19 Şubat 2014 Çarşamba

Baba ve Oğulları



İnşallah Kur’an’ı hakkını vererek, anlayarak (12/2), düşünerek (38/29),dersler çıkartarak (54/17),sürekli ve düzenli (17/10), acele etmeden (17/106, 20/ 104, 73/4), hayata uygulama maksatlı (7/3),tebliğ etme/ insanlarla paylaşma maksatlı (16/125) okuruz. (http://www.fikirder.org/forum/index.php?).  Allah’ın izniyle,  böyle bir gayret içine girmiş bulunuyoruz. Açık deyişle “Kur’an-ı Kerim Okuyorum  adlı bir derleme çalışmasına başladım. Gayret bizden takdir Allahtan.

“Kur’an-ı Kerim Okuyorum” adlı derleme çalışmam sırasında bazı çağrışımlarım olursa ki oluyor; onları da paylaşacağım. Tabii bu paylaşımım ayrı bir kategoride olacak. Daha rahat, daha serbest, daha samimi yazabileceğim.

Kur’an-ı Kerim Kalem Suresi 14. Ayette, önceki surelerde anılan kötü niteliklerin tümünü ya da bir kısmını taşıyan kişilere mal ve evlatları var diye yani zengin ve güçlüdürler diye boyun eğilmemesi ve onlara uyulmaması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Yine, mal ve evlatlarıyla kibirlenenlere de boyun eğilmemesi, onlara uyulmaması gerektiği belirtilmektedir.

Şahsen mal ve evlatlarıyla kibirlenen kişilere hiç ama hiç itibar etmedim. Daha da genelleyerek söyleyelim kibirli olanlara da itibar etmedim. Çocuklarıma, dostlarıma da kibirlilere itibar edilemeyeceği konusunu anlatmaya çalıştım:

Kibir; bir insanın servet, makam, ilim, ibadet, soy, güzellik ve kuvvet gibi her hangi bir meziyetinden dolayı  kendini başkasından üstün görme hastalığıdır.

 Kibir; hak ve hakikati kabul etmemektir.
Kibrin ne kadar tehlikeli olduğu ayetlerde belirtilmiştir.
    
 Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “ Kalbinde zerre kadar kibir bulunan bir kimse cennete giremeyecektir.” (Mehmet Kırkıncı, http://www.mehmedkirkinci.com/index.php?s=article&aid=408)
*
Zaman zaman nefis muhasebesi yapmaya çalışırım. Bu konuda da yani mal ve evlarları ile kibirlenme konusunda da muhasebe yapıyorum. Malı mülkü çok olan biri değilim; ama Allah’a şükürler olsun geçinip gidiyoruz. Evlatlarımla da kibirlendiğim yok. Yalnız zaman zaman onları övmüşümdür.İnşallah bu kibir sayılmaz. Damla’da Fuat Gencal ve Ahmet Gencal tanıtım özel sayıları çıkardım. Yeri geldi kendilerine takdir ve teşekkürlerimi bildirdim. Allah bilir kalbimde bir kibirlenme yoktu.

Allah bağışlasın iki evladım var. Fuat Gencal ve Ahmet Gencal. İkisinden de raziyim. Allah da onlardan razi olsun.

Konu komşu, dost ve tanıdıklar evlatlarımı hep övmüşlerdir, takdir etmişlerdir. Bundan da, doğrusu hep kıvanç duydum. Kıvançla kibir arasında nasıl bir sınır var. Kıl kadar mı? Hep bundan çekindim.Onun için alenen hiç övmedim onları. Zaten kendini övmek, çoluk çocuğunu övmek güzel bir davranış, tasvip edilebilecek bir davranış olmasa gerek.

İşin garibi hem övmenin iyi olmadığını söylüyoruz, hem de satırlar arasında dolaylı biçimde övgüler diziyoruz. Bu çelişkiyi yaşamak da zor.
Böyle zor yazıları içinde bulunduğum ruh halini bir nebze olsun aksettirmrk için yazıyorum:

Geçenlerde küçük oğlum Ahmet’in “Görüşürüz Öğretmenim” adlı bir yazısını yayınladık. Bu yazıdan daha önce yazdığım “Emekli bir öğretmenin öğretmen oğluna mektubu” başlıklı yazıya köprü kurdum. Bu yazılarda oğlumum öğrencilerini ne kadar çok sevdiğini, tabii öğrenciler tarafından da ne kadar çok sevildiğini vurguladım.

Şimdi de büyük oğlum Fuat’tan söz edeceğim biraz. İş arkadaşlarının, tanıdık ve dostlarının kendisine olan sevgi ve saygılarını anlatmak bana düşmez. Benim anlatacağım hayvan sevgisidir. Doğa ve hayvan dostu Fuat’ı Damla’da tanıtmaya çalışmıştık. Ne kadar becerebildik bilemiyorum. Aşağıda bir video yayınlayacağız. Bu videoyu seyredenler kararı verebilir.

Hepimiz doğayı ve hayvanları severiz kuşkusuz. Ben de severim. 13 yaşıma kadar bir orman içi köyde kaldım. Doyasıya bu sevgileri tattım.

Kocaeli Bahçecik’te ortaokul müdürü ve Türkçe öğretmeni olarak 11 yıl kaldım. Burada oğullarım Fuat ve Ahmet, bahçe yaptılar, kümes hayvanları yetiştirdiler.

İstanbul Ümraniye’de bulunduğum sırada Fuat ve Ahmet evin içinde kuş beslediler, akvaryum yaptılar. Az güzel olmuyordu. Bütün zahmetlere rağmen eşim de ilgileniyordu. O kadar ki, ismini hala unutamadığımız Uğur kuşumuzla saklanbaç oynardı, konuşurdu. Neyse bunlar anılarda kaldı.

Fuat evlendikten sonra, Ümraniye’de dairesi olmasına rağmen Beykoz Çavuşbaşı’na taşındı. Önce kirâcı olarak kaldı, daha sonra müstakil bir ev aldı. Bahçe yaptı, hayvan besledi. İneği de var keçisi de. Danası da var, oğlağı da. Horozu da, tavuğu, civcivi de; ördeği de; kedisi de… Onlarca meyve ağacı içinde bunlarla meşgul olması ne güzel. Emekli de üstelik…

Ahmet halen öğretmen olarak çalışıyor. Şimdi her şeyi öğrencileri. Varsa yoksa öğrencileri. Emekli olduktan sonra?

Bu kadar yazmışken, yararlı olur düşüncesiyle bir kaç satır daha yazalım:

Ben çocuklarıma çok az öğüt veririm. Evden çıkarlarken “Aklınızı kullanın.” derdim sadece.

Her biri ayrı yuva kurduktan sonra da fazla bir şey söylemedim onlara. Yalnız bu son günler de bazı hatırlatmalar yapıyorum.

Şeyhül Ekber Muhiddin Arabı’ın bir eserini okuyorum. Satırlar arasında “İnsan ismi ile yaşar.” “Oğullar babalarının sırlarıdır.” gibi cümleler var. Bunları anlamak güç. Arabi batını ilimde ilerlemiş bir tasavvufçu. Bunu anlamak zor; ama yüzeysel olarak bir anlam vermeye çalışıyorum. İnşallah yanlış olmuyordur.

“Oğullar babalarının sırlarıdır.” Cümlesinden söz etmeden telefonla büyük oğlum Fuat’a soruyorum. “Fuat” ne demek? Cevap veriyor: Kalp demek. Aferim, gönül demek, gönül gözü demek. İsmini yaşa oğlum. Ahmet’e de aynı soruyu soruyorum. Ahmet, övülmüş demek diyor. Aferim, inşallah ismini yaşar ve her zaman takdire, övgüye layık olursun…
İnşallah ben de ismimi yaşarım. Akrabamız olan, Allah rahmet etsin, Boz Hoca “Sabah u din “ diye çağırırdı beni. İnşallah sabahları yaşamaya vesile olmaya çalışacağız. Aydınlatma konusunda damla kadar katkımız olursa kendimizi mutlu hissedeceğiz.

Mutluluklar dileğiyle.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 25. 03. 2013
***

***
                                                                        Baba - Oğul
                                                   (Emekli)  Sabahattin Gencal,

                                                   (Emekli)  Fuat Gencal
                         


Baba-Oğul
(Emekli Türkçe öğretmeni Sabahattin Gencal ve
İngilizce öğretmeni Ahmet Gencal)

                             



  
1979, Bahçecik - Kocaeli,
 Fuat ve Ahmet Bahçecikte kaldıkları evlerinin  önünde
*************** 
 
Fuat Gencal Çavuşbaşı'ndaki evinin bahçesinde
24. 03. 2013

http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=r3ZBMFXm1kY

Doğayı ve hayvanı seven insanı da sever.
Kamera: (Küçük)Sabahattin Gencal
Dede - Torun
Sabahattin Gencal, Sabahattin Gencal

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Anlatılanlardan çok güzel ve imrenilecek bir aileniz olduğunu söylemekle birlikte Cenab-ı Allah'ın ailenizi kem gözlerden ve nazarlardan esirgemesi için maşAllah diyerek dua ediyorum.

    Selam ve dualarımla birlikte Cenab-ı Hakk'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Dualarınızın hepimiz için, herkes için de kabul edilmesi dileğiyle.

      Sil