19 Şubat 2015 Perşembe

Penceremden (5) veya Konudan Konuya...



            Trekking kelimesini duymuşsunuzdur. Trekking; doğada, genelde guruplar halinde yapılan, bir noktadan diğer bir noktaya varmak amaçlı yapılan, hafif tempolu sportif yürüyüşlerdir.
Ne hikmetse, “doğa yürüyüşü” demiyoruz da trekking diyoruz. Bu kadarla kalmıyoruz, bazı yazarlar da konular arasında trekking deyiveriyorlar. “Daldan dala atlamak”: konudan konuya atlamak, bir konudan başka bir konuya atlayarak tutarsız bir konuşma sergilemek anlamındadır. Tutarsızlığını gizlemek için çok kişinin anlamadığı konular arasında trekking  deyiveriyorlar. Yabancı sözcük kullananların psikolojilerini sergilemek bizim işimiz değil. Biz güzel Türkçe’mizin gizli eller tarafından yavaş yavaş yozlaştırıldığını, kısırlaştırıldığını vurgulayarak geçelim. Başka konulara geçelim yani daldan dala atlayalım.

            *

            Allah’a şükürler olsun ki yaşıyoruz. Yaşıyoruz kelimesini değişik biçimlerde yorumlamayın.   Bilindiği üzere “hayatını yaşamak:”  Canının istediği gibi hayatını sürdürmek demektir. Ben istediğim gibi hayatımızı sürdürdüğümden değil ölmediğimizden, halen hayatta olduğumuzda söz ediyorum ki bu Allah’ın bir lütfudur, tabii her bakımdan görevlerimizi tam yapabilmemiz koşuluyla.
Penceremden (5) yazısını yazabildim. Buna da şükürler olsun. Bütün bu daldan dala atlamalarım Penceremden (5) yazısı yazabilmek içindir. Önceki yazılardan az da olsa farklı olsun istedim de...

           *

            Bu yazdıklarım, Allah bilir ya bir çok çağrışımlara ve yorumlara sebep olacaktır. Çağrışım kelimesinin anlamını biliyoruz; ama yine de bir alıntı ile tekrarlayalım.

Çağrışım:
  1. Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması 
  2. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı,
  3. Bir çekimin sonundaki görüntülerin uyandırdığıçağrışımla bundan sonraki çekimin ilk görüntülerine geçiş.
  4. Görüntülerin içerdiği kavramların izleyicide yeni kavramlara yol açması durumu ; bu yolla izleyiciyi etkileme
  5. 1-Yer, zaman, neden, etki ve sonuç bakımından aralarında birlik, benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı. 2- Ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler.(http://www.nedirnedemek.com.)
           Derler ya “Okur kendine göre okur yazıyı.” Daha doğrusu her okur kendine göre yorum yapar ki bu da doğrudur, tabii edebiyat dünyası için doğrudur. Yoksa, bilimsel makaleler böyle okunmaz. Bir ara söz yazayım mı? Biz de makaleleri bile kendilerine göre yorumluyor bazı zatlar. Bazılarınızın, “Bu da bir şey mi, tarihi bile kendilerine göre yorumluyor bazı işbirlikçiler.” Dediğini hisseder gibiyim. Neyse geçelim böyle sakıncalı konuları. Bakın ben de konudan konuya geçiyorum. Ama ben bir  öğretmen gibi geçiyorum değil mi?

           *

           Böyle günler de bunlar da yazılacak şeyler mi? Ne olmuş yani, karda kışta allak bullak olmuş trafik sorunlarını mı yazayım, dışarıdaki fırtınayı veya TBMM’deki kargaşayı mı yazayım? Ben öyle şeyler yazar mıyım. ( Bir ara söz daha, geçenlerde Umut’ta “ TBMM Kalbimizdir” başlıklı bir yazı yazdım; ama o yazıyı daldan dala yazmadım düşünerek yazdım, düşündürmek için yazdım.)

           *
          
          “Bütün bu yazdıklarınızın Pencerem ile ne alakası var?” diyebilirsiniz. Doğru, evimin, dairemin penceresi ile ilgisi yok; ama düşüncemin penceresiyle de ilgisi yok diyebilir miyiz. Aslında evimin pencereleri ile düşüncemin pencereleri arasında da anlatamadığım bir bağıntı var gibi.

          *

          Daha fazla uzatmadan çektiğim fotoğraflara şöyle bir bakalım. Oğlum Ahmet Gencal fotoğrafları ve resimleri okumanın bir sanat olduğunu söyler ki bence de çok doğrudur. Fotoğraf çekmek hem sanat, hem zenaat, ancak yorumlamak bir sanat...

          *

          Zaatle meşgul olma imkanımız olmasa da yaşamak için “sanat” konusuna kafa yoralım...


         Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli


Sabahattin Gencal'ın Farklı Bir Fotoğrafı

            18. 02. 2015 günü markete gitmek üzere, paltomu, kulaklıklı şapkamı giyerek dışarı çıktım. Lapa lapa yağan karın altında yürüyerek taa çocukluğuma gittim. "Çocuk ve kar" duygularını dışarıda bırakarak eve döndüm. Kardan adam gibi olmuştum. Ne var ki karlar üzerimde eridi. Fotoğraf makinemi yanıma almış olsaydım "kardan adam" fotoğrafım ilginç olurdu. gerçi yukarıdaki fotoğraf da farklı bir fotoğraf. Farkı fark ediliyor mu bilmiyorum. Eve gelince hemen fotoğraf makinesini alıp eşimin eline tutuşturdum. Ve işte evde çekilen bir fotoğraf. Evde çekilmiş böyle bir fotoğraf gördünüz mü? Farklı bir fotoğraf derken haksız mıydım...


Kar manzaraları daha ilginç midir?

            Hep düşünmüşümdür, neden karlı manzaraların fotoğraflarını daha çok çekiyoruz. Bahçemiz yemyeşil, çiçeklerler de kelebekler de var. Yazlarda çiçekli bahçemizde yürürken neden daha çok fotoğraf çekmiyoruz? Çoğul ekini kullanmakla yanılıyor muyum? Neyse bu düşünce, bu duygu en azından benim ve eşim için doğrudur. 
           Eşim sabahleyin kar manzarasını pencereden soluduktan sonra bana, "Geçenlerde fotoğraf çekiyordun, asıl bu anda çekmelisin."dedi. Biz de 19. 02. 2015 sabahın 07.00 sinde bütün pencerelerden fotoğraflar çekiverdik. İşte, bunlardan birkaçı...



Daldaki kargayı gördünüz mü? Bu kışta kıyamette hayvanlar ne yer ne içer düşündünüz mü?

           Düşünmek elbette güzel; ama önemli olan uygulamaktır. Doğa sevgisi, hayvan sevgisi nedir bilmeyenler insanları da sevemez. Sevgi, saygı, hoşgörü ve yardımlaşma duygularının gelişmesi dileğiyle...

Sosyal tesisler sosyalleştirir mi ?

           Sosyal tesisler çok yakınımız da; ama ne yazık ki pek yararlanamıyoruz. Yaşlılığı, rahatsızlığı bahane ediyoruz. İyi etmiyoruz tabii. Arada bir ince belli bardaktan çay içmeye gitmiyor değilim. Daha doğrusu çay bahanesiyle sohbet ortamına giriyorum. Eski sohbetler eskide kaldı demeyeyim...


Önceki çalışmalarımıza ayıracak vaktiniz var mı?


                                                                 Penceremden (Kar şiirleri) : 1
                                          


                                                                    Penceremden (Kış Manzaraları):2

                                         



                                                 

                                   

                                                                          Penceremden (4)

             
Önceki çalışmalarımı gözden geçirince, artık çaptan düşüyor muyuz diye düşündüm doğrusu. Ağır ağır iniveriyorum evimin merdivenlerinden. "Dizlerimde ağrılar..." diyecektim; ama vaz geçtim. Şükürsüz olmayalım. Hamd olsun iyiyiz.
Herkese de iyi günler dileğiyle...

Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli

                                               

4 yorum:

  1. Bana kalırsa da,hem kar fotoğrafları,hem şiirler çok güzeller.Çok uzun yıllardır görmediğim ve özlediğim karı ve kar manzaralarını,objektifinizden keyifle izledim.Ellerinize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve iltifatınız için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil