8 Temmuz 2012 Pazar

Hayatım Çaykara (önsöz)

Yazı vardır çağlayan gibidir, insanın gözünü ve gönlünü doyurur. Yazı vardır ırmak gibidir; denize, engine ulaşma arzularını kabardır. Yazı vardır kaynak gibidir; serinlik, ferahlık verir. Yazı vardır; çeşme gibidir; çeşme açılmadan akmaz. Yazı vardır; çaykara gibidir. …

Çaykara bilinmez çoklarınca. Bilmeyenler için açıklayalım:
Irmak kenarlarında küçücük, duru su kaynağıdır çaykara. Çaykara suyu doğal olarak filtrelenir. Çakıl, kum, çakıl vs. tabakalardan geçerek arınan su yüzeye çıkar.

Irmak bulanır, çaykara bulanmaz. Irmağın tadı tuzu değişir çaykaranın değişmez.
Az ama arı duru, berrak çaykaralar çok az bulunur. Bunların kıymeti de bilinmez.

Adını iki derenin birleştiği yerin kenarındaki çaykaradan alan Çaykara ilçesinde bile, bir gazete haberinden öğrendiğime göre çaykaranın üzeri betonla kapatıldı.

Çok az bulunan çaykaralara yüzeye çıkma imkânı vermeyen bir ortamda Ahmet Gencal  “Hayatım Çaykara” diyerek eserini ortaya koyuyor.

Hayatım Çaykara’nın ilk okuyucusu olarak Ahmet Gencal’a sordum:
“Bu eser bir makale midir, sohbet midir, fıkra mıdır yoksa eleştiri midir, deneme midir? “
Ahmet bilmediğini söyledi ve okuyucunun bildiğini ekledi. İlk okuyucu olarak düşündüm. Ve bu eserin bir deneme olabileceğine karar verdim.

Gencal, bireysel düşüncelerini iddiasız olarak, bir ispat, bir öğretme vb. kaygısı olmadan yazıyor. İçtenlikle yazıyor. Bazen söyleşi havası içinde, bazen de gelişi güzellik havası içinde yazıyor.
Gencal, bazen serbest oluyor,  bazen ciddi, düzenli.
Bir inceleme veya makalede olduğu gibi belirli bir plana göre yazmıyor. Duygu ve düşüncelerini rahat, serbest bir tutum içinde kendi kendisiyle, bazen de okuyucusuyla  konuşur gibi anlatıyor. Gencal bazen de bir konudan öbürüne atlamakta sakınca görmüyor.

Gencal’ın kişisel duyguları, düşünceleri , beğenileri ön plandadır. Yazılarında genellemelere varma, kural ve yöntemlere uyma gibi hususlar söz konusu değildir.

Gencal, üst beynimizle yaptığımız bu tespitlerin farkında bile değil. O içinden geldiği gibi yazdığını söylüyor. Burada düşünüyoruz ve alt beyinden üst beyine akımlar olduğunu anlıyoruz. Yani Ahmet Gencal’ın beyninde de bir çaykara var. Bu çaykara kaç katmanlı? İşte orasını bilemeyiz. 2 milyar hücreli beyinin sırlarını kim bulmuş ki…
Aslında herkesin beyninde çaykaralar var. Var ama eğitim yanlışlığından sadece üst beyinle düşünür olduk. Bir bilgisayar düzeninde olan üst beyinler evde, okulda, mahallede belirli kurallarla doldurulur. Gazete, kitap, dergi vb. ile de doldurulmaya devam edilir. Böylece ne olur? Ne olacak insan profesör olabilir; ama sanatkâr olabilir mi, yazar olabilir mi?

Gencal öyle ayaklı kütüphane değil; televizyon ya da internet bağımlısı da değil. Değil ama kütüphaneden, televizyondan, internetten, daha önemlisi doğadan, hayattan da uzak değil. Yalnız okuma tarzı farklı, yorumlama tarzı farklı. Bazen iki satırı bile zor okurken, bazen de babasının basılamayan eserlerini bir solukta hem de sesli olarak okuyabilir. Bazen iki satır yazamazken, bazen bir oturuşta, on onbeş dakika içinde bir deneme yazabilir.
Bu arada şunu da belirteyim ki bu eserdeki denemeler de bir oturuşta yazılmışlardır.

Kısaca Ahmet Gencal farklıdır. O aykırı bir insandır. O gizli güçleri olan, büyük bir potansiyele sahip bir insandır.

Çaykaralar betonlarla kaplanmazsa, güzel ortamlar olursa Ahmet Gencal’dan bir çığır açması beklenir. Ahmet Gencal’ın Çaykarası kana kana içilir.

Çaykaraların suları  nasılsa yer altına sızmış sulardır. Ahmet’in çaykarası da böyle. Sosyal, ekonomik ve kültürel olaylar, durumlar Ahmet Gencal’ın alt beynine sızar. Zamanla bu sular arıtılarak yüzeye çıkar. Öyle arıtılır ki isim yok, olay yok , yok yok… YaniAhmet Gencal’ın yazıları her zaman günceldir. Her zaman fikirlerle, duygularla yüklüdür. Evet, gelişi güzel yazıldığı intibaı veren; bir fikri ispatlama kaygısı olmayan yazılarda bile mesajlar vardır.
İnsan sorunlarla yoğrulmuştur. Ahmet Gencal sorunlarını dert edinmiyor;  ama sorunları çözmek durumunda olanların vurdum duymaz olmalarından; istismarcı, sömürücü olmalarından dertli. Ehliyetsiz olanların yönetimlerinden dertli, sisli havalardan  dertli.

Bu ortam, bu havalar deli eder insanı. Bu havalar sanatçı eder insanı.  Evet, bu ortamda bir yazar ortaya çıktı. Bu yazar, bu sanatkâr Ahmet Gencal.

Ahmet Gencal’ın “Hayatım Çaykara”sı gözünüzü, gönlünüzü doyurur mu bilmem, Enginlere uçmak ister misiniz bilemem. Hayatım Çaykara sizi serinletir mi yine bilemem. Ama “Hayatım Çaykara” ile belkide ilk defa çaykara içeceksiniz. Belkide siz de alt beyninize inecek ve “Hayatım Çaykara “ diyeceksiniz.

Ahmet Gencal’ın “Hayatım Çaykara”sının okuyuculara yararlı olmasını diliyorum.
                                                                                             
Sabahattin Gencal, (Emekli öğretmen), Başiskele-Kocaeli

*************************************************
*************************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder