5 Temmuz 2012 Perşembe

"E.İ. Hakkı Hz. kanatlar sahibi bir gönül adamıdır."

        Erzurumlu İbrâhim Hakkı Hazretleri’ni  tanımak için internetten bulduğum birçok yazı okudum. Bu yazılarda İbrahim Hakkı isminin  önüne çeşitli sıfatlar konduğunu gördük. Veli, derviş, şair, gavs, müderris,  …vb. birçok unvan. Bu sıfatların hepsini de kullanacak mıyız? Aklıma gelen bir benzetmeyi anlatmak isteriz. Bir orgeneral düşünelim. Bu orgenerale teğmen, üsteğmen, yüzbaşı, binbaşı, yarbay,  albay, tuğgeneral, tüm general, orgeneral mı diyeceğiz? Bu komik durum hiç kimsenin aklına gelmez. En son rütbe söylenir: Orgeneral x.
Konu askeri rütbelere gelmişken bazen topçu albay, öğretmen albay da dendiğini hatırlatalım. Yani bir iki unvan da kullanıldığı da oluyor.
         Benzetmelerde ileri gitmemek gerekir.  Üzerinde durduğumuz İbrahim Hakkı Hazretleri isminin önüne en uygun sıfat ne olabileceğidir. Bu sorunu hiç düşünen oldu mu bilmem. Sayın Yaşar Nuri Öztürk’ün bir yazısı bu konuyu  düşündürdü bana: “Kur’an’ı okuyun, ilim adamlarının da hepsinden yararlanmaya çalışın. Gerçek mürşit sıfatı Kur’an ve Hz. Peygamber’den başka hiçbir varlığa verilemez.Verilirse küfür olur.” Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri için mürşitdersek küfür mü olur? Doğrusu korktum. Halife dersek, gavsdersek yanlış yapmış olur muyuz? Bunlar tarikat terimi anlamında ve genel kullanımda başka anlamlara da gelebilirler.
Bir kişinin isminin önüne sıfat koymak öyle kolay iş değil. O kişiyi çok iyi tanımayı, uzman olmayı gerektirir. Uzman olmadığımız için en iyisi kişinin kendini tanıtmasına bakmak olabileceğini düşündüm.

         Erzurumlu İbrâhim Hakkı Hazretleri kendisini kısaca şöyle anlatmaktadır:

“Hicretin târihi binyüzonbeş oldu ol bahar,
Kal’ayı ahsende İbrâhim Hakkı doğdu zar.

İhtiyârı ilm idi, tâ sâl-i binyüzkırka dek,
Aşka düştü, ârif oldu, vecd ü hâli kıldı kâr.

Sal binyüzyetmiş oldu, sinn-i Hakkı ellibeş,
Kendi kârı bâr u vârı ihtiyârı kıldı yâr.”

         Ma’nâsı: “Hicrî binyüzonbeş târihinde bir bahar günü, İbrâhim Hakkı, Hasankale kasabasında doğdu. Binyüzkırk senesine kadar ilim öğrenmek için çalıştı. Ârif olup dünyâyı unutarak, Allahü teâlânın aşkıyla yanıp kavruldu, işini, gücünü, malını, mülkünü herşeyini bırakarak cenâb-ı Hakka yöneldi.”
        Buradan anladığımıza göre en son Ârif oluyor. O halde Ârif ‘i sıfat olarak kullanabiliriz.
Ancak Ârifler  irfan nuru ile, Hakla meşgul oldukları, kemale eriştikleri için kendileri için böyle bir sıfatın dahi kullanılmasını istemezler her halde. Onun için yaygın olarak kullanılan  Erzurumlu sıfatından başka bir sıfat  kullanmıyoruz. (Meşhur yazar R. Cevad Ulunay, İbrahim Hakkı Hazretlerinin dünya çapında olduğunu belirterek Erzurumlu sıfatını kullanmıyordu.)
Konuya açıklık getirmek için  http://www.ilahisevda.com/konular/evliyalar/07Cild/2/25.htmdan bir paragraf ekleyelim:
"Hayâtında hiçbir zaman okumayı ve okutmayı elden bırakmayan İbrâhim Hakkı hazretleri, ideal insan tipi olarak, ârif insanıgöstermiştir. Kendisi de bu ölçü içinde kalmıştır. Ona göre, ârif; gönülle ve akılla bilendir. Fakat gönülle bilmek ârifin yegâne husûsiyetidir. Bu yüzdendir ki o, gönüle, eserlerinde büyük yer vermiştir. Gönül, sevgilinin mekânıdır. Aşk sâyesinde bu sevgi vardır. Bu yollarda hikmet (fen ve sanat) vardır. Mevâlîd (varlıkların sırrını anlama) bu yolla olmaktadır. Kısaca söylemek gerekirse İbrâhim Hakkı; gönül sâhibi olan, fen ve sanata yer veren büyük bir âlim, hakka rızâ gösteren bir velîdir. Eserlerinin ismine ve mahlasına bakınca, bütün bunların hepsi görülür. Dîvânının adı İlâhînâme' dir. Bu ismi boşuna koymamıştır. Hakîkaten hepsi ilâhîdir. Mârifetnâme ise ârifîn kitabı demektir."

        Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleriyle ilgili olarak  kullanılan bazı sıfatları aşağıdadır.(1)
        Bu sıfatlar tasavvufla ilgilidir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin isminin önüne, O'nun ilgilendiği bilimlere, dallara göre bir sıfat yakıştırmaya kalkanlar da yok değil. Ona sosyolog, psikolog diyenler de var, astrolog diyenler de var. (Kendisine Sultam Mahmut Han zamanında müderrislik payesi verilmiştir.) İnsana ilgilendiği her konu ile ilgili unvan verilmez elbet. Demek ki üzerinde durduğu konulara öyle vakıf ki ... Ne desem bilmem ki. Prof. Dr. Hasan Kamil Yımaz'dan aldığımız bir paragrafı yazmakla yetinelim: "O sadece ulûm-i İslamiyede, ulûm-i meârifte değil, bütün tabiî ilimlerde; fizikte, astronomide, astrolojide ve medreselerimizin uzun bir süre ihmal ettiği hendese ve benzeri müspet ilimlerde de zirve olmuş bir şahsiyettir. Bu yüzden o “zülcenaheyn” değil “
zülecniha”;kanatlar sahibi bir gönül insanıdır. Ayrıca yaşadığı bölgenin insanları için de medâr-ı iftihâr bir şahsiyettir."
(http://hasankamilyilmaz.com/index.php?option=com_content&task=view&id=563&Itemid=31)

        Kanatlar sahibi gönül insanı ufkumuzda uçuşuna devam etmektedir. Açık deyişle O sadece yaşadığı çağda değil, çağımızda da aydınlatıyor; ileride de aydınlatmaya devam edecektir.
Çağları aşan bu gönül insanlarının hayatlarını inceleyelim ki ders alalım, ibret alalım. Bunların eserlerini değerlendirelim ki gelecek kuşakların daha ileriye gitmelerine vesile olalım. Sözü şuraya getirmek istiyorum. Gerek bilim adamlarının, gerekse gönül adamlarının hayatlarını, eserlerini ezberlemekle, tekrarlamakla yetinmeyelim; daha iyi olabilmek için, daha ileriye gidebilmek için orijinal çalışmalara yer verelim.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleriyle ilgili olarak yazdıklarımızın ve yazacaklarımızın okuyucularımızı düşündüreceğini, araştırmacılarımızı da teşvik edeceğini umuyorum.

        Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 21. 06. 2012
----------------------------------------------------------------------------
(1)
·         Ârif : Allahü teâlânın rızâsını kazanmış, O'ndan başkasının sevgisini kalbinden çıkarmış, tasavvufta yetişip, kemâle ermiş velî zât. Ârif-i billah da denir.( Bkz. Ârif)
·         Derviş: f. Gayet mütevazi ve kanaatkâr olan. * Kimsesiz, fakir. * Mâneviyâtla gönlü zengin olan fakir. * Mürid veya şeyh. ( Derviş nedir, kimlere derviş denir? ) (Şeyh, halife, mürid)
·        Evliya: (Veli. C.) Veliler. Nefsine değil, dâimâ Cenab-ı Hakk'ın rızâsına tâbi olmağa çalışan, ibâdet ve taatta, takvâ ve riyâzatda çok yüksek mertebelere ulaşıp Allahın (C.C.) mahbubu ve karibi olan büyük ve ender zâtlar. (Bak: Veli)
·        Halife: Arapça, birinin yerine geçen, arkasından gelen vekil olan kişi anlamlarına gelir. (Halifelik, tasavvuf okulunda bir kişinin varacağı son makamdır. Tasavvuf yoluna girip Allah'a kavuşmayı arzu eden kimseye muhib denir. Bir müddet sonra muhib olana bey'at töreni ile "dervişlik" payesi verilirdi. Bu durumda, Bektaşîler taç giyerken, Mevlevîler çile (halvet) çıkardıklarında hücre sahibi olarak derviş unvanını alırlar.Halife, bu dervişler arasından seçilir.)
·        Gavs :kelime olarak yardım eden demektir. Evliya arasında, kullara yardımla görevli olan zattır. Allahü teâlânın izniyle insanların imdadına yetişmesi sebebiyle gavs denmiştir. (Gavs ve kutub) (Gavs-video)
·        Hümanist:  İnsancıl, insan sever ( Bakınız: Hümanizm)
·        İnsan-ı kâmil: Allah’ın rızasını esas alan, hayatını ona göre düzenleyen takva sahibi kimse demektir.(Bkz. İnsan-ı kâmil:) (Kâmil insan:) ( İnsan-ı kamil)
·        Molla : Medrese öğrencisi, büyük kadı ( bakınız: molla)
·        Mutasavvıf: Tasavvufla uğraşan. İlâhiyyatla uğraşan, tarikat ehli olan. (Bak: Tarikat)
·        Müderris: Müderris medreselerde ders veren öğretim üyesi, profesör. Arapçada “ders” masdarından gelen müderris kelimesi, ders veren öğretmen ve ders vermeye yetkili ilim sahibi kimse manasındadır.(Bak. Müderris)
·        Mürebbi : Arapça, terbiye eden anlamındadır. Manevî tekâmül yolunu öğreten ve eğitimini yaptıran  şeyhler veya mürşidlere, terbiye edici anlamında olmak üzere, mürebbî de denilir
·        Mürşit: (Özet) İrşad eden, doğru yolu gösteren, gafletten uyandıran, peygamber varisi olan kılavuz. tarikat piri, şeyhi. ( Bakınız: Mürşit kimdir?)
·        Mütefekkir: Düşünen, derin mes'eleleri düşünen. Tefekkür ve teemmül edici olan. * Kuvve-i bâtınayı sarfeden. Âlim. Çok bilgili. (Bak: Tefekkür) ( Alim / Bilgin)
·        Seyyid : Arapça, efendi, bey demektir. Hz. Peygamber Efendimizin (s a v) torunu. Hz. Hüseyin (r)'in soyundan gelenlere seyyid; Hz. Hasan (r)'ın soyundan gelenlere de, şerif denir.
·        Şair :Şiir yazan. Sözünü vezin ve kafiye ile tertib eden.
·        Zaviye-dar: Arapça, Farca, zaviye sahibi anlamını ihtiva eden bir tâbir, iki kelimeden oluşmuştur: Zaviye ve dar. Dar: Sahip anlamındadır. Küçük tekke denilen zaviye şeyhlerine zâviye-dâr denirdi.
(2)
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin ilgilendiği başlıca konular:


·        ·                                    Ahlak
·        ·                                    Akaid
·        ·                                    Aritmetik
·        ·                                    Astronomi
·        ·                                    Biyoloji
·        ·                                    Coğrafya
·        ·                                    Dilbilim
·        ·                                    Etik
·        ·                                    Felsefe
·        ·                                    Felsefenin anlamı
·        ·                                    Fıkıh
·        ·                                    Fizik
·        ·                                    Fizyoloji
·        ·                                    Geometri
·        ·                                    Güneş sistemi
·        ·                                    Hadis
·        ·                                    Hadis kriteri ve akılcılık
·        ·                                    İlmi Sarf
·        ·                                    İlm-i sima ve kıyafetname
·        ·                                    İslam İlmihali
·        ·                                    İslam Teolojisi
·        ·                                    Jeoloji
·        ·                                    Kelam
·        ·                                    Kıyafetname nedir?
·        ·                                    Kimya
·        ·                                    Klimatoloji 
·        ·                                    Kozmoloji
·        ·                                    Kuran-ı Kerim
·        ·                                    Matematik
·        ·                                    Nahiv
·        ·                                    Psikoloji
·        ·                                    Sosyoloji
·        ·                                    Tasavvuf
·        ·                                    Tasavvuf ve Temel Kavramları
·        ·                                    Tasavvuf Terimleri Sözlüğü
·        ·                                    Tasavvuf Edebiyatı
·        ·                                    Tefsir
·        ·                                    Teoloji
·        ·                                    Trigonometri

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder