23 Temmuz 2012 Pazartesi

Zamanımızı Değerlendirelim

Bazı haber yazıları bir makale  değerinde olabilir. Anlatılmak isteneni somut olarak açık seçik biçimde sergileyen, içinde yorum da olan Zafer Öztürk’ün bir haber yazısı oldukça dikkatimi çekti. “Zaman kavramı” üzerinde yıllarca durdum, çeşitli benzetmelerle bir  “an”ın bile ne kadar değerli olduğunu  vurgulamaya çalıştım; ama  etkili olamadım. Etkili olamamanın burukluğu içinde sözünü ettiğim haber yazısını paylaşıyorum: 
Madonna’nın fişi çekilecek
Bu akşam Hyde Park’ta 50 bin kişiye seslenecek olan Madonna’yı konserini zamanında tamamlaması konusunda uyaran Westminster Belediye Yetkilileri “Tam 10.30’da bitir yoksa fişi çekeriz. Yasalara uymak zorundayız” notası çekti.
Geçen cumartesi aynı parkta 80 bin kişi önünde Bruce Springsteen ve Paul McCartney konserinde anfilerin fişini çekerek konserin bir saniye bile uzamasına izin vermeyen belediye, yasaların uygulanması konusunda ne kadar ciddi olduğunu göstermişti.
Konser gecesi sadece bir kişiden şikayet alındığı ve ses desibeli sınırlamanın üzerinde olmadığı bilgisi ise yine ihlal ve şikayetlerden çok  yasaların uygulanması konusundaki hassasiyeti ortaya koymuş oldu.

TT Arena’da 55 bin Türk hayranı ile 8 Haziran’da  coşan Madonna 45 dakika gecikmeli çıkarak hem hayranlarının protestosuna yol açmış hem de konsere ayrılan saatleri ihlal etmişti. Bu kez ise aynı Madonna’yı yasaların tartışmasız uygulandığı İngiltere’de  ‘fiş çekme korkusu’ sardı.
Zafer Öztürk ,  Londra,  17 Temmuz 2012,  Hürriyet    

Zafer Öztürk, bu yazısında sadece zamanın değeri üzerinde durmuyor. Yasaların her türlü değerin üzerinde olduğunu belirterek haberi veriyor:

”İngiltere’de yasalar ünlü, politikacı, zengin hatta Pop Kraliçesi demeden her türlü değerin üzerinde olduğunu bir kez daha kanıtlamak üzere devreye girdi.” diyen Öztürk, ayrıca İngiltere ve Türkiye’deki anlayışlar da karşılaştırılmış oluyor. .

 “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” sözü ile yazıyı sonlandırmak varken  nedense zamanı harcamaya devam etmek istiyorum:
Öğretmenken öğrencilerime, ellerindeki kalemi, defteri kaç liraya aldıklarını sorardım. Pencereden gördükleri binanın kaç liraya alınabileceğini sorardım. Sora sora her nesnenin alınabileceği; ancak geçen bir “an”ın  dünyanın bütün hazineleri verilse bile geri alınamayacağı  sonucuna varırdık.
Okul yöneticiyken, yaygın olan  beş ve beşin katları biçimindeki derse giriş saatlerini değiştirmek istedim. Örneğin birinci derse giriş 08.28… Ayrıca, yine beş ve beşin katları biçiminde gösterilen toplantı saatlerinde de düzenleme yapmak istedim; ama yapamadım. Saniyenin askatlarını öğrettiğimiz yerde bile dakikaları kullanamıyorduk. Bu ifadelerden de zaman konusunda çok hassas olduğumu anlamışsınızdır. Saat gibi hareket ederdim. Koridorda göründüm mü hademe zili çalardı. ( O zamanlarda otomatik  düzen yoktu; ama otomatik davranan öğretmenler vardı.)
Batıyı görmediğim için doğu batı karşılaştırması yapmazdım. Gerçi Goethe’nin
“ Bir işi zamanında yapmazsan eğer
Azalır taşımış olduğu değer.”

 Sözünü sık sık kullanırdım.Ancak ayrıntıya girmezdim. Aslında ayrıntıya girmek gerekir. Doğulu ulusların zamana ve yasalara uymaması ağırıma gidiyor. Oysa  bizim kültürümüzde ve dinimizde zamana ve kurallara, yasalara uymak her şeyden önemli olmalıdır.  Vereceğim örnek ne derece doğrudur bilmiyorum; ama Ramazana girdiğimiz için aklıma geldi: Oruç tutanlar iftarlarını bir dakika önce yapsalar; sahurda yemenin sonlandırıldığı vakti bildiren toptan sonra yense ne olur. Aynı şekilde namaz vakitlerine uyulmasa … Demek ki zaman konusu  ibadetlerimizde de bizlere hatırlatılıyor.
Yasalara, kurallara uyma konusuna hiç girmeyelim. Biz yasalara uyma yerine yasaları  kendimize  uyduruvermeye çalışıyoruz.
İşin en kötü yanı nedir biliyor musunuz?  Zaman ve kurallara uymayanları hiç ama hiç yadırgamıyoruz. Bu konuda da yavaş yavaş alıştırıldık. Bir toplantıya, belirtilen saatten geç gelenleri alkışlarla karşılayabiliyoruz. Konuşma konusunun dışında, akla gelenleri söyleyenlerin sözlerini dinleyebiliyor, hatta manşet yapabiliyoruz.
Olumsuz alışkanlıklarımız saymakla bitmez. Daha fazla zaman almadan özetle konuyu sonlandıralım:
En kıymetli kavram olan zamanı değerlendirmesini bilelim. Huzurlu yaşamanın sigortası olan kurallar konusunda azami hassasiyeti gösterelim.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 19. 07. 2012

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder