2 Temmuz 2012 Pazartesi

Yunus Emre Çeşmesinden İçelim mi?

        Sevgi yoluyla tüm insanların, hem kendileriyle, hem başka insanlarla, hem evrenle, hem de Allahla kaynaşmasını ve sonsuz yaşamda ebedi hayata doğmalarını sağlamayı amaç edinen Yunus Emre XIII. Yüz yıldan beri ışık saçmaktadır. Onun ışığı ile onu anlamaya, onu anlatmaya çalışmak kolay olmasa gerek.Yaşadığı zamanı ve mekânı bilmek yetmiyor. Tasavvufu da bilmek gerekir. Aslında bilmek de, hatta gözlemek de yetmez, yaşamak gerekir. Çünkü Türk- İslâm tarihinin en büyük bilgelerinden olan Yunus Emre’nin, yaşadığı ve yaşattığı inanç sistemi tasavvuf ve Vahdet-i Vücuttur.


"Girdim gönül şehrine, daldım onun bahrına
Aşk ile gider iken iz buldum cân içinde."

…..
İstemegil Hakk'ı ırak, gönüldedir Hakk'a durak
Sen senliği elden bırak, tenden içeri candadır.

Yunus sen diler isen, dostu görem der isen
Aynadır görenlere ol gönüller içinde.
…..
        İnsanı insanda görme konusu üzerinde çok duruldu. Bu konu ata sözlerimize bile girdi. “Kişi kişinin aynasıdır.” dedik. Örnek olmaya, ayna olmaya, aynaya bakmaya çalıştık. Ama kendi içimize bakmayı öğrenemedik. Yunus’a göre İnsanın kendi benliğindeki Allah'a ulaşabilmesi için kendi benliğinde seyretmesi gerekir
        Tüm zamanların en büyük aşk ve sevgi şairi Yunus Emre, aşk ve sevgi kavramlarını en çok tekrarlayan kişidir. Bu kavramları tüm insanlara içtenlikle fısıldayan kişidir. Evet sanki bizimle konuşur Yunus. Sanki içimizden geçirdiğimizi okur Yunus. Biz mi okuruz, Yunus mu okur? Okula gidenlerimiz, gitmeyenlerimiz, ihtiyarlarımız gençlerimiz, kadınlarımız, erkeklerimiz kısaca hepimiz Yunus olamaz mıyız ? Oluruz da bunu farkına varamayız, bilinçli olamayız. Hak nedir, hak nedir bilmeyiz; yaşam nedir, ölüm nedir bilmeyiz. Bilmesek de, anlayamasak da Onu okuyalım. Yaşayamasak da O’nu dinleyelim:


Hak cihana doludur, kimseler Hakkı bilmez
Onu sen senden iste, o senden ayrı olmaz
Dünyaya gelen geçer, bir bir şerbetin içer
Bu bir köprüdür geçer, Cahiller onu bilmez .
…..

Yunus sözün anlar isen, mani'sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek, bunda kimseler kalmaz.


        Mana sultanı Yunus Emre’nin -baş üstünde tutulduğu için- bir çok yerde mezarları makamları vardır. Başka Yunusların da vardır.
        Yunus’un Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköydeki (Yeni adı ileYunus Emre köyündeki mezarı güzel bir anıt haline getirilmiştir. Mezar taşında da şu beyitler vardır:

Gelin tanış olalım, işin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz .


        Tüm gönüllerde Yunus Emre’nin makamlar ve nazar gâhlar vardır elbet.
Gönlümüzdeki mezarların mezar taşlarında hangi şiirler kazılı?
Yunus’un her şiiri gönlümüze kazılsa yeridir. Birkaç mısrasını yazalım:

Benim bunda kararım yok, bunda gitmeye geldim
Bezirganım mataım çok, alana satmağa geldim.
…..
Ben gelmedim da'vi için benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.
…..
Sen sana ne sanırsan ayrugada onu san
Dört kitabın manası budur eğer var ise

Geldi geçti ömrüm benim, şol yel esip geçmiş gibi
Hele bana şöyle geldi, şol göz yumup açmış gibi

        Yunus Emre’yi büyük bir hümanist olarak, insan hakları savunucusu olarak değerlendirenlerin yüreklerine yazacağı mısralar başka olurdu belki. Yunus Ermeyi bir saz şairi (ozanı) olarak görenlerin; Bektaşi olarak görenlerin de yazacakları mısralar da başka olurdu.
        Yunus’a bir çok açıdan bakılmaktadır. Onu varoluşçu olarak görenler olduğu gibi panteist olarak da görenler var. Herkes kendi düşündüğünü görmektedir Yunusta. Neden böyle oluyor? Çünkü Yunus büyük bir mutasavvıf, büyük bir ilâhi aşk şairidir. Bütün düşünceler ilâhi aşk potasında erimiştir.
Yunus’un düşüncelerini sistemli olarak ortaya koymak, kategorilere ayırmak bizim harcımız değildir. Hatta bunu kendisi de yapamamıştır. Ömrünün son yıllarındayken, ölümünden 12 yıl önce, yetmişini aşmışken (1308)’de tamamladığı Risâletü’n -Nushıyye adlı eser Yunus Emre Divanı kadar başarılı bulunmamaktadır.
Başarı göreceli bir kavramdır. Yunus Emre bazı demler başarılı olduğunu bildirirse de genelde alçak gönüllüdür. Hatta en göze batan özelliği alçak gönüllülüktür.

Ne ilmim var ve tâatim
Ne gücüm var ne takatım
Meğer senin inayetin
Kıla yüzümü ak Çalabım.

        Yunus Emre’nin bu alçak gönüllülüğünü anlayamayanlar onu ümmi bile sanmışlardır. Ümmi değil, ancak ümmilerin bile duygulanabileceği biçimde basit olarak anlatabilecek kadar büyük bir ustadır. Onun doruğuna ulaşabilen pek fazla kişi yoktur. Açık deyişle Yunus Emre’nin sanatına, duygu, dil ve değerler zenginliğine erişebilen pek yoktur. Aslında Onun gibisi yoktur demek daha uygundur; ancak bu konuda fikir yürütebilme yetkisinde olmadığım için, ayrıntılı incelemeler yapmadığım için ihtiyatlı konuşuyorum.
İnceleme yapmadığımı söyledim. Aslında yapmak istedim; ama başaramadım.

Erenler bir denizdir
Aşık gerek dalası
Bahri gerek denizden
Girip cevher alası.
        Ben denizci değilim. Yunus Emre’nin teşviklerine rağmen denizci olamadım.

Sen sende iken menzil alınmaz
Bahri olmadan gevher bulunmaz.

        Yunus’un işaret ettiği konuyu anlar gibi oldumsa da Okyanusuna girip cevher çıkarmaya cesaret edemedim. Ancak bu okyanustan çıkarılan cevherlerden örnekler sunduk. Biraz da sözü uzatmış olduk.

Az söz erin yüküdür
Çok söz hayvan yüküdür
Bilene bu söz yeter
Sende güher var ise.

       Son satırlarda ne duruma düştük? Bu duruma düşenleri eksikli görmeyelim.

Tehi görme kimseyi
Hiç kimsene boş değil
Eksiklik ile nazar
Erenlere hoş değil.

        Uzattıkça uzatıyoruz. Keşke kısa yazabilsek, keşke susabilsek.
Söylememek harcısı, söylemeğin hasıdır
Söylemeğin harcısı, gönüllerin pasıdır


       Susmak kavramını yanlış değerlendirmemek gerekir. Yunus Emrede amaca giden vasıta sözdür. Daha doğrusu zamanında söylenen sözdür.
Sözü bilen kişinin, yüzünü ak ede bir söz
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz

Kişi bile söz demini, Demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini, Sekiz cennet ede bir söz


      Yunus’u en güzel şiirleri anlatabilir düşüncesiyle şiirlerinden bir çok örnek sunmuş olduk. Umulur ki gönlünüzü doldurmaya gayret edilir. Yoksa sadece okumak yetmez.

Çeşmelerden bardağın
Doldurmadan kor isen
Bin yıl dahi beklesen
Kendi dolası değil.



      Yunus Emre çeşmesi hep akacaktır. Umulur ki bütün insanlık faydalanır. Umulur ki insanlar Yunus Emre gibi olgun, kâmil bir insan olur. Yine umulur tüm evreni sevgi ve barış kaplar.

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder