20 Kasım 2012 Salı

Düşünce Ufantıları ve Diğerleri


Düşünce Ufantıları ve Diğerleri
Unutuyorum. Gittikçe artan unutkanlığım yaşlılıktan mı, hastalıktan mı bilmiyorum. Uzun zaman önce doktora gitmiştim. Doktor unutkanlığımın endişe edilecek bir boyutta olmadığını söylemiş ve eklemişti: “Yaştaşlarınızdan, hatta birçok gençten daha iyisiniz.” diye. Şimdilerde de ayni sözleri duymak isterdim.
Kimin söylediğini hatırlamadığım bir sözü birkaç senedir kullanıyorum. “Kültür her şeyi unuttuktan sonra akılda kalandır.” Sözde bir yanlışlık var gibi; öyle ya her şeyi unuttuktan sonra akılda ne kalır ki. Demek ki her şey yerine başka bir kelime kullanmak gerekirmiş. Neyse diyeceğim başka benim. Birkaç sene önce kendi kendimi test etmeye kalkmıştım: “Her şeyi unuttum gibi. İşte bu durumdayken yazabildiklerim kültür ölçüsü sayılıyorsa bir şeyler yazmalıyım.”dedim ve Temel Kavramlar ana başlığı ile yirminin üzerinde yazı yazarak bloglarımda yayınladım.  Daha sonra bunları Damla adını verdiğim blogda da yayınladım.
Temel kavramları yazarken, aklıma gelse dahi atıflarda bulunmadım. Önceleri çok atıfta bulunurdum. Farklı alanlarda epeyce kitap okudum. Belki böyle çok okumamdan dolayı konuşmalarımda ve seyrek de olsa yazdığım yazılarda çokça atıflar vardı. Öyle oldu ki bundan ben de şikâyetçi oldum. Allahtan unutkanlık başlayınca atıf yapamaz oldum. Hiçbir esere de bakmamaya karar verdim. Yani sözlükleri, kitapları, interneti, bilgisayarı, televizyonu, dergi ve gazeteleri… vb. yok saydım. Kendimi ıssız bir adada yalnız kabul ederek yukarıda sözünü ettiğim yazıları yazdım. Doğrusu beğendim de bunları. Yanlış anlaşılmasın, son bir iki yılda yazdığım üçyüze yakın yazıya göre beğendim diyorum, yoksa...
“Temel Kavramlar” ana başlığı ile yazdığım yazıları yeniden okuyunca anladım ki bu yazılar olsa olsa temel kavramlar hakkında düşünce kırıntısı olabilirler. Kırıntı dedim de aklıma ekmek kırıntıları geldi. Çocukken yer sofrasında yemek yerdik. Ekmek kırıntısı bırakmazdık. Bu kırıntılara “ufantı” derdik. Nedenini bilmiyorum Temel Kavramlar dediğim bu yazılara da “ Düşünce Ufantıları  “ genel başlığını koymak geldi içimden.
Yazıları öpüp başımıza koyduğumuz ekmek kırıntılarına benzetmiş oldum. Sözünü ettiğim bu yazılarda mümkün olduğu kadar benzetmelere de yer vermedim. Önceleri çok benzetme kullanıyordum. Bir anımda anlatmıştım; ilköğretmen okulunda Kompozisyon dersine gelen hocam benzetme yapmamı yasaklamıştı.
Ne oldu da bu yasakları ve kendi kendimi sınırlandırmalarımı kaldırdım dersiniz. Bir kere unutkanlığım çok arttı. Artık doğru dürüst yazamaz oldum. En önemlisi de Damla’daki gelişme oldu.
Damla’yı okuyanların, daha doğrusu tıklayanların sayısı oldukça arttı. Okuyucuların büyük çoğunluğunun da öğrenci olduğunu sanıyorum. Emekli bir öğretmen olarak kendi kendime durumdan vazife çıkardım. “Damla kendi kendimi test etme alanı değil. Her cümle bir sorumluluk getirir; onun için.… İşte onun için derlemelere yer verdim. Arada benim yazdıklarımda da bol bol kaynak gösterdim. İyi mi yaptım kötü mü bilmiyorum. Aslında derlemelerim de zamanla bir eser boyutuna ulaşabilir. İnşallah diyerek bu konuyu geçelim.
Ufantıdan söz ediyorduk ya birkaç kelam daha edelim. Benim okur temsilcim sevgili eşim, derlemelerime karşı, az da olsa, eksik de olsa hiçbir yerden yararlanmadan yazmamı istiyor; yani ufantılara devam etmemi istiyor.
Sofralarımızda ufantı bırakmazdık, hepsini güzelce yerdik. Şimdilerde değil ufantıyı ekmek parçalarını bile yemiyorlar. Çöpe atılan ekmeklerin hattı hesabı yok. Sözü şuna getiriyorum günümüzde sanatçılar, köşe yazarları bile okunmuyor, biz mi okunacağız. Sözün burasında da bir itirafta bulunmak isterim. Damla’da yazmaya başlarken bir kişi takip etse bile özenle çalışmayı prensip edinmişken bu okunmak ya da okunmamak endişesini anlamıyorum. Daha doğrusu kendimi anlamıyorum.
Böyle böyle durumdayken ufantıları bir tomar ediyorum. Bundan sonra da ıssız odamdan, siz ıssız ada anlayın; evet, başkalarının yarattığı gündeme takılmadan, medya kirli sularına girmeden içimden gelenleri yazı vereceğim. Bunlara şimdiden bir genel başlık düşünemiyorum. Onun için İşte “Düşünce Ufantıları ve Diğerleri” diyorum. Bu diğerleri dediğim yazıları zaman zaman derlemelerden fırsat bulmaya çalışarak yayınlayacağım. Yani Damla’nın kalitesini fazla düşürmeyeceğiz.
“Düşünce ufantıları ve Diğerleri”nin sofralarımızın baş gıdası ekmek gibi yararlı olmasını diliyorum. Diyetisyenler duymasın. Malum ekmeğin, şişmanlatmaktan öte bir yararı olmadığını söylüyorlar. Biz ufantıdan söz ediyoruz. Sonra ufantılarımızda zararlı katkı maddelerinin olmadığı garantisini de veriyoruz. Okumanız için daha ne diyelim. Besmele ile yemeğe başlayalım. Afiyet olsun.
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 14. 11. 2012
 Düşünce Ufantıları
  1. Kültür
  2. Alışkanlık
  3. Yönetim
  4. Dua
  5. Dinlenmek
  6. Zaman
  7. Aile
  8. Yazmak
  9. Gündem
  10. Fazilet
  11. Söz
  12. Gazete
  13. Hak
  14. Ahlak
  15. Dostluk
  16. Konuşma
  17. Özgürlük
  18. Laiklik
  19. Oyun
  20. Yazmak
  21. Sanat
  22. Hukukun üstünlüğü
  23. Okumayı öğrenme
  24. Çalışmak
Ve Diğerleri...

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder