5 Mayıs 2013 Pazar

Ebû Cehîllere ve Karunlara Kul Olmayalım


Kur’an-ı Kerim Alak Suresi 6-19. ayetlerinin nüzul sebeplerinden biri kabul edilen Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav)  tebliğ yapma görevini engelleyen, Müslümanları ibadet görevlerinden alıkoyan Ebû Cehîl kimdir acaba?
Kuran'da azgın tiplemesine örnek olarak zikredilen, "bu ümmetin Firavun'u" olarak kabul edilen Ebû Cehil’in asıl adı, Amr b. Hişam b. el Muğire b. Abdillah b. Amr b. Mahzum b. Yakza b. Mürre' dir. Künyesi, Ebü'l-Hakem'dir.
Babasının konumundan dolayı aristokrat bir aile terbiyesi alan Ebû Cehîl, kibir ve gurur içinde bir hayat yaşamıştır. Küçük yaşlarda Darünnedve'ye giren Ebû Cehîl, oranın ileri gelenlerinin tecrübelerinden de faydalanarak zamanı gelince Darünnedve'nin fikir babalarından biri olmuştur.
Ebû Cehîl’in azgın tavrını ticaretinde de görmekteyiz. Ona göre ticarette her şey mubahtır. Özellikle karşısındaki kişi sahipsiz bir kimse ise, o kişiye zulmetmek, haddi aşmak ona göre normal bir şeydir.
Ebû Cehîl makam ve mevki sahibiydi. Zengindi. Çalıp-çırpmak, yalan, rüşvet, zorbalık, ihanet, zulüm onda vardı. Acı dilli, şer bakışlı bir adamdı.
Ebû Cehîl, kişileri İslam'dan çevirmek için bazen de para unsurunu kullanmış, kişilere rüşvet teklif etmiştir.
Kureyş'in Müslümanlar aleyhinde geliştirdiği "Kuşatma ve boykot" operasyonunun fikir babalarından biri de Ebû Cehîl'dir.
Dış ticaretle uğraşan, iki yabancı dil bilen ve dönemin iki süper gücünün başkentlerinde büyük nüfûza sahip Mekke’nin önde gelenlerinden biri olan, Ebul-Hakem olarak tanınan  Amr bin Hişam El- Muğira nasıl olur da  Cehaletin Babası olarak anılır? Bu soru düşündürmez mi insanı?
Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) yaştaşı olan, Hz. Peygamberimize Muhammed-ül Emin (Güvenilir Muhammed) ismini takanlardan biri olan Amr bin Hişam El- Muğira’nın Kur’anın açık açık bildirdiği hakikatleri bile bile, kibirlenerek reddetmesi, bununla da yetinmeyerek  Hz. Peygamberimize ve Müslümanlara savaş açması Ebû Cehîl adını almasının nedenidir.
Bu anlatılanlardan da anlıyoruz ki “Kur’ an lügâtinde cahillik ve âlimlik kavramları diplomayla, kültürle, soylulukla veya maddi imkânlarla tanımlanmaz.” (Bkz. 1, 2, 3)
Nerden nereye diyenler oluyor mu? İnsan yaşarken ne olacağı bilinmez. Allah sonumuzu hayır eylesin.
*
Alak Suresini incelerken konuyu daha iyi anlamak için nüzul sebeplerine de bu arada Ebû Cehîlle ilgili yazılara da göz attım. Bu arada, nasıl olduysa, belki de kibirlerini benzeterek İlköğretmen Okulundayken okuduğumuz  Krezüs (Karun) ile ilgili bir yazı geldi aklıma.
Çağrışımların bir yasası yok galiba. Bazen benzer olaylar, durumlar ve nesneler çağrışıma neden olur; bazen de birbirine zıt şeyler çağrışım yapar. Bazen de durup dururken daldan dala atlarız. Kimi psikologlar hastalık der buna, kimileri incelenecek konu olarak görür bu hususu. Böyle bilimsel konulara girmeden aklıma geleni yazmak istiyorum. Yazmak istiyorum ama 55 yıl önce dinlediğim bir anlatıyı tam hatırlayamıyorum. Bereket versin internet var. İnternet güzel de biraz da kullanmasını bilmek gerekir. Ben Lidya Kralını ararken Hz. Musa dönemindeki Kârûnla karşılaştım.
Kârûn; Mûsâ aleyhisselâm’ın ümmetinden ve akrabâlarından olduğu hâlde, zenginliği yüzünden kibirlenip, Mûsâ aleyhisselâm’a karşı çıktığı için yerin dibine batan kimseydi.
Karun’un yaptıkları ve Müslümanların ona nasihatleri, Kur’an-ı Kerimde mealen şöyle beyan buyruldu:
“Karun, Musa’nın (Aleyhisselam) kavmindendi. Fakat o, onlara (İsrailoğullarına, mal sebebi ile zulüm ve kötülükte bulunup, hazret-i Musa’ya muhalefet ederek ona) karşı azgınlık etmişti. Biz ona, anahtarlarını taşımak bile, güçlü kuvvetli bir cemaate ağır gelen hazineler verdik. O vakit kavmi (nden iman edenler) ona şöyle dediler: (Ey Karun!) Dünya malı ile şımarma! Çünkü Allah’u Teâlâ dünya malı ile şımaranları sevmez. Allah’u tealanın sana verdiği zenginlik ve servet ile ahiret yurdunu (yani Cenneti) iste! Allah’u tealanın sana ihsan ettiği gibi, sen de O’nun kullarına (mal ile) ihsan et. (Dünyadan da nasibini unutma.) Yeryüzünde fesat arama, isteme. Çünkü Allah’u Teala, fesat çıkaranları sevmez.” (Kasas suresi: 76-77)
Karun, müminlerin yaptığı bu nasihatleri kabul etmedi. Şımarıklığının yanında, Allah’u Tealanın kendisine verdiği nimetlere nankörlüğünü git gide arttırdı. O dereceye geldi ki, utanmadan nimeti kendinden bildi ve ayet-i kerimede mealen şöyle dediği bildirildi: “Bu servet, bana ancak bende olan ilim mukabilinde verilmiştir, dedi.” Ayet-i kerimenin devamında Allah’u Teala, mealen; “O (madem ki âlimdi), kendisinden önce geçen asırlardaki nesillerden kuvvetçe ondan daha üstün, cemiyetçe (malca, yahut cemaatçe, sayıca) daha çok olan kimseleri, Allah’u tealanın hakikaten helak etmiş olduğunu bilmedi mi? (Kıyamette) mücrimlerden günahları sorulmaz.” buyurdu. (Kasas suresi: 78) (4)
Yukarıda da yazdığım gibi çok zengin olması dolayısıyla Karun diye anılan Krezüs’ü araştırırken Hz. Musa ümmetinden Karun’u buldum ki bu Ebu Cehil örneğine daha uygun düşüyor. Ancak Krezüsü de aramaya devam ettim. Tatmin olduğumu söyleyemem. İnternet de benim hafızam gibi karışık sanki. Nerden girdim bu konuya? İlköğretmen okulunda okuduğumuz metin “Solon Solon Solon” başlığını taşıyordu. Krezüs’ün ölüme beklerken Solonu hatılayarak seslenmelerini başlık yapmışlardı.
“Onu da yazayım bunu da ekleyeyim.” demenin emekleri sıfırlamak olduğunu bilmiyor değilim. Ama takıntı işte:
“Karun ismi nerden gelmektedir?
Anadolu uygarlıklarından Lidya'nın son kralı “Croesus” (Türkçede Karun olarak bilinmektedir) tarihte ilk defa para kullanan kral olarak bilinir ve hala dünyanın en zengin insanı olarak anılır.
Dünyanın en zengin ölümlüsü olarak Kabul edilen Karun, MÖ 566 yılında Lidya kralı olduğunda otuz beş yaşında idi. Zalim bir kral olarak ilk işi Sardeis'te Giges gölünün (Marmara gölü) yanında, babası için yaptırdığı anıtmezarın inşaatında bütün Sardeis halkını çalıştırmak olur. Arkasından,Lidya'nın metropolü Sardeis'in ortasından geçen Sartçay'ın (Pactolos) yanındaki Musadağ'dan getirttiği altın tozlarını kurduğu rafineride külçe haline getirerek, hazinelerini tepeleme altınla doldurur. Kendi adına ilk olarak altın para basan kral olarak tarihe geçer. Zaman içinde, Hazineleri o kadar büyür ki, anahtarlarını güçlü hizmetlilere taşıttırırdı. Karun'un zenginliği arttıkça Başkent Sardeis'in ünü ve önemi de büyür.
Paranın açamayacağı kapı, elde edemeyeceği zafer bulunmadığına inanan Karun, bir paralı ordu kurar. Kısa sürede çevresindeki on bir krallığı hegemonyası altına alır. Artık Akdeniz'e kadar ilerlemiş, sıra, Kızılırmak'ın öteki yakasında Pers kralı Kiros'a saldırmaya gelir.
Yapacağı savaşın hazırlıkları için tanrılara hediyeler göndermeye başlayan Karun, en büyük hediyeyi Delphoi'deki Tanrı Apollon’a gönderir: 250 kg ağırlığındaki bir altın kap ile 132 cm boyunda bir altından heykel.
Günün birinde Atinalı Filozof Solon çıkageldiğinde, Karun komşusu olan Pers kralına savaş açma hazırlıklarındadır. Kendisinin dünyadaki en mutlu kişi olduğuna inanarak, Solon'a
“En mutlu insan kimdir ? “diye sorar.
Solon, “Tellus adlı Atinalı” der. Çünkü Tellus yaşadığı zengin şehirde, çocuklarını çok iyi yetiştirmiş, sonra şanlı bir şekilde, vatandaşları için savaşarak kahramanca ölmüştür.
Karun, bu cevaptan hoşlanmaz. “Ya ikinci mutlu insan kimdir?” diye sorar.
Solon, “Aragoslu iki genç adamdır” der. Onlar annelerini bir yortuya götürmek için altı kilometre taşımışlar ve yolda herkesin hayran olacağı bir şekilde ölmüşler, ölümün insanlar için hayattan da değerli olabileceğini göstermişlerdir.
Karun bütün bu sözlere kızar, “bu sıradan insanlarla bile beni kıyaslamadın” der.
Solon, “Çok zenginsiniz, ama mutluluk içinde öldüğünüzü görünceye kadar sorunuzu cevaplayamam. Ne olursa olsun, sonuna bakmalı” diye cevaplar.
Gözü Karun’un hazinelerinde olan Pers kralı Kiros da Karun'un savaş hazırlıklarını öğrenir, erken davranarak, Kızılırmak'ı ordusu ile hızla geçer ve Karun’un paralı askerlerinden oluşan ordusu ile Salihli ovasında MÖ 546 yılında karşılaşır. Karun’un alacakları paradan başka bir şey düşünmeyen askerlerinden oluşan ordu bozguna uğrar ve Sardeis şehri, Pers Kralı'na 14 gün dayandıktan sonra ünlü Kralı Karun ile birlikte teslim olur.
Olağanüstü zengin Krallık bir anda yok olmuştur. Pers kralı,Karun’u kendi tanrılarına yakarak kurban vermek için büyük bir ateş hazırlatır. Karun ateşin önünde, yakılacağı anı beklerken, Solon'un adını sık sık tekrarlaması üzerine, Pers kralı, Solon'un kim olduğunu Karun’a sorar. Karun,“Solon, tüm kralların dinlemesi gereken biri. Bana da, her şeyin sonuna bakmalı demişti” diye cevaplar.
Kral Kiros, bu sözlerden etkilenir kendisinin de başına da aynı şey gelebilir diye hemen ateşi söndürtür. Karun geri kalan yaşamını bir esir olarak sürdürür, ama Solon'un kehaneti çıkmış, Krezüs mutlu sonu görememiştir. Karun’un hikâyesi bu şekilde son bulur ancak Karun Hazineleri, dünyanın en meşhur Hazinesi olarak, dünya tarihine geçmiştir.” (4)
*
Her dönemde, her toplumda Ebû Cehîl ve Karun benzeri insanların yaşadığı görülmektedir. Bu insanlara karşı nasıl davranmamız gerektiği de Kurân-ı Kerimde yazılmaktadır. Allah’tan başka hiç kimseye kul olmadan, nefse, paraya pula kul olmadan insanlık onuruna uygun olarak yaşantımızı sürdürmeliyiz. Hiç unutmamalıyız ki: Dönüş Allah’adır.
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 09. 02. 2013  
--------------
2.      Ebu Cehil ölmedi yaşıyor, http://arsiv.zaman.com.tr/2000/12/25/ramazan/ramazandevam.htm
3.       Kenan Özmen, Ebu Cehil Olmak, http://www.habername.com/yazi-kenan-ozmen-ebu-cehil-olmak-2156.htm
Ayrıca bakınız.
·         Karunla ilgili olarak Kur’andaki ayetler http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%A2r%C3%BBn
      ·         Solon  http://tr.wikipedia.org/wiki/Solon
·         Lidya ve Lidler, Alpaslan Güzeliş http://alpaslanguzelis.wordpress.com/2011/03/10/lydia-ve-lydler/

**************************
**************************

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Ne güzel bir konuyu dile getirip paylaşmışsınız. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

    "Ebu Cehillere ve Karunlara kul olmayalım!" Ağzınıza, kaleminize, gönlünüze, yüreğinize sağlıklar olsun, dert görmesinler inşaAllah!

    Benim de Hz. Yusuf Peygamber'in Firavunun karşısındaki davranışı çok hoşuma gider ve filminden onun bu sahnesini paylaşırım. Hz. Yusuf'da Firavuna "Bedeli hayatı bile olsa, inancının sadece Tanrı'sına eğilebilmesine izin verdiğini" söyleyerek firavunun karşısında eğilmediğine şahit oluyoruz.

    Ne Ebu Cehiller, ne Firavunlar ve ne de Karunlar tükenir. Bunlara prim vermemek ve onların karşısında bedeli hayatımız bile olsa eğilmememiz gerekiyor.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve tamamlayıcı yorumunuz için teşekkür ederim.
      İnşallah bizlere yakışan duruş sergileriz.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil