5 Temmuz 2012 Perşembe

Beden yapısı ile kişilik arasında bir ilişki var mı?

        İnsanın beden yapısı ile kişiliği arasında bir ilişki var mıdır? İnsan oğlu asırlar öncesinden beri bu soruyu cevaplandırmaya çalışmıştır. Bu konuda, beden, özellikle yüz okuma ile ilgili ilimler geliştirilmeye çalışılmıştır. Çin, Hint, İran, Eski Yunan ve Mısır medeniyetlerinde bu konuda çalışmalar olmuştur.İnsanın beden yapısı  ile  psikolojisi arasında doğal bir bağlantı olduğu inancıyla yapılan bu çalışmalar, en azından  karakter özelliklerinin tipolojisi için başlangıç teşkil etmişlerdir. 

       Eski Yunanca fizyognomifreneloji;  Osmanlıca ilm-i sima,  bu ilme üç bin yıldır kaynaklık eden Çince’de Mien Shiang   denilen bu ilim bir zamanlar askerlik, tıp ve psikoloji alanlarında kullanılmışsa da  bugün yaygın olarak kullanılmamaktadır. Bu ilim, daha çok gizli ilimler  kategorisinde yer almakta ise de insanlara umut olarak yeniden ele alınmaya başlandığı da görülmektedir. El falı, yüz falı gibi algılanan bu ilimle ilgili seminerlerin verildiği az da olsa görülmektedir.

      Seminerlerde kaderimizin yüzümüze yazıldığından söz edilmekte, alın yazısı üzerinde durulmaktadır. Daha önemlisi eğer okumasını bilirsek alın yazımızı yeniden yazabileceğimiz üzerinde durulmaktadır. "Yüzümüzde kaderimiz yazıyor, ama değiştirebiliyoruz. Astrolojik harita da bize verilen senaryo. Bunu da değiştirebiliyoruz. Tabii bilirsek... Eğer bilmezsek, hayatın elinde oyuncak oluyoruz."(1)
        Bu arada bir ara not düşelim: Kader konusu hassas bir konudur. Çok alimler bu konu yüzünden helak olmuşlardır. Onun için bu konularda dikkatli olmak gerekir.
İnsanın kendini tanıma macerası Hz. Ademden beri devam etmektedir.İnsanın kendini ve başkalarını tanıma uğraşı çeşitli amaçlar için olmaktadır. Personel alımı, tıp, askerlik vb. alanlarda yüz okuma sanatından yararlanıldığını okumaktaydık. Son zamanlarda güzelleşme çalışmalarında da yüz okumadan yararlanılmaktadır. “Eğer bir insan üzüntülerini aşabilirse, daha çok gülerse, çizgileri de kaybolabiliyor. Kadınlar, 50 yaşından sonra daha mutlu olmak istiyorlarsa, sürekli gülmelerini tavsiye ediyoruz. Olumlu düşünüp, yaşadığımız zaman, bu yüzümüze de etki ediyor. Bu konuda seminer verenler diyor ki: 'Siz gülümseyin, beyniniz mutlu olduğunuza inanıyor ve endorfin salgılıyor.”(2) 
Bir seminer ilanında okuduklarımız da düşündürücü "Yüz hatlarını ve yüzdeki işaretleri okuyarak, geçmişteki davranışlarınız ve DNA’nızın bıraktığı işaretleri analiz ederek, gelecekteki yaşam yolunuzu belirleyebilirsiniz. Bu anlamda herkesin yüzü açık bir kitap gibidir."(12)

         Beden ve yüzle karakter analizini ilkin Marifetnamede okuyup geçmiştik. Lisedeyken (ilköğretmen okulundayken) psikoloji kitaplarında bu konunun günümüzde pek geçerli olmadığını öğrendik. Daha sonra yedek subay okulundaki derslerimizde bu konuya rastladık: ancak günümüzde pek geçerliliği olmadığı da söylendi.

        Şimdi ne oldu da, bir zamanlar o kadar da önemsemediğimiz, Marifetname'deki beden ve yüz analizleri bölümünü yeniden ele almayı düşünüyoruz? Yazılı ve görsel medyada, internet aleminde sıkça  alternatif tıp konuları ele alınmaya başlandı. Bazı kurum ve kuruluşlarda beden ve yüz okuma seminerlerinden yararlanılmaya başlandı. "Günümüzde dünyanın birçok üniversitelerinin sosyal psikoloji bölümlerinde yürütülen araştırmalar, yüz okumanın bilimsel temellerini oturtmaya çalışmaktadır. Dünyaca ünlü firmaların; MCI, General Electric ve American Airlines gibi devlerin, yüz okumayla ilgili danışmanlık hizmetlerinden ve eğitimlerinden yararlandıkları bilinmektedir."(3) Bütün bunlar hakkında şöyle ya da böyle bir yorum getirecek kapasitede değiliz. O kadar ki internette karşılaştığımız kaynakları (4) ilginç bulmakla, ezberlemekle birlikte enine boyuna anlayamıyoruz. Bu arada Marifetname'yi bilimsel geriliğin kökeni sayanların (5) görüşlerini de anlayamıyoruz."Marifetname'deki beden" konusu günümüz yazarlarınca bilimsel olarak ele alınmaktadır. (13) Bu konu ayrı olarak ele alınacaktır.

        İlm-i sima kıyafetnamenin bir bölümü olarak ele alınmaktadır. Açıklayacak, tatmin edecek kadar anlayamadığımız kıyafetname konusu da ayrı bir bölüm olarak ele alınacaktır.( Bakınız: Kıyafetname)  Burada Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname'sinde kıyafetname ile yüz okumakla ilgili olarak okuduklarımızı değerlendirmeye yardımcı olabileceğini düşündüğümüz bazı bağlantılar kurmakla yetineceğiz.Bu arada  www.necatiaksu.net/ ve www.delinetciler.net/ sitelerinden aldığımız yazılara da bağlantı kuracağız.

        Bu yazıyı Marifetname'nin tamamını okumadan; bağlantılarda verdiğimiz eserleri ve bu konudaki bilimsel eserleri okumadan değerlendirmeye kalkmayalım. Yoksa altından kalkamayız.
        Konu ile ilgili bilimsel çalışmaların listesini veremeyiz; ancak internet ortamında okuduğumuz birkaç makaleden söz edebiliriz: Ejder Okumuş Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin  beden yaklaşımının, bedenler arası etkileşim nazariyesinin temelinde “kendini bilen Rabbini bilir” sözü bulunmakta olduğunu belirttikten sonra şöyle yazmaktadır:
        " Marifetnâme'de bedensel özelliklerin insanın huy, ahlâk ve şahsiyetini ele verdiğiyle ilgili kesin gibi görünen bazı ifadelerin kullanılması, eleştirilebilecek boyutlar taşımaktadır. Fakat bu noktada şu hususun göz ardı edilmemesi gerekir:
İbrahim Hakkı, doğrudur, kendisinden önceki kıyafet ilmi ile meşgul olanların yaptığı gibi insanların bedenlerine göre huy, ahlâk ve kişiliklerini anlamanın mümkün olacağını belirtmekte ve bunu da 17. İsra, 84 ayetiyle temellendirmektedir; ancak farklı olarak insanın bedenlerinin değişebileceğini, zira iç dünyalarının değişebileceğini iddia etmektedir. 
       Gerçekten de Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın insanın kıyâfeti olarak bedeninden hareketle huy, ahlâk, kişilik ve karakter özelliklerini analiz etmenin, anlayabilmenin mümkün olduğunu, zira her insanın iç dünyasını bedeninde aksettirdiğini söylemesi, ama insanın kendi iradesiyle bedenini değiştirebileceğini belirtmesi, onun beden yaklaşımının önemli bir özelliği olarak karşımıza çıkmaktadır.
Metnin alındığı yazının tamamını okumak için tıklayınızn"

        Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin üslubu abartılı olduğunu yazanlar var, beden karakter ilişkileri konusunda kesinmiş gibi yazdıklarını eleştirenler de var. Eserlerinin aslını okumasını beceremediğimiz için bir kanaat belirtemeyiz elbet; Ancak şunu söyleyebiliriz: Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri kitaplarına
doğru olduğunu sandığı bilgileri almıştır. Yanlış bilgi vermektense kitaplarını yakmayı tercih edebilirdi. Bu satırları yazmama sebep O'nun bir yolculuk esnasında yol arkadaşına söylediği bir sözdü. ( Bakınız: Kıyafetnameyi yakılmaktan kurtaran davranış. Ayrıca Kıyafetname ile ilgiili genel bilgi ve Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinde kıyafet bilimi için birkaç esere bakmakta yarar var. Bakınız:Kıyafetname)

       Erzurumlu İbrahim hakkı Hazretleri genel olarak anatomi ilminin insanın kendi nefsini ve Allah'ı tanımanın anahtarı olduğunu vurgulamaktadır. (Bakınız) Bundan hareketle genel olarak anatomi ile ilgili yazdıklarını ve de kıyafetname ile ilgili yazdıklarını okumakta yarar var.
       Çeşitli vesilelerle "Kendimizi Görme Denemesi" adlı bir eser yazmakta olduğumuzu, bunun için de müracaat ettiğim kaynaklardan birinin de Marifetname olduğunu yazmıştım. Ancak maalesef Marifetname'den kovamızı dolduramadık. Çünkü Marifetname'yi anlamakta yetersiz kaldık. Anlamadığımız, daha doğrusu doğruluğundan emin olmadığımız konulardan biri de bu beden ve karakter ilişkisi konusuydu. Yazmakta olduğumuz eseri rafa kaldırdık. Tabii, Marifetnameyi de. Ancak yukarıda belirtildiği üzere günümüzde bu konunun küresel çaplı firmalarca ele alınması, medyada sık sık yer alması dolayısıyla konuya yeniden baktık. Baktık da ne oldu, kanaatimiz mi değişti? Bir noktayı kaçırdığımızı fark ettik: İnsanın karakteri eğitimle, irade ile, ortam özellikleri ile gelişmekte ve değişmektedir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri de bu konuya satır aralarında değinmişse de, yukarıda belirttiğimiz gibi gözümüzden kaçmıştır. Umuyoruz ki okuyucular da değerlendirme yaparken bu hususu gözden kaçırmazlar.
        İnsanın beden yapısı ile karakteri arasındaki ilişki konusunda bir sonuca varmayı düşünmeden Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin bu konulardaki düşüncelerine dikkat çekmek istiyoruz. En azından şöyle düşünebiliriz : Bu birkaç sayfalık yazı için internetten bunca kaynak veriyoruz. Peki, 18. asırda yaşayan biri, Osmanlı İmparatorluğunun gerileme döneminde yaşayan biri Marifetnameyi, Kıyafetnameyi ve bunca eserini nasıl yazabiliyordu, yüz yılları aşıp nasıl güncel kalabiliyordu? Demek ki ...
       Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 14. 06. 2012
--------------------------------------

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder