemlerin beylerinden satın almış.
            Daha açıkça yazayım. Sözü edilen ev Ömer dedemin babası  Yunus Efendi’nin eviydi. Dedem, evin yanında yeni bir konak yapınca bu evi kardeşi Mustafa Efendiye bıraktı. Mustafa Efendiden de oğulları Elmas ve Cevriye teyzemlerin kocaları Abdullah ve Mehmet Gencal’a kaldı bu ev. Teyzemler, dayımla birlikte Bursa’ya yerleşince bu evi sattılar. Kısaca bu evle de, teyzemler dolayısıyla  anılarım var. Aslında bu evle bütün sülalemizin anıları var. Sülalemiz Hacı Garaczadelerin ilk evi bu evdi. Hacı Yunus evi onarmıştı. Daha sonra da onarılmıştı. Bu evin mimarisi diğer evlerin mimarisinden farklıydı.
            Yangından sonra itfaiye soğutma çalışmaları yaptı. Fotoğraflardan bu anlaşılıyor. Ben de içimdeki yangını yazarak soğutmaya çalışıyorum. Soğuk ortamda imtihan daha kolay verilir değil mi?
            İnşallah bu imtihanı da başarıyla vermişimdir. Bütün imtihanlarda başarılar dileğiyle...

           Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli

  


*****












Sabahattin Gencal, 2072'de Akkösede 

*****

Dernekpazarı Akköse’de büyük yangın 3 ev tamamen kül oldu
Resim: Mumin Şentürk
























Trabzon’un Dernekpazarı ilçesi Akköse mahallesinde çıkan yangında 3 ev yanarak kül oldu.
Edinilen bilgiye göre, gece saat 00.30 sıralarında Harun Gencal’a ait evde elektrik kontağından yangın çıktı. Çıkan yangın kısa sürede ahşap evi sararken, ardından yangın yine Harun Gencal’a ait yandaki 2. eve sıçradı. Bir anda alevlerin büyümesi ve rüzgarın da etkisi ile yangın komşuları Selahattin Gencal’ın evine de sıçrarken, 3 ev gecenin karanlığında alev alev yandı. Yangına itfaiye ekiplerinin müdahalesi yetersiz kalırken, 3 ev çıkan yangında tamamen kül oldu. Ölen veya yaralananın olmadığı yangında büyük maddi hasar oluştu.
http://www.ihlassondakika.com/haber/Dernekpazari-Akkose-mahallesinde-ev-yangini_625914.html



       Dernekpazarı’nda Büyük Yangın!
Dernekpazarı Akköse Mahallesinde meydana gelen yangında üç ev tamamen yandı
Tarih: 28.5.2015 
Dernekpazarı İlçesi  5 gün aralı iki büyük yangın şoku yaşadı. Abulvahap Şenocak’ a ait 20 daireli yangından sonra Akköse Mahallesinden Harun Gencal, oğulları  İsmail ve Yaşar Gencal’a ait üç ev tamamen, Selahattin Gencal ve yanındaki   evlerde kısmen yandı. Bugün (28 05.2015 ) sabaha yakın 02.00 de  Lavaboya gitmek üzere uyanan  Harun Gencal  gördüğü  ışık üzere penceresini açtığında oğlunun evini saran yangının hızla yayıldığını fark etti. Kendisini  pijamalarıyla dışarı zor atıp yardım çağrısında bulundu. Hava rüzgârlı olduğundan yangın kısa  sürede  etrafa  yayıldı. Mahalle Halkının  çalışmaları ve  İtfaiyenin yetişmesiyle  kısa  zamanda  çevredeki evler kontrol altına  alındı. Yangının  içinde  kimsenin olmadığı evden çıkmış olması elektrik kontağına  bağlandı./resimler/2015-5/28/2000490424769.jpgOluşan yangınların kaynağı bilinmiyorsa  elektrik kontağı diye geçiştiriliyor. Kimsenin olmadığı bir evde yangın çıkmışsa  en kuvvetli ihtimal da  bu. Ancak Sürekli gelip giden  elektriklerde yüksek voltajın gelişi ile  birçok elektronik cihazların zarar gördüğü bir gerçek. Elektrik kontaklarının da sorgulanması zamanı  geçiyor herhalde. Harun Gencal’ın oğlu, hatlarının da yeni olduğunu söyledi. “Yaklaşık  her evin eşyalı maddi değeri  500 binin üzerindeydi. Tek tesellimiz  can kaybının olmayışıdır. Allah bu tür  afetlerden herkesi korusun” dedi.



Haber: Fahri Düzenli/Dernekpazarı


*****


6 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Okuma listesinde dolaşırken haber başlığınızı gördüm ve mahiyetini öğrenmek için hemen tıkladım ve blog sayfanıza ulaştım. Hocam çok büyük geçmiş olsun. Çok üzüldüm. Ata yadigarı ve içinde doğup büyüdüğünüz bir evin böyle basit bir elektrik kontağından çıkan alevlere teslim olmasına katlanmak elbette zordur. Elbette ağlayacaksınız hocam, ağlamak isyan etmek değildir. Ağlayacaksınız ama, isyan etmeyeceksiniz. İsyan etmediğiniz sürece sınavı kazandınız demektir. Kim olsa bu acı haber karşısında hem üzülür, hem de ağlar. Ben bile etkilendim. Çünkü bu yangınla birlikte içinde yaşanılan hatıralardan kalan izler de yandı. Ama o ev hala sizin gönlünüzde dimdik ve ayaktadır. İşte o sizin imtihan dediğiniz teslimiyettir bu.

    Canınız sağ olsun hocam, can kaybı yok şükür. Ne yapalım, gelen mala gelsin derler. Artık olmuş. Yapacak bir şey yok.

    Sayın hocam, son nefesimizi verinceye kadar daha çok sınavlarla karşılaşacağız, Cenab-ı Hakk, yeter ki, taşıyamayacağımız yükten fazla yük yüklemesin. İşte o zaman dayanamayız. Ve Cenab-ı Allah' ta "ben hiç bir kuluma taşıyamayacağı yükten fazla yük yüklemedim" diyor. İnşAllah öyledir.

    Yazlık gibi gidip geliyordunuz bu ata yadigarı eve herhalde. Aslında uzun müddet kullanılmayan bu tür evlerin elektrikle olan ilgisini bir şalter ile kapatılsaydı yine de bu yangın olur muydu bilmem ama, her zaman tedbirli olmakta fayda var. Tabi eğer bu yangın olacaksa, sen ne yaparsan yap bir şekilde bu sefer de başka bir nedenden dolayı yine yanar mıydı acaba?

    Ölülerinizin arkasından şöyle olsaydı böyle olsaydı ölmezdi diye konuşmayın diyen Cenab-ı Allah, belki bu tür facialarla ilgili de aynı şeyi mi murat ediyordu bilemiyorum. Ama biz tedbirimizi alalım da olacakları da göğüsleriz ne yapalım.

    Sayın hocam olan olmuş, artık üzülmeyin, canınız sağ olsun. Her şeyin başı sağlıktır. Sağlık olmayınca bu yangını bile göremezsiniz. Bu bağlamda sağlığımızı düşünmek zorundayız.

    Tekrar çok büyük geçmiş olsun dileklerimi iletir, sizleri Cenab-ı Hakka emanet ederim. Selam ve dualarımla birlikte hayırlı günler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      İnşallah hepimiz önümüzdeki sınavları da kazanırız.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Sizi çok iyi anlıyorum. O yangında yanan sadece ev değil, çocukluğunuzdu, hatıralarınızdı. Geçmiş olsun. Sağlık ve mutluluk dileklerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Ben de sağlık ve mutluluklar dilerim.

      Sil
  3. Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil