20 Aralık 2012 Perşembe

Aydınlanmalıyız, Aydınlanmalısınız, Aydınlanmalılar

Kurban Bayramı vesilesiyle 24 Ekim 2012'de Damla'da yayınlanan bu yazı ,
dini konularda uzman kabul edilen aşağıda adları geçen
yazarlardan yararlanılark yazılmıştır.
Bayramınızı en içten duygularla kutlarken bayramın huzur ve mutluluğa vesile olmasını dilerim.
Bayramları bayram yapan manevi atmosferi solumak için ve bütün günlerimizi bayramın verdiği gönül gücü ile mutlu olarak geçirmek için her şeyden önce bilinçli olmamız gerekir.
Her konuda özellikle dinimiz konusunda bilinçli olmamız özlenen ortamın kurulmasında büyük katkı sağlayacaktır.  Ahretimiz için de bu şarttır. Bilindiği üzere tahkiki iman taklidi imandan kat kat üstündür.
Dini konularda uzman olmadığımız için bilgi vermek yerine içimden geçenleri yazacağım. Beğendiklerinizi öğüt olarak kabul edebilirsiniz. Başka deyişle bayram ziyaretinde bulunan siz değerli okuyuculara  tatlı yerine öğüt vermeye çalışacağız. 
·         Dinlediklerinizi ve okuduklarınızı anlamaya çalışın. İşitilen ses olarak kalırsa, okunan göz jimnastiğinden öteye gitmezse boşuna zahmet edilmiş olunur.  Bu arada Kur’an-ı Kerimin Türkçe mealini de okumaya çalışın. “Kur'ân'ı Arapçasından okuduğumuz kadar mealinden de okuyup anlamaya çalışmalıyız. Hatim, Arapçasından yapıldığı gibi mealinden de yapılır. Üstelik Kur'ân'ı anlayarak okumak daha sevaptır. Çünkü Kur'ân, anlaşılmak için gönderilmiştir. “ (Prof Dr. Bayraktar Bayraklı)

·         Seçici olunuz. Uzmanları dinlemeye, uzmanları okumaya çalışınız.  Günümüzde çok kişi uzmanı olmadığı konularda, bazen iyi niyetli olarak bazen de kasıtlı olarak toplumun kafasını karıştırmakta ve bilgi kirliliğine neden olmaktadır. Örneğin fizik konusunda ancak fizikçi, kimya konusunda kimyacı konuşabilir, yazabilir; ama   din, siyaset, hukuk, eğitim… vb. konularda herkes bilgiçlik taslıyor.  Ayrı ayrı örnek vermek gerekmez; yaygın deyimiyle “ağzı olan konuşuyor.”, “Kalemi eline alan yazıyor.  İşte bu durumlarda bilgi kirliliğinden kurtulmamız gerekir.

·         Vebal altında kalmaktan korkmalı. Uzmanlarımız oldukça çekingen davranmaktadırlar. Özellikle dini konularda bu çekingenlik korku derecesindedir.  Bu konuda bir araştırmamız yoktur, onun için ihtimal olarak söylüyoruz: Kimileri aforoz olmaktan, kimileri mevkisini kaybetmekten, kimileri aldığı parayı kaybetmekten korkmaktadırlar. Onun için de aydınlarımız toplumumuza yararlı olamamaktadır. Bu durum vebal altında kalmak demek olmaz mı?
Benim de  korkularımın olduğunu eklemeliyim.  Dini konularda  uzman olmadığım için yanlış  yapmaktan korkuyorum. Yanlış yapmaktan Allaha sığınarak bazı konularda yazmak yerine o konuda uzman bildiğimiz yazarların yazılarına köprü kurmaya çalışıyoruz. Bu tür çalışmanın da sakıncalarını görüyoruz. Kariyerine bakarak uzman sandığımız kişiler uzman olmayabiliyor. Onun için her şeyden önce kendi aklımızı kullanmalıyız.  Bilmediğim konularda yazmam genellikle. Dini konulardaki yazılarım birkaç taneyi geçmez.  Geçen bayramda Dinimizi de mi bozmak istiyorlar?” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazıyı yazmak için genel olarak bidiklerime ek olarak ellinin üzerinde yazı okumuş ve bunlardan kırkına gönderme yapmıştım. Bütün bu yazılardan aldığım bir ya da birkaç paragrafı önceden paylaşmıştım. Benzerine rastlanmayan bu tür çalışmayı bu bayramda da yapmaya çalıştım. Durum tespiti etiketiyle yirmi küsur yazıdan alıntılar yayınladım.  Sözde,  bütün bunları bir potada eriterek bir makale yazacaktım.  Her alıntı yayınlayışımda 4-5 soru da yayınladım. Bu soruların da cevapları üzerinde duracaktım. Öğretmenler cevap anahtarı yazıyor ya, işte öyle… Mümkün mü? Bir kere “bu terazi bu sikledi çekemedi. “  Sonra,  böylesine bir yazı değil bir makaleye kitaplara bile sığmaz… Kısaca düşündüğümü yapamadım; ama emeğimiz boşa gitti sayılmaz.  Aşağıda görüldüğü gibi,  her birinden birer cümle veya paragraf aldığımız bu yazılar ayrı ayrı da yararlı olacaktır. Bunları bir potada eritme deyişini yanlış kullandım. Hiç birinin fikrini eritmeden hepsinden yararlanarak güzel eserler üretilebilir; etkinlikler düzenlenebilir; ama bunu ancak ve ancak Diyanet İşleri Başkanlığı ve üniversiteler yapabilir.
Gözlerimizin kusursuz olması, gözlerimizin açık olması ışık olmadan bir yarar getirmez. Bu benzetmeden hareketle bilinçlenmeye, başka deyişle aydınlanmaya ihtiyacımız  olduğunu bir kere daha vurgulayalım. Aydınlanmalıyız, aydınlanmalısınız, aydınlanmalılar…
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 24. 10. 2012
 
Işık Işık Işık
Bireyleri ve toplumları derinden sarsan sayısız sorunun yaşandığı şu günlerde, insanlık onuruna yakışır aydınlık bir dünyanın inşası için hepimize ciddî görevler düşmektedir.
(Prof. Dr. Ali Bardakoğlu , (Eski) Diyanet İşleri Başkanı,  20.09.2004.  3. Din Şurası açılışı)
Toplumda amir ahlakı, memur ahlakı, patron ahlakı, işçi ahlakı öğrenci ahlakı, öğretmen ahlakı, ticaret ahlakı olmadığı için toplum gayesiz bir nihilizme gitmektedir.
(Prof. Dr. Hüseyin Atay, İslam'ı Anlama ve Anlatma Metodu Akıl/İlim Kaynağı)
Bu durumdan kurtulabilmenin yolu zannı, şüpheyi ve vehmi, ilme hatta yakine dönüştürebilmekten geçmektedir. İşte bu görev ilim adamlarına düşmektedir. Öyleyse, gerçek rahmet ve bereket, âlimlerin içtihadındadır.
 (Prof. Dr. Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanı, Güncel Dini Meseleler İstişare Toplantısı III Açılış Konuşması )
Müslümanın en büyük düşmanı kendi nefs-i emmaresidir.
Yularını nefs-i emmaresine veren kişi iflah olmaz, kurtulmaz. Paraya, mala, zenginliğe, lükse tapmak mecazî mânada şirktir.
(Mehmet Şevket Eygi)
Hiç şüphe yok ki, bilim ve din ancak bilginler elinde ışığını yayabilir. Bu itibarla bilgisizce dine, ilme yaklaşmak, gerçekleri karartmaktan başka bir işe yaramaz.
(Prof. Dr. Mehmet Nuri Yılmaz, Diyanet İşleri Eski Başkanı)
Bu tefrika oldukça, söz bu kadar maksatlı bozuldukça, herkes her şeyi ancak kendisinin anladığı kadarıyla bilip yargıladıkça, edep, izan fıkdanı var oldukça birlik beraberliğe ne hakkımız olabilir ki! 
(Mehmet Ali Bulut, 22. 06. 2012 )
Din görevlisi cemaati irşat edecek kişidir, onunla politika tartışması yapacak kişi değil.
Din görevlisi, yalancıyı, hırsızı, karaborsacıyı, anarşisti, hak yiyeni, haramzadeyi, namus düşmanını ıslah edecek kişidir, particinin çantasını taşıyacak kişi değil.
(Dr. Lütfü Doğan, Diyanet İşleri Eski başkanı, Devlet Eski Bakanı, TBMM B 57, O.3, 19. 02. 1979)
İnsanlar, neye, niçin ve nasıl iman ettiğinden dolayı sorumludurlar. Dolayısıyla onlar, sorumluluklarının gereği olarak, imanlarını, sağlam temellere oturtmak durumundadırlar.
(Doç. Dr. Muammer Esen, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 52:2(2011), ss. 85-96)
Camilerin sadece günde beş defa açılıp kapanan mahaller olması da doğru değildir.
Cami, ilim ve irfanımıza katkıda bulunan faktör olarak fonksiyonunu icra etmelidir .
Kültür hayatımıza, düşünce dünyamıza, sosyal durumumuza etken olan bir fonksiyonu olmalıdır camilerin…
(M.Hakkı Özer, Ankara Müftüsü , 20.05.2011)
(Tıkla)
*
Müslümanlar işin özünü bırakmışlar görünümle, gösterişle uğraşıp duruyorlar. Ama kime anlatacaksın? Böyle gelmiş, böyle gitmez inşallah.
  

(Prof. Dr. Süleyman Ateş, Eski Diyanet İşleri Başkanı)
*
Sünnet dediğimiz zaman sadece onu değil, Kur’an’ı da birlikte konuşuyoruz. Çünkü bir bakıma sünnet, Kur’an-ı Kerim’in Efendimiz(s.a.v.) tarafından hayat haline gelmiş ve getirilmiş şeklidir; Kur’an’ın varlık alanına çıkmasıdır.
(Prof. Dr. Raşit Küçük, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı )
İslam medeniyeti Kur’an ve Hz. Peygamberin sünnetinden kaynaklanan, evrensel ahlak ilkeleri ve insan hakları ile ilmi anlayış üzerine bina edilmiştir. Zira İslam Medeniyeti’nin esası, İslam dininin hikmet ve adaleti üzerine kurulmuş olduğundan, ilmi ve irfanı öğretmiş, zulmü ve zoru yasaklayarak, haksızlıklara karşı koymayı hedef almıştır.
(Diyanet İşleri Başkanı ve eski Gümüşhane milletvekili Dr. Lütfi Doğan)
Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahireti isteyen ilme sarılsın, her ikisini isteyen ilme sarılsın.” İlim, okumak ve öğrenmek bu kadar önemli olduğu içindir ki, Kur’an’ın ilk inen kelimesi “Oku!” olmuştur.
Onun için ilim, Kur’an okumaktan daha önemlidir denilmiştir; çünkü ilim olursa Kur’an’dan istifade edilir. İlim olursa Kur’an’ın derinliklerine vakıf olunur ve Kur’an ayetlerinin ışığında bir insanlık medeniyeti yükselir.
(Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı, İstanbul Müftüsü, 04. 04. 2011, İKRA Seminerindeki konuşmasından)
 (Tıkla)
*
Kur’an-ı Kerim’de bir hususun varlığı ve hükmü araştırılırken, o konudaki bütün âyetleri ve ayrıca o konuyu uzaktan-yakından ilgilendiren ayetleri de birlikte ele almak gereklidir.
(Prof. Dr. M. Saim Yeprem)
*
İnsanın asıl vazifesi, sorumluluklarını önce kendisinin yapması sonra da fırsat buldukça bunları anlatmasıdır.
(M. Fethullah Gülen)
Dinin insanlardan istediği şey, geleneğin sorgusuz sualsiz kabulü değil, yahut modern olanla geleneksel olan arasında toptancı bir tercih yapmak değil, insanların kendi akıl ve iradeleriyle doğru olanı bulmalarıdır.
(Prof. Dr. Ali Köse, Altınoluk2008 - Mayis, Sayı: 267, Sayfa: 006)
-İslam Dininin bildirdiği tüm ilkeler insanın insan olarak yaşamasına en uygun olduğundan dolayı İslam.
-Dünyada huzurlu bir yaşam için, ahirette mutluluk için İslam
(Prof. Dr. Tayyar Altıkulaç, Eski Diyanet İşleri Başkanı, eski İstanbul Milletvekili)
Kur'ân'ı Arapçasından okuduğumuz kadar mealinden de okuyup anlamaya çalışmalıyız. Hatim, Arapçasından yapıldığı gibi mealinden de yapılır. Üstelik Kur'ân'ı anlayarak okumak daha sevaptır. Çünkü Kur'ân, anlaşılmak için gönderilmiştir.
(Prof Dr. Bayraktar Bayraklı)
Bir ot gibi, sap gibi, saman gibi var olmak var. Bir de insan gibi, adam gibi var olmak var. Tercih bizim. (Mustafa İslamoğlu, Var Olmak Aktif Olmaktır  .10/10/2012 )
(Tıkla)
*
İlim, irfan, hikmet üçgeninde gidip gelenler… İyi bilelim ki:
İlim insanı insan eder, belki de Sultan eder...
(M.Hakkı Özer, Ankara Müftüsü , 20.05.2011 )
Birlikte yaşamanın çok farklı enstrümanları var, laiklik mesela. Laiklik, devletin farklı görüş ve düşüncelerin bir arada yaşamasını sağlamasıdır. Bu, hem İslam inancı açısından hem de Anadolu’da var olan dünya görüşü açısından böyledir; kimse inancı yüzünden eleştirilemez.
(Prof. Dr. Sait Yazıcıoğu, eski Diyanet İşleri Başkanı, Devlet bakanı)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder