6 Temmuz 2012 Cuma

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. övünç kaynağıdır


        “Öyle şahsiyetler vardır ki yaşadıkları şehre birikimlerinden öyle çok şey katarlar ki o şehirler bu şahsiyetler sayesinde şeref ve övünç elde ederler. Başka bir deyişle, bir şehre beyin, kalb ve rûh birikimleriyle ses ve mâna katmış şahsiyetler o şehir için büyük bir iftihar kaynağı olur.

        Kimi şehirler anıldığında tarihi mekânlarından, tabii güzelliklerinden çok o şehre rûh katmış şahsiyetlerinin hatırlanması, bu fikri doğrulamaktadır. Demek ki bir şehrin ufuklarını ışıklandıran şahsiyetlerin, şehrin yapılanışında maddi eserlerden daha kalıcı etkileri vardır.

        İbrahim Hakkı Hazretleri, neş’et ettiği şehre mâna katan şahsiyetlerdendir. “Erzurum” denince, “İbrahim Hakkı” ismine dair, şehrin tarih ve kültür eserlerini silikleştiren bir hafıza uyanışı, onun çok yönlü ve parlak bir şahsiyet sahibi olduğunu gösteriyor.”
M. Said Türkoğlu’nun Yağmur dergisi sitesinde  
        “Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri “ başlığı ile yayınlanan bir yazısından aldım yukarıdaki satırları. Bu satırlara ne ekleyebilirim ki... 
Yarım asır önce (1956-962 yılları arasında) öğrenci olarak bulunduğum Erzurum'da, Erzurumluların İbrahim Hakkı Hazretleri'ne gösterdikleri saygıyı gördüm. Bu günlerde de (2012) bulunduğum Kocaeli’nin Başiskelesinde de aynı saygıyı gözlüyorum:
        Serdar Mahallesi Kalıcı Konutlarında oturmaktayım.  1999 debremi öncesinde bu mahallede, en çok Erzurum’dan olmak üzere yurdun çeşitli illerinden  göç edenler oturmaktaydı. Deprem sonrasında bu bölgede kalıcı konutlar inşa edildi. Biz debremzedeler bu konutlara yerleştirildik. Debremzedeler de yurdun çeşitli bölgelerinden...
        Mahallemizde elbirliği ile bir cami yapıldı. Bu camiye Erzurumlu İbrahim Hakkı Camii adı verildi. Apartmanımızın yakınındaki bu camii gördüğümde Erzurumlu İbrahim Hakkıyı hatırlarım.
        Camiye “Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri.Camisi” isminin verilmesi Erzurumlu’ların ve İbrahim Hakkı’yı sevenlerin vefakarlığına örnek teşkil eder. Ayrıca yukarıda alıntı yaptığımız M. Said Türkoğlu’nun görüşlerindeki isabeti gösterir. 

        Son bir kaç yıldır Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri için anma programları da yapılmaktadır. Bu da dikkatimi çekmedi değil; ama en çok İbrahim Hakkı Hazretleri Cami'sine çok yakın olmam dolayısıyla  İbrahim Hakkı Hazretleri ile ilgili bir çalışma yapmaya karar verdim.

        Elimde  Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’si (Turgut Ulusoy’un sadeleştirdiği ve dört cildi bir arada 1990 basımı) bir de MEB yayınlarından, 1997 basımı Dr. Hayrani Altıntaş’ın Erzurumlu İbrahim Hakkı adlı eserinden  başka eser de yok. Öyleyken İnternet kaynaklarını tararyarak çalışmaya karar verdim. Dördü tez çalışması olmak üzere bir çok makaleden, konuşmaların yer verildiği yazılardan ve diğer haber ve çalışmalardan yararlandım. (Bakınız: Kaynakça)
        İnternet kaynaklarına ne derece güvenilir?
        Amacım bilimsel bir çalışma yapmak değil zaten. Amacım Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri hakkında bilgilerimi tazelemek, yeni bilgiler öğrenmek ve de okuyucularla paylaşmaktır.
         Gerek elimdeki kitaplarda, gerekse internette bulduğum tez yazılarında ve diğer kaynaklarında şöyle bir klasik yönten takip edilmiştir:
        İbrahim Hakkı’ın hayatı (Doğumu, ailesi, kişiliği, yetişmesi, evlilikleri, seyahatleri, ölümü...vb) Eserleri, Eserlerindeki konular ve bu konulardan alıntılar... Ben de böyle bir yol takip edeceğim anlaşılan. Aslında daha değişik olsun isterdim. Örneğin Marifetnamede oturulan yerin insan üzerine etkisi anlatılıyor. Ben de İbrahim Hakkı Hazretleri’nin bulunduğu mekanların kendi üzerindeki etkilerini öğrenmek isterdim. Yine burçlar bahsinde doğum tarihinin etkilerinden söz ediliyor. İbrahim Hakkı Hazretleri’nin burcu hakkında da bilgi edinmek isterdim. Kıyafetnamede beden karakter ilişkisi üzerinde de duruluyor, cinsellik üzerinde de duruluyor. Uzatmayalım kendi görüşlerinin ışığında İbrahim Hakkı Hazretleri’nin görmek isterdim. 
        İstemek başka, yapabilmek başka. Ama en azından bu konulara dikkat çekmiş olurum. Örneğin Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin doğduğu yer olan Hasankale'yi tasvir ettiği şiirinden iki kıta okuyalım ve düşünelim:

Kamu halkı zîrek, arif ü zarif
Dolu aşk ü candır Hasankalesi
Ağır, uslu, hoş huylu halkı, muti’
Pür emn ü emândır Hasankalesi


Kimi vâiz dinler, kimi ders okur
Dolu müselmandır Hasankalesi
Edepli, hayalı zeni, ehl-i ırz
San evvel zamandır Hasankalesi

Erzurumlu İbrahim hakkı Hazretleri
Şiirin tamamı 
        Erzurumlular nasıl ki Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleriyle kıvanç duyuyorsa Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri de Erzurumlu olmaktan, Erzurumlulardan kıvanç duymakta bu konuda methiyeler yazmaktadır.
Yukarıdaki dizelerden anladığımıza göre Hasankaleliler (Zirek (: açıkgöz, akıllı,çalışkan), arif ü zarif; ağır, uslu, hoş huylu, muti, emn ü emân (: güvenli ve emin) dirler. Ayrıca edebli, hayalı zeni (: kadınları haya sahibi), ehl-i ırzdirler.
Bu dizelerle birlikte Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerini de okuyabilir miyiz?
Bazıları durumu çok basite indirdiğimi söyleyecekler. Doğrudur. Erzurumlu İbrahim Hakkı şiirinde "Bütün Hasankaleliler böyledir."diyor. Kendisi de Hasankaleli olduğuna göre. .. Basit mantıkla hareket ettik.
Kimileri Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın insan anlayışı, insan-ı kamil anlayışı, ariflerin, alimlerin özellikleri ...vb. yazılarından hareketle ortaya bir portre çıkartılabileceğini söyleyebilirler. Bu konulara da yer vereceğiz; ancak Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin portresinin çizimini okuyuculara bırakacağız. Sıcağı sıcağına bir iki örnek vererek konuyu kapatalım:

       Yüksek yerlerin mizacı, kendi sakinlerine sıhhat ve kuvvet verip, çoğunu iyi ahlakla mesrur, ilim ve kemal ile mamur, güzellik ve cemal ile nurlu, uzun ömürle ömürlü etmiştir. 
...
        Soğuk yerlerde oturanların mizacları, kendi ehline şecaat ve kuvvet bahşedip, hazımlarını kolay ve rahat kılmıştır.
...
       Kuru yerlerin mizacı, endi ehlinin deri, mizaç ve dimağlarını kurutup, yazlarını sıcak ve kışlarını soğuk eylemiştir.
...
       Karlı dağların mizacı, öteki soğuk şehirler gibi kendi ehlini tertip edip, karı bâki kaldıkça, temiz rüzgârıyle onları temiz etmiştir. 
...
        Doğudaki oturulur yerler ki, doğusu açık olan şehirlerin mizacı sahih ve hoş bulunmuştur. Zira ki güneş, o şehirlerin ahalisi üzerin doğup, havalarını ılımlı ve temiz kılmıştır. ( Kaynak)
       Hasankale'nin doğuda, yüksek, karlı, soğuk bir yer olduğunu düşünerek bir portre çizmeye çalışınız.  Böylesi bir çalışma zor değil mi?
"Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri 18 Mayıs 1703'te Erzurum'a bağlı Hasankale (Pasinler) kasabasında doğdu."demek ne kadar kolaysa ayrıntılara girmek o kadar zor. Zor olan sadece yukarıda zikredilenler mi? Hayır. 18. yüzyılın Osmanlıda gerileme yüzyılı olduğunu, bu yüz yılda İstanbul'da Lale Devri yaşandığını; Erzurum'un doğuya açılan bir kapı olduğunu, bu kapıdan Hint'ten, Afganistan'dan ve diğer doğu ülkelerinden gelen seyyahların geçmekte olduklarını da belirtmek işi daha da zorlaştırır. Bu kadar da değil. Anneden, babadan, öğretmenlerden, çevreden söz etmek de gerekmez mi? Gerekir tabii; ancak biz konunun derinlerine inmeyeceğiz. Daha doğrusu inemeyeceğiz. Okuyucuları kaynaklarla baş başa bırakıp düşünmelerini isteyeceğiz.

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 30. 05. 2012

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder