5 Temmuz 2012 Perşembe

Hep beraber yürüdük mü bu yolda?

Bursa Yeni Ant gazetesinde 10 Kasım 1963'te Atatürk Yolu başlığı ile çıkan yazım, yayınlanan ilk yazımdır. Altına bugün de imzamı atarım.
Yıllar sonra bu yazımı okuyunca yazıda çok ilginç bir benzetme yapmış olduğumu gördüm. Evet klâsik bir yazı, her zaman söylene gelenleri tekrarlayan bir yazı; ama ilginç benzetme de var.
“Gerçek aydın olarak, halka böyle giysiler giydirmekten çok, onların fikir ve ruh hayatına Atatürkçülüğü maya olarak katmalı, onları Atatürk yoluna yöneltmeliyiz.”dedim.
Atatürkçü maya benzetmesini başka yazarlardan hiç duymadım. İşin garibi, bu benzetmeyi ben de sonraki yazılarımda hiç kullanmadım. Atatürkçülük üzerine yazılar yazdım; hatta kitap yazdım[1]. Ancak, dediğim gibi bu benzetmeyi kullanmadım. Aslında güzel bir benzetme. Bu konu işlense, duygu ve düşüncelerimiz Atatürkçü düşünce mayasıyla mayalansa…
            Bu anda maya falan düşünmüyorum. Düşündüğüm şu: Bu yazıyı yazdıktan 44 yıl sonra bu gün de aynı noktadayım.Tıpkı bir çemberi dolanmış gibi oldum.Başlangıç noktasıyla sonuç noktası aynı nokta. 0 derece ile 360. derece… Bundan sonra da böyle mi olmalı ? Ben bunları düşünürken siz bu ilk yazımı okuyun. Başka deyişle söyleyelim; ben geçmişimin muhasebesini yaparak yeniden uçma hazırlığı yaparken siz eski yazılarımla oyalanın.
            ‘Oyalanın’ deyişime bozulmuşsunuzdur. Özür dilerim; ama pek haksız da sayılmam.
Düşünelim bir, hangimiz oyalanmamak için okumuyoruz. İstisnalar hariç pek çoğumuz ya oyalanmak için ya da not almak için okuyoruz.
            “Okuyalım da nasıl olursa, niçin olursa olsun” diyenleriniz de olabilir. Ben de okuma sevgisini sözde artırmak için böyle diyenlerdendim. Ama ne oldu? Okumayı sevmeyen millet olduk. Okuyanlarımız da oyalanmak için okuyor.
            Oyalanmak için okumaktan daha güzel etkinlikler var. Biz okuyacaksak bir amaç için okumalıyız.
            Amacımızı kendimiz seçeceğiz.
            Yazıyı amacımız çerçevesinde okuyacağız. Yarın aynı yazıyı başka bir açı gözeterek okuyabiliriz. Öbürgün başka bir açı…
            Bir yazıyı bir defa bile okuyamıyoruz; nerde kaldı birkaç defa okumak. Ben, işte öylesine, duyduklarımı aktarıyorum.
            Doğrusunu ararsanız, biz okumasını bilmiyoruz. Hangi ünlü şair ve düşünür, ileri yaşında, seksen yaşında “Okumayı öğrenemedim.” demişti? Goethe mi? Sizleri yanıltmayayım. Kişi önemli değil verilmek istenen mesaj önemli.
            Vermek istediğim mesajları almaya hazır mısınız? Var mısınız, var mısınız?
            Kusura bakmayın. Bu son cümleler siyasetçilerin cümlelerine benzedi. Sıkıntımdan böyle yazıyorum. Yıllarca öğretmenlik yaptım, belli kalıplara göre yazmaya çalıştım; ama beceremedim. Şimdi de biraz değişik, biraz karışık yazalım.Bakarsınız tuttururuz. Bakarsınız, artık beraber yürürüz bu yolda…
            Bu yazıyı, yayımlanan ilk yazımın Atatürk Yolu başlıklı yazı olduğunu belirtmek için kaleme almıştım. Ancak durum öyle gelişti ki Atatürk’ün yolunda hep birlikte yürümemiz gerektiği ana noktasına geldik.
            Hep beraber Atatürk’ü izlemesek ne olur, Kıyamet mi kopar? Kopar mı kopar. 1981’de yazdığım bir yazıda "Türkiye Atatürk’ün Yörüngesindedir.” dedim.
Bu düşüncemi başlık olarak da yazdım. Düşünebiliyor musunuz Dünya yörüngesinden çıksa ne olur?
            Yukarıda da belirttiğim gibi  Atatürkçülük üzerine bir kitap bir çok da yazı yazdım. Bir yazım da “Atatürkçü Düşüncenin Bekçisi Öğretmen” başlığını taşıyor.  Şimdi olsa başlığı değiştirirdim. “Öğretmen de Atatürk’ün Bekçisidir.”başlığını koyardım. Aradaki farkı anlıyorsunuz değil mi? Bir zamanlar  bekçiliği öğretmenlere havale ettiler, törenlerde bulunmayı yeterli gördüler… Bu gün de,  korkarım Atatürkçülüğü Atatürkçü Düşünce Derneği adlı derneğe havale ederler…
            Bizim bir havalemiz olmaz. Umarım sizin de olmaz; yine umarım ki şöyle yarım yarım, böyle kinayeli gibi yazdığım; bir çok şeye değinip bir konuyu işlemediğim bu yazımı ve de diğer yazıları değerlendirebiliriz.       
           
           Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 18. 03. 2007                

[1] Sabahattin Gencal, Atatürkçü Düşünce Üzerine Bir Deneme

1 yorum:

  1. Yazınıza harfi harfine katılıyorum. Özellikle "okurken bir amacımız olmalı" sözü çok doğru. Teşekkür ederim değerli bilgileriniz için.

    YanıtlaSil