25 Haziran 2013 Salı

Dost Sesi

               
      Selâhattin Gencal


İsterim ki sevenim metin yürekli olsun,
Muhabbeti şiddetsiz, lâkin sürekli olsun!”
(Marlow, Böyleleştiren Basri Gocul)

        Marlow’dan daha şanslıyım ben. Muhabbeti hem şiddetli, hem sürekli olan bir dost buldum: Âşık Selahattin. O tüm insanların da dostudur.

“İyi dostun var ise ayna ne gerek
Açıklar her şeyini çekinmeyerek.”
(Malaya atasözü, Böyleleştiren Basri Gocul)

       İyi dostum, nasıl olmam gerektiğini açıklıyor bana. Ben nasıl olmalıyım? Sen nasıl olmalısın? O nasıl olmalı?... İnsan nasıl olur? Tüm bu soruları cevaplandırmak için Âşık’ın akrostişini okuyun.
Akrostişin anlamını bilirsiniz; her mısranın ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okununca bir söz meydana çıkacak şekilde düzenlenmiş koşuk.
       Âşık’ın koşuğunun mısra başlarındaki sesleri yukarıdan aşağıya okursanız benim ismimi okuyacaksının. Benim bunca zamandır anlatamadığım duyguları, düşünceleri bulacaksınız. Erdemin tüm çeşitlerini de…
       “Sanat hayatın ekmeği değil, şarabıdır.” diyen J. P. Ricnter’i şimdi daha iyi anlıyorum:
       Âşık’ın benimle ilgili akroştişini okuduktan sonra en güzel içkiyi içmiş gibi oldum. Öyle bir sarhoşum ki Âşık’a nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum.
        Âşık Selâhattin aşağıdaki dizeleriyle yaşayışını yansıtıyor, kendi derinliklerine ışık tutuyor. Tüm insanların da kendisi gibi iyi olmasını öneriyor.
        Bu önerinin bana düşen kısmını etkin bir biçimde gerçekleştirmeye çalışacağım. Daima iyiye, güzele, doğruya koşacağım.
        Tüm okurlarımın da “Sevgi Denen Duygu”dan tatıp Âşık’a katılacaklarını umuyorum.

Sevgi Denen Duygu
                  SabahattinGencal’a sevgilerimle selâmlarımı…

Sevgi öyle bir his ki
Ebediyen içimde
Bana tarif etseler
Anlaşılır biçimde
Hayat denilen mazi
Anlayana hoş gelir
Tüm insanlar mutluluk
Tatsa hayat içinde
İnleyen bir kalbim var
Neden sızlar derinden

Geçti gençlik yıllarım
Elveda der içimde
Nazlı bir çiçek gibi
Çırpınıyor şu kalbim
Anla dostum bunları
Lâyık olan biçimde
Açıksın gönüllerde

Sevgi denilen duygu
Ebediyen unutmam
Varsa eğer içimde
Gönül coşkun saz teli
İnliyor hep derinden
Lâkin ömür bitiyor
Ebediyet içinde
Rıza göstermek gerek
İnsanlığın sonu bu
Melek yüzlü dostlarım
Lâmba yaksa içimde
Elveda ben diyorum

Sevdiğim her kişiye
Emekleyen hayaller
Lâyık olan içimde
Arzu bitmez insanda
Masal gibi düş görür
Lakırdılar bir bitse
Arzu artar biçimde
Ruhu eğitmek olsaydı
İnsanların kalbinde
Mutluluklar dolardı
İnsanlığın içinde

Âşık Selâhattin Gencal
*
      Merhaba,
      1973-1975 yıllarında  Van Muradiye Ortaokulunda öğretmen olarak çalışıyordum. Bu süre içinde Van’da çıkan Van Postası Gazetesinde haftada bir yazıyordum.  Yukarıdaki yazı da  Mart 1975’te yayınlanan yazılardan…
      On yıllar sonra bu yazıyı okuyunca ister istemez duygulandım. Hem öğrencilerimi, hem arkadaşlarımı ve velilerimi, hem de okurlarımı özlemle hatırladım.
      Hatırlamanın ötesinde bir de muhasebe yaptım: İnsanları sevmenin ve saymanın, insanlar tarafından da sevilip sayılmanın bana verdiği enerji ölçülemez. Öğrencilerim, arkadaşlarım, velilerim… diye ayrı ayrı yazmamak için insanların deyiverdim.
Tabii, Âşık Selâhattin’i de minnetle hatırladım. Kendisine Anıt Öğretmen başlığı ile bir akroştiş yazdığımız Selâhattin Ağabeyimiz bana oldukça yakın. Bu yakınlığımız sadece akrabalığımızdan, teyzemin oğlu olmasından, kayın biraderim olmasından, meslektaşım olmasından değil kuşkusuz, kısaca dost gibi dost olmasından kaynaklanıyor.
        Rahatsız olduğu için, birkaç gün önce Üsküdar’daki evinde ziyaret ettiğimiz dostum, ağabeyim, Anıt Öğretmen Selahattin Gencal’a sağlıklar ve hayırlı uzun ömürler dileriz.

        Sabahattin Gencal, 25. 06. 2013, Başiskele-Kocaeli
     


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder