25 Aralık 2012 Salı

Öğretmenin fırça izleri

Cahit Sıtkı Tarancı’nın hesabına göre yolun sonuna geldik.

        Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
        Dante gibi ortasındayız ömrün.
        Delikanlı çağımızdaki cevher,
       Yalvarmak, yakarmak nafile bugün.
       …
“Yaş yetmiş iş bitmiş.”demeden düşünüyorum. Daha doğrusu geçmişe dalıyorum. Şimdilerde zaman tüneline girmekten söz ediyorlar; ama nedense tünelde fazla kalamıyorum.  Tünelden hemen çıkıp bazı yargılara varmaya çalışıyorum.

Bugün öğretmenlerin üzerimdeki etkilerini düşündüm.
Her insanın üzerinde öğretmenlerin etkisi vardır; ama benim üzerimde öğretmenlerin etkisi çok fazla. Öyle ki “Ben öğretmenlerimin eseriyim.”diyebilirim. Öğretmenlerimizin verdiği bilgiden söz etmiyorum. Duygu ve düşüncelerimin oluşmasında, konuşmamda,  yazmamda, çalışmamda, selam vermemde, gezmemde; her şeyimde öğretmenlerimin etkisi var. Bu konu ayrı bir inceleme konusu. Bu konu kitaplara sığmayacak kadar geniş.
Bu konunun ayrı bir çalışma konusu olduğunu söyledim; ama işin doğrusu bu işi beceremeyeceğim. Delikanlılık çağındaki cevher kalmadı gibi. Üzülerek söylüyorum,  bazı öğretmenlerimin isimlerini bile unuttum. Gözümün önüne geliyorlar sanki “İsmimi nasıl unutursun.” diyorlar. Hepsi isimsiz kahraman oluyorlar. Hepsine minnettarım. Hepsinden Allah razı olsun. Vefat eden öğretmenlerimize  Allahtan rahmet diliyorum.

Öğretmenlerimden söz etmeyeceksem bu yazıyı ne diye kaleme aldım?  Malum 24 Kasım Öğretmenler Günü . Bu güne benim de bir katkım olsun istedim. Onun için Damla’da öğretmenlerle ilgili derlemelere yer verdim . Geçen yıllarda da Öğretmenler Günü Özel Sayısını çıkarmıştım. Bu yıl farklı bir çalışma olsun istedim. Ressam Öğretmenler konusunu işlemek için interneti taramaya başladım.  Gördüm ki, bu konuya hâkim olamayacak kadar çok ressam öğretmen var. O zaman kendi kendime dedim ki ” Konuyu sınırla. Seni en çok etkileyen ressamları ele al.” Öyle de yaptım.
*
1956-1957 öğretim yılında Erzurum Yavuz Selim İlköğretim okuluna girdim.
İlk resim öğretmenim Burhan Alkardı.
Resim yeteneği olanları 3. Sınıftan sonra Çapa’ya gönderiyorlardı. Kazananlar Çapa İlköğretmen Okulunda okuyorlar. Buradan da Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümüne girebiliyorlardı. Öğretmenimiz sınıfımızdan dört kişiyi seçti. Ben de bu dört kişi arasındaydım. Ders dışında Resim atölyesinden yararlanabilecektik.

Bu sırada bir üst sınıfta bulunan yakın köylüm olan bir ağabeyimiz kendisinin akrabası Mustafa Ayaz’ın Çapa’ya gittiğinden söz etti bana. Gıyaben tanıttı bana Ayaz’ı.
İkinci sınıfa henüz başlamıştık ki resim öğretmenimiz Burhan Alkar Bey okulumuzdan ayrılarak Gazi Eğitim Enstitüsüne asistan olarak gitti.Öğretmenimiz gidince Çapa işi yatmış oldu.
Kütüphane memurumuz İbrahim İbrahimhakkıoğlunun oğlu Fehim’den de söz etmeliyim. Bir üst sınıfta okuyordu. Resimleri dikkat çekiyordu. Ağaç üzerine yaptığı resimler benim de dikkatimi çekti doğrusu…
Okulumuzda her alanda öyle cevherler vardı ki anlatılamaz. Yalnız o zamanlar cevherlerin arasında olduğumuzun farkında değildik.
Diğer resim öğretmenlerimize, diğer ressam arkadaşlarımıza haksızlık yapmış olmuyorum inşallah. Ben, bana ilk tesir edenlerden söz ettim sadece.  İlk tesir önemli midir?

Şimdi tesir mesir diyoruz; ama o zaman bu tesirlerin farkında değildik. Örnek vereyim: İlk öğretmen olduğum zaman üç yanı fermuarlı, koltuk altına da sığabilen kırmızı bir deri çanta almıştım. Acaba neden? Yoksa Burhan Bey’in etkisi mi olmuştu? Burhan Bey’e “Blok” adını vermişti öğrenciler. Çok temiz, çok düzenliydi. Koltuğundan çantası da eksik olmazdı. Gariptir. İlk gözlük çerçevem de onun gözlüklerine benziyordu. Bu benzerliği çok çok sonraları anladım.  Eminim ki birçok arkadaşımıza da olumlu etkileri olmuştur.  En azından güven aşılamıştır. Kurşun kalemlerimizi de fırçalarımızı da güvenle tutardık.  Uzun yıllar sonra Burhan Bey hocamıza, gıyaben sağlık ve selamet diliyorum ve ellerinden öpüyorum.  Tabii, Mustafa Ayaz’a da, Fehim İbrahim Hakkıoğlu’na da sağlıklar diliyorum. Uluslar arası üne kavuşmuş bu sanatçıların öyle ya da böyle etkilerini unutamam. Mustafa Ayaz’ın resim tarzı tarzım değil; ama anlıyorum ki fark yaratmak önemli. Fehim İbrahimhakkıoğlu da fark  yaratanlardan. 

Neden sonra anladım ki sanatkâr olmak demek farklı olmak demektir. Biz hiçbir zaman farklı olamadık. Bundan sonra yakınmak nafile.

Üzerimizdeki öğretmen izlerinden söz edecekken fırça izlerinden söz ettik. Ressam öğretmenlerin izleri de anılmaya değer, okunmaya da değer.
Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 23. 11. 2012
Yukarıda adı geçen ünlüler için
*******************************
*******************************


4 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Bu blog sayfanızdaki paylaştığınız yazılarınızı takip edebilmek için hep, en alttaki bir önceki ya da bir sonraki kayıt link komutlarını tıklayarak görebildim. Blog sayfanızın sol tarafındaki sidebar müsait bence siz oraya bir arşiv, ya da kategori widgeti ekleyin. Benim gibi meraklı biri daha gelir ve yazılarınızın listesini görmek isteyebilir.

    Benim bu teklifimi sadece bir öneri olarak kabul edin lütfen, aksi halde size işinizi tarif etmek gibi bir hadsizliğim asla olamaz.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve öneriniz için teşekkür ederim.
      Önerinizi inşallah dikkate alacağım.
      hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Ne kadar güzel bir Türkçe ile yazıyorsunuz. Muhakkak mesleğinizin de etkisi var ancak bence bu kişinin diline saygısıdır. Bu güzel dili hak ettiği gibi güzel kullanmak için herkesin öğretmen olması gerekmiyor. Gerçekten hayran kaldım sayın hocam, ben kendi adıma internet aleminde böyle ince, kurallı kaideli, düzgün ve açık bir Türkçeye rastladığım için çok mutlu oldum. Kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz, yorumunuz ve iltifatlarınız için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil