2 Nisan 2013 Salı

“Okuyun Okuyun Okuyun”

Kur’an-ı Kerim’in ilk ayetinin ilk emri ‘oku’dur. Üçüncü ayette vurgulanan ve birçok ayette değinilen ‘oku’ emri müfessirlerce seslendir anlamında değil, anlamak anlamındadır. Sadece yazılı ayetleri değil bütün ayetleri yani, başta insanın kendisi olmak üzere, hayvanları, bitkileri, doğayı, uzayı kısaca evreni okuma emredilmektedir. Ayrıca düşüne düşüne ve tekrar tekrar okuma emrediliyor ki bu da tefekkürü içermektedir. Yani geçmişi ve geleceği düşünme, bulgulara varma, çıkarımlar yapma öğütlenmektedir ki bu da bilimsel çalışma demektir.
Bilim iki tarafı da keskin bir kılıçtır. Başka deyişle bilim insanlığın yararına olduğu gibi zararına da kullanılabilir. Allah ‘Yaratıcının adı ile’ okumayı emrediyor.  Başka deyişle insanı, doğayı, evreni koruyan, Allah’ın rızasına uyan bilim öğütlenmektedir.
Okuma ve bilim üzerine Kur’anda birçok ayet var. Birçok hadis ve eserler de var. Bu konu üzerinde çocukluktan beri düşünüp duruyorum. Düşünmek iyi de durmak iyi değil. Düşünmek iyi de hep aynı konuyu tekrarlamak iyi değil. Dünya hep dönüyor, güneş dönüyor, yıldız sistemleri dönüyor; ama hep aynı yörüngede değil. Evren genişliyor, Evren genişliyor; ama bizim kapasitemiz genişlemiyor. Kapasitemiz daralmazsa yine iyi diyeceğim. Düşünce kapasitesinin artırılması nasıl olmalı üzerinde hiç durmadık.
Düşünce özgürlüğü sorununu hep dile getirdik, yakındık makındık; ancak sağlıklı öneriler geliştiremedik.
Okuma üzerinde, düşüne düşüne okuma ve anlama üzerinde her zaman mesai yapıyorduk. Alak Suresi ilk beş ayetini incelememiz sırasında daha çok düşünür oldum. Düşünür oldum sözü yanlış anlaşılmasın diye değiştirerek yazıyorum: Bu günler okuma ve düşünme konuları üzerinde duruyorum. Bunun için olacak birçok çağrışım yapıyorum. Örneğin Johann Wolfgang Goethe ömrünün son yıllarında okumayı öğrenemediğinden söz ederken acaba ne tür okumayı kast etmişti? Çetin Altan “Beyinsel zevk alma sanatını” öğrenemediğimizden sık sık söz ederken acaba neyi kast etmiş olabilir? Yine daldım vecizelere. Her biri 136 sayfadan oluşan 8 ciltlik bir özdeyişler derlemem var. Hoş gelişler ola yerine Özdeyişler ola desem yeridir. Okuma üzerine o kadar özdeyiş var ki? Atladığım sözler daha da çok. Örneğin  İsmail Ağa cemaatinden Mahmut Efendi Hazretlerinin bir sözünü ilk kez duyuyorum : “Ömrümden üç nefesim kalsa size ‘okuyun okuyun okuyun’ derim. 
“Okuyun, okuyun, okuyun” pekiştirmesi okumanın önemini vurguluyor elbet. Ama Ömrümden üç nefesim olsa… sözüne dikkat kesilmemiz gerekir. Bu başlangıç diğer pekiştirmelerden farklılık yaratıyor. Diğer pekiştirmeler derken neyi mi kastediyorum?
Çağrışımlar hep aynı konuda olmuyor ki,  okuma üzerinde dururken Napolyon’un “para para para” sözü aklıma geldi. Dahası var: “çalış çalış çalış” sözü de peşinden geldi. Herkes çalışmayı öğütlüyor. Ama böyle üç defa tekrar edilen öğüdü kim verdi acaba? Aklıma rahmetli Orgeneral Cemal Gürsel geliyor; ama pek de emin değilim. Neyse bugün de böyle sözlerle beyin jimnastiği yapıyoruz. Devam edelim.
‘Para para para’ bugün herkesin derdi. Para kazanmak için de çalışmak gerekir. Gerekir mi? Metotlu çalışmak ve para kazanmak için okumak gerekir desem, bıyık altından güler misiniz?
Konuyu sulandırmayalım, okumaktan söz ederken konuyu maddiyata dökmeyelim. Elbette okumak maddi ve manevi olarak çok önemlidir; ama sırf bu yönüyle ele alınırsa sınıfta kalırız. Zaten sınıfta kalmış vaziyetteyiz, ‘sınıfımızı hiç geçemeyiz.’ demek istiyorum.
“Okuyun, okuyun, okuyun’ sözünün ‘para para para’ gibi hafızalarda kalması için konuyu böyle karıştırıverdim. Yemek pişirirken karıştırma olur ya o misal.
Neyi, niçin, ne zaman, nasıl okumamız gerektiği üzerinde de düşünmeliyiz elbette. Bu yazıyı bir defa daha, bir defa daha okuyun desem olmaz; onun için şöyle bağlayalım, kendinizi okuyun, kitapları okuyun, evreni okuyun.
Ne mutlu okuyabilenlere.
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 25. 01. 2013
**************************
**************************

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Blogger'in kumanda panelinde ve bu blog listenizin altında "denetlenme bekleyen 1 yorumunuz var" ibaresini görünce Allah Allah bu sayfama kim gelmiş de yorum yazmış dediğinizi tahmin eder gibiyim.

    Hepimizin birden fazla blogları var. Hele benim tam 18 tane. Ama sadece bir bloğumu çevremle paylaşıyorum ve devamlı güncel tutuyorum. Sizin blog sayfanızın da bayağı bir takipçisi varmış aslında. Hemen yorum yazdığım pencerenin altında görünüyor ve 77 üye olduğunu okuyabiliyorum.

    Adınıza oluşturduğunuz bu sayfanın son postunun "okuyun, okuyun, okuyun" olduğunu gördüm. Evet, gerçekten milletçe okumalıyız ve bundan başka bir bizi kurtaracak alternatifimiz de yoktur. Ama hocam o kadar çok okuma arazlı tembel bir milletiz ki, bunun ölçüsünü ben kendimden biliyorum. Belki belli başlı bir kitabı elime alıp roman gibi okumuyorum ama, araştırma, kaynak, belgesel, İslami ya da bilimsel makaleler vs. derken 24 saat ben okumanın başındayım. Günde gerçi 8 saat uyuyorum ama, rüyalarımda da boş durmuyorum ki, sabah kalkar kalkmaz hemen kafama takılan şeyleri araştırmaya koyulurum.

    Bize okumayı öğütleyen bu güzel ve yararlı paylaşımınız için size teşekkür ederim. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim.

    Selam ve dualarımla birlikte Yüce Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Önce ziyaretiniz için teşekkür ederim.
      Tahmininizde yanılmadınız.
      Sabahattin Gencal- Okuma Odası aslında Damla'nın bir yedeği olarak açıldı. Ama Damla kadar olmasa da ilgi gördü. İnşallah bu ilgiye layık oluruz.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil