28 Temmuz 2013 Pazar

Acile Koştuk…


Hastane yollarında beraber yürüdüğümüz eşimle dün  (2013, 26 Temmuz Cuma günü) acile koştuk.

Oyun oynadığımız sırada göğsünün tam ortasına sanki bir bıçak saplandı. Başını öğe eğdi, midesi bulandı, başı döndü. Derin bir sessizlik içinde ağrısını geçirdi. Hemen hastaneye gitmemizi söyledimse de kabul etmedi. “Pazartesi gideriz.” dedi. On yıldır kalp ritim bozukluğu olan eşimin ağrılarına alıştım ben de.
O sırada büyük oğlum Fuat telefon etti. Durumu anlatınca acile gitmemizi söyledi. Ağrı geçse de tekrarlayabileceğini hatırlattı.

Taksi çağırdık. Doğru Kocaeli Devlet hastanesi Acil Servisine. Allah devletimize zeval vermesin. Hemen muayeneye aldılar eşimi. Bu arada eşim için tuttuğum klasör de işe yaradı. Gerekli bilgileri anında verdim.

Müşahede odasına geçtik. Kan alındı, film çekildi, rutin işlemler yapıldı. Bu arada Kalp krizi olmadığı ancak 6 saat müşahede odasında tutulacağı söylendi. Belli bir müddet sonra tekrar kan alındı…

Doktor, Pazartesi günü Kardiyolojiye görünmemizi istedi. Kendisinin bir karar verecek durumda olmadığını, bir krizin olup olmayacağı hakkında bir şey söyleyemeyeceğini belirttikten sonra serbest bıraktılar bizi.

Kalp krizi korkusuyla hastaneye gidip taburcu olmayı serbest kalma sözü ile açıkladım. Bu sevincimizi ifadeye az bile.
İnsan yaşadıkça görecektir. Sağlık da, hastalık da bizim için. Eşim Nurhayatla iyi günde, kötü günde hep ele ele olduk. Bir birimize tarif edemeyeceğimiz bir güç verdik. Bu güce ister elektrik densin ister manevi güç. Her neyse bu büyük gücü, kuşkusuz ki Allah lütfediyor bize. Hiçbir durumda duruşumuzda değişiklik olmuyor.
Hastane acil servis öyküleri çokça yazılmıştır. Ben yazılmayan kısımlarını yazmak isterdim. Daha doğrusu bazı şeylere işaret edeyim:

Bizi hastaneye götürecek olan arabaya doğru adım atarken eşim: “Eşarbım düzgün mü?” diye soruyor bana. Bu en son sorulacak soru belki, ama düzen, titizlik her durumda Nurhayat’ın önceliği olmuştur.

Müşahede odasından refakatçileri çıkarıyorlardı. Ben de çıkıyordum; ama çok gecikmeden, 15- 20 dakikada bir içeri giriyordum.  Nurhayat “Nerdesin, nerde kaldın?” diyordu. Sanki çok uzun zamandır ayrı kalmışız gibi oluyordu. Demek ki; doğru demişler zaman göreceli bir kavramdır. Bazı dakikalar bazılarına, bazı durumlarda asırlar gibi olabiliyor.
Müşahede odasında sadece doktorlar tarafından değil refakatçiler tarafından da müşahedeye tabi tutuluyorduk. Balkondan düşen oğlunu acile getiren bir genç hanım eşimin yanına gelerek bizlere gıpta ettiğini söyledi. Tabii eşim de ona dua etti. İnşallah tüm aileler ömür boyu mutlu olurlar.

Eşim bir cihaza bağlıydı. Kalp atışları, nabız… vb. göstergeler okunuyordu bu cihazda. Ben içeri girince rakamlarda bir değişiklik oluyordu, biraz sonra da yine düzeliyordu. Doktorlar bunun farkında mı bilmiyorum.

Bu cihaz meselesine girmeden, kapıdaki nöbetçilere “Hastama moral verip çıkacağım.” dedim ilk girişimde. Sonraki girişlerimde bir şey söylemiyordum. Onlar da sadece “Çok kalma.” diyorlardı.
Takdir edersiniz ki Acilde 6 saat beklemek kolay değil. Yanımda kitap yoktu. Olsa da okuyamazdım. “Her insan kitaptır.”insanları okumayı, gözlem yapmayı da başaramıyordum.
Eve gelince, Nurhayat Müşahede odasındaki müşahedelerini anlatmaya başladı. Şu şunun için geldi, O bunun için geldi, o öyle, bu böyle. Tek kelimeyle maşallah. Ben Nurhayattan başka kimseyi görmüyordum. Aslında bu durumumu eksi haneme yazıyorum; ama, neylersin ki doğrusu bu.


En önemli şeyi yazmadan geçiyordum az kalsın. Müşahede odasında eşimle sohbet ederken, eşim “neşesini hiç kaybetmemekten” söz etti bir ara. Durumu çaktım. Bir ara mezar taşlarımızın yazılarını yazmıştık. Ona atıf yapıyordu. Tabii o an geçiştirdim durumu.

Şimdi siz merak ediyorsunuzdur, bu mezar taşı hikâyesi nedir? “Mezar yerimizi hazırlayamadık bari mezar taşımızdaki yazıyı hazırlayalım.”dedik. İnşallah geride kalanlarımız bu yazıyı başucumuza dikerler. Aslında ben kendim için yazdım sadece. Eşim de “Benim için de yaz.” dedi. “Hade öyle olsun.”

Düşünmeden bakmayın bu mezar taşıma
Huzurda hesap vereceğim tek başıma
Fatiha okursan yazılır hesabına
Bilinçli ol ki düşme dünya tasasına.

Emekli Öğretmen Sabahattin Gencal
*
Neşesini hiç kaybetmeyen bir hastaydım
Şimdi toprakta, daha dün aranızdaydım
Hayattayken anladım ki, bu dünya fani
Ölümü düşünerek oku fatihanı.

Sabahattin Gencal’ın eşi Nurhayat Gencal
*

Bu mezar taşı yazısı taş gibi soğuk, taş gibi ağır oldu. “Biz böyle durumları da metanetle karşılamasını biliriz desek.”pek samimi demiş olmayız. Allah geçinden versin. Kendimize de, herkese de İman ile, Kur’an ile hayırlı uzun ömürler diliyoruz.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 27. 07. 2013


8 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun yazınızı keyifle okudum çok içten yazmışsınız.Rabbim daha nice uzun sağlıklı yıllarda bir arada geçirmenizi nasip etsin inşaAllah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Sizlere de sağlıklı, hayırlı uzun ömürler dilerim.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Önce müstakbel eşiniz Nurhayat hanımefendiye çok büyük geçmiş olsun dileklerimi iletir, Cenab-ı Allah'tan şifalar ihsan etmesini niyaz ederim.

    Ben de eşimi sık sık acillere götürürüm. Bazen taksi ile bazen de 112 acil servis hizmeti alarak. Gelinim de 112 acil servisinde acil tıbbi tekniker olarak görev yapıyor. Müsaade ederseniz bu konuya niye girdiğimi izah etmek istiyorum. İnsanlarımız keyfi alkol alır ve sarhoş olurlar ve 112 acil servisi arayarak hizmet alırlar. Bazılarının da başı ağrır 112 acil servisi arayarak hizmet alırlar. Bizler ise gerçekten çok acil bir durum olmadıkça bir taksi çağırmak suretiyle hastanelerimizin aciline giriş yaparız. Siz de eşinizin rahatsızlığı sebebiyle 112 acil servis hizmeti almanız gerekirken bir taksi çağırarak hastaneye gitmişsiniz.

    Müşahade odalarındaki koşuşturmacaları çok iyi bilirim. Diğer sayfanızdaki mezar taşı yazısı bloğunuzu da okudum. Orada da değindiğim gibi, her ne kadar her nefis ölümü tadacak olsa da Cenab-ı Hakk ömrün de ölümün de hayırlısını versin.

    Yorumuma son vermeden önce müstakbel eşinize tekrar sağlık, sıhhat ve afiyetler dilerim. Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun sevgili hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Allah devletimize zeval vermesin. Sağlık hizmetlerimiz iyi; ancak her şeyi olduğu gibi 112 hizmetini de istismar ediyoruz.
      Sık sık aciller gittiğinizden söz ettiniz. Sizlere de geçmiş olsun.Allah şifalar versin.
      Çok uzun zamandan beri hastanelere gidip geliyoruz; ilk defadır ki acile gittik. Acil insanın duygularını da bir başka etkiliyor.
      Tekrar teşekkür ederken sağlıklı, hayırlı uzun ömürler dilerim.

      Sil
  3. Merhaba,
    Bende geçmiş olsun dileklerimi iletmek istedim. Ve
    Yazınızda bir kaç önemli hususu vurgulamadan geçmek istemedim.
    "Allah devletimize zeval vermesin." Bu ne kadar hoş bir uslup bu ne kadar güzel bir alçak gönüllülüktür. Doktorları dövenler, sövenler isyanlar feryad ve figanlar. Diğer taraftan şükretmesini bilenler. Dilerim Allah inananların şükredenlerden eyler.
    "eşim için tuttuğum klasör de işe yaradı." Gerçekten yaşadığımız şu hayatta sistemli olmak ve bilgiyi el altında tutmak gerçekten çok mühim. Bilişim çağının üst segmentide içinde bulunduğumuz şu yaşam biçimininde hedefi budur bilgiye her yerden ulaşabilmek. Ancak bilgiye ulaşmak bilginin var olmasıyla mümkün taktir edersiniz ki olmayan bilgiye ulaşmak pek mümkün görünmemekte.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  4. Çok geçmiş olsun. Eşinize ve sizin için bol bol sağlık diliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba,
      Ziyaretiniz ve geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkür ederim.
      hayırlı günler dileğiyle.

      Sil