22 Nisan 2013 Pazartesi

Öğretmenlik Mesleği


Öğretmenlik mesleği bir sevgi mesleğidir. Hiçbir olay, hiçbir sıkıntı, hiçbir engel öğretmenlik sevgisini yok edemez. Öğretmenlik  sevgisi  güneşe benzer; hem aydınlatır, hem ısıtır. Öğretmenlik sevgisinin kaynağı Allahtır; onun için bu sevgi devamlı olarak beslenir…
Öğretmenlikten emekli olalı çok oldu. Öğretmenlikle ilgili yeni bir gelişme yok. Öğretmenler günü de değil. Peki, o zaman yukarıdaki satırlar niye yazdım? Yazdım işte.
Yazmışken öğretmenlik mesleğini nasıl seçtiğimi de yazayım:
Daha ilkokuldayken annem doktor olmamı istiyordu, babam esnaf olmamı, amcam da hoca olmamı istiyorlardı. Dedem hiçbir fikir beyan etmiyordu. Yani ‘çocuk neyi severse onu seçsin.’demeye getiriyor gibiydi.
İlkokul öğretmenimin sevilip sayıldığını gördüm. Ben de onun gibi olmak istedim. Ancak ailemi de memnun etmek için ‘en büyük’ olmak istiyordum. Onun için öğretmenime sordum: ‘ Sizi yetiştiren öğretmenler nerde yetişti?’  Gazi eğitim Enstitüsü cevabını aldım. Bunun yolu da ilköğretmen okulundan geçiyordu. Demek ki İlköğretmen okuluna öğretmenlik sevgisiyle girdim. Bu sevgi orada sevdaya dönüştü.
İlköğretmen okulunda öğretmenlik sevgisini pekiştirmek için sık sık bir düşünürün sözü tekrarlanırdı: “Tanrı gökten yere inse de bir meslek seçse idi öğretmenlik mesleğini seçerdi.” Bu sözü hep hatırladım; ama pek kullanmadım. Niçin derseniz, Allah gökte değil, yere inmesi mevzuubahis değil, meslek ayırımı yapması düşünülebilir mi?...vb. Gerçi benzetmelerde hata olmaz derler; ama olsun kafaları karıştırmaya da hakkımız yoktu. Sessiz kaldım; ancak ilgisiz kalmadım; Kur’an-ı Kerimdeki eğitim öğretim metotları ile ilgili birkaç kitap geçti elime, meslek hayatım boyunca onlardan hep yararlandım.
Bütün bu süreci çağrıştıran, canlandıran yine Kur’an oldu. Kur’an-ı Kerimin ilk beş ayetini tekraren okudum: ‘Oku’  ile başlayan bu ayetlerde o kadar önemli, o kadar çok anlamlar var ki anlatılamaz:
Bismillahirrahmanirrahim
96 : 1  Yaratan Rabbinin adıyla oku/çağır!
 96 : 2  İnsanı, embriyodan/ilişip yapışan bir sudan/sevgi ve ilgiden/husûmetten yarattı.
 96 : 3  Oku! Rabbin Ekrem'dir/en büyük cömertliğin sahibidir.
 96 : 4  O'dur kalemle öğreten!
 96 : 5  İnsana bilmediğini öğretti.

Birkaç Tefsir kitabı okudum. Anladım ki bu ayetlerin açıklanması tükenmez. Onun için hiç açıklamalara girmeden şöyle bir değineyim, bir de alıntı vereyim yeter:

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk ve birçok müfessirin de belirttiği gibi en büyük öğretmen Allahtır.  Allah’ın bizim için indirdiği Kur’anı anlamamız, anladığımızı da anlatmamız gerekir. Tabii anlatırken sistemli olarak, yöntemine uygun olarak anlatmak gerekir; ama biz çağrışımlar arasında değinebiliyoruz. Bu arada internetten yararlanarak köprüler de kumaya çalışıyoruz.

Rabbin Allah ismi olarak terim anlamı, “Bir şeyi derece derece halden hale, nitelikten niteliğe geçirerek olgunluk amacına eriştirinceye kadar yetiştiren yaratıcı mutlak kudret sahibi”dir. Rab kelimesinin bu anlamıyla Kur’an’da Allah’tan sonra en çok tekrarlanmış olması, bize İslâm dininde eğitim (terbiye) sisteminin Allah inancına dayandığını ve ilk, mutlak yetiştiricinin Allah olduğunu açıkça anlatıyor. Kur’an, bütünüyle bu sistemi kapsar. Hazret-i Muhammed’in peygamberlik hayatı da bu sistemin uygulama örnekleriyle doludur.
Hz. Peygamber, kendi ifadesiyle bir “muallim” olarak gönderilmiştir. O, büyük bir eğitimci, terbiyeci, aydınlatan bir tebliğci, en son ve en mükemmel elçidir. Bu seçkin elçi ve başarılı muallim, çeşitli maddi ve manevi sıkıntılar içinde, ‘oku’ emrini aldığı andan itibaren eğitim ve öğretim işlerini fiilen üstlenmiş; bu faaliyetleri Mekke’de ‘Daru’l-Erkam’da, Medine’de Mescidinde ayırdığı ‘Suffa’da yürütmüş, 23 yıl gibi kısa bir zaman içinde o sert yapılı, kaba tabiatlı ve imtizaçsız insanları kardeş yapmış, ta’lim ve terbiyeye amade kılmıştır. “ (1)
Öğretmenler de peygamberlerin varisleri değil mi? Her öğretmen, daha doğrusu her öğrenen öğrendiğini paylaşmalı. Nasıl ki bir zengin malını zekâtla, sadaka ile paylaşırsa, öğretim üyeleri de, öğretmenler de hatta tüm öğrenenler de paylaşmalı. 
Paylaşmak yasak değil her halde. Bu son cümleyi yazmamalıydım. Böyle bir cümleyi yazmama sebep olan ortamın düzelmesi için de Kur’an-ı Kerimi anlayarak okumalı, en büyük öğretmenin emirlerini, öğütlerini yerine getirmeliyiz.
Bunları yazıyorum ya bir taraftan da Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün Kur’anla aldatmakla ilgili yazıları ve kitabı aklıma geliyor. (2) Sakın ola ki okuyucularımızı yanlış yönlendirebileceğimiz aklınızın ucundan geçmesin. Aksine Kur’an-ı Kerimi,  Kuran-ı Kerimin tavsiye ettiği biçimde öğrenerek paylaşmak çabasındayız.
Öğretmenlik mesleği bir Tanrı mesleğidir, bir sevgi  mesleğidir. Bu mesleğe en büyük darbeyi bu mesleği yüceltmekle görevli olan yetkililer, bilerek ya da bilmeyerek vurdular. Her şeye rağmen, eskisi kadar olmasa bile öğretmeni seven halkımızın  eğitim güneşinin önündeki kara bulutların yok olması için Rabbimizin yardımıyla gereğini yapacağını umuyoruz.
Umutların yeşermesi dileğiyle.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 28. 01. 2013

**************************
**************************

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Öğretmenlik mesleğini o kadar çok güzel anlatmışsınız ki, kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Öğretmen demek sevgi demek ve en büyük öğretmen Allah'tır derken öğretmenlik mesleğinin ne kadar ulvi ve yüce bir meslek olduğunu açıklamışsınız.

    Tüm öğretmenlerimizin bu bilinçle görevlerini yerine getirmelerini dilerim. Yine tüm öğretmenlerimizin Cenab-ı Hakk'ın yar ve yardımcısı olmasını niyaz ederim. Cenab-ı Hakk, zaten bu mesleğin ulviliğini ve yüceliğini gözeten öğretmenlerimizin yar ve yardımcısı oluyordur.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Bu arada şunu da samimiyetle ekleyeyim: Sizi de öğretmen olarak görüyorum: Bir çok blog çıkarıyorsunuz. Ayrıca blogerleri yorumlarınızla teşvik ediyorsunuz. Allah razı olsun.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil