8 Temmuz 2012 Pazar

Ansızın gelebilirim

            Kartalla ilgili bir yazı okuyunca kendimi kartala benzetiverdim. Emekli olduğumu, inzivaya çekildiğimi; yeniden uçmağa hazırlandığımı yazdım. Ancak kendimi tanıtmadım. Nerden gelip nereye gitmek istediğimi de yazmadım. Tanınmış biri olmadığıma göre yazıya kendimi kısaca tanıtmakla başlamalıyım.
            Öğretmen okulundan geliyorum. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdim. Öğrenci sevgisini, öğretmenlik aşkını orada edindim. Bu sevdayı, bu aşkı öğrencilerimle yaşadım; sizlerle de yaşamak isterdim.
            Eğitim Enstitüsünden geliyorum. Bursa Eğitim Enstitüsü Edebiyat bölümünden mezun oldum. Branş bilgisini, çalışma temposunu orada kazandım. Bilgiyi ve çalışma temposunu öğrencilerimle paylaştım; sizlerle de paylaşmak isterdim.
            TODAİE’den geliyorum. TODAİE Kamu yönetimi, Lisans üstü uzmanlık (master) programını bitirdim. Çağdaşlığı, sistem yaklaşımını orada öğrendim. Çağdaş sistem yaklaşımını arkadaşlarımla uyguladım; sizlerle de uygulamak isterdim.
            Hukuk fakültesinden geliyorum. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdim. Hak hukuk kavramlarını orada pekiştirdim. Hak hukuk kavramlarını tüm tanıdıklarımla yaşadım; sizlerle de yaşamak isterdim.
            Türkiye’den geliyorum. 35 yıllık öğretmenlik ve yöneticiliğim sırasında Trakya’yı ve Anadolu’yu dolaştım. Türk kültürünü halkımla beraber yaşadım; sizlerle de yaşamak isterdim.
            Bir dağ köyünden geliyorum1943’te Trabzon ili Dernek pazarı’nın Akköse köyünde doğdum. Köyümüm uhrevi havasını hâlâ teneffüs ediyorum; bu havayı sizlerle de teneffüs etmek isterdim.
            …..
            Kimilerinizin: “Sen ne imişsin, be ağabey!” dediğini hissediyorum. Tebessüm ettiğinizin de farkındayım. Ama siz de farkındasınız ki kurallara tam uyanlar, kulvarlarından hiç sapmayanlar tanınmaz ülkemizde. Onun için benim tanınmamışlığımı fazla yadırgamayın.
            Konuyu saptırmayalım. Bir yerlerden geldiğimi söylüyordum. Gele gele nereye geldim. Başka deyişle az gittim uz gittim; dere tepe düz gittim; altı ay bir güz gittim. Bir de arkama baktım ki bir arpa boyu yol gitmemişim.
            Yol almak istiyorum. Başka bir kulvara girmek daha doğrusu yazar olmak istiyorum.
            Bir yazar olarak size ne verebilirim. Ne vereceğim, insan ancak kendinde olanı verebilir. Ben kazanımlarımı yukarıda paragraf paragraf yazdım. Şimdi de her paragrafı bir iki kelimeye indirgeyerek vermek istediğim değerleri yazalım.
            Her insanda bulunması arzu edilen değerlerden bazılarını yazalım: Sevgi, bilgi, kültür, çalışkanlık, adalet, çağdaşlık, dindarlık, ahlâk…
            Yine öğretmenlik damarım mı kabardı dersiniz. Belki öyle; ama bu kulvarda öğretmen gibi olamayacağımı da biliyorum.
Öğretmen gibi olamayacağımı biliyorum; ama nasıl olacağımı bilemiyorum. Sizlerin yardımlarıyla öğrenmeye çalışacağım.

            Bugüne kadar hep okullarda öğrenmeye çalıştım. Sayısız kurslarda, seminerlerde öğrenmeğe çalıştım; ama şimdi bir kartal gibi hazırlanıyorum.
            Kartalın yeniden uçmaya nasıl hazırlandığını yazmıştım; yeniden hatırlatayım mı?
            “ Yeniden doğuş için kartal bir dağın tepesine uçar ve oradaki bir kayalıkta, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda gaga düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra, bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu sefer eski tüylerini yolmaya başlar. Beş ay sonra kartal, kendisine 20 veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.”

            Ben de kafamı taşa vura vura kıracağım. Yeni görüş kazandıktan sonra kalemimi açacağım; yeni bir imajla yeniden uçmaya çalışacağım…
            Ansızın gelebilirim. Ya da, bu uğurda kapınızda …

            Sabahattin Gencal, ( Denemelerde Kendimizi Görme, sayfa 13, Yuvacık, 2007 )

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder