28 Haziran 2012 Perşembe

Yöntemimiz Nasıl Olmalıdır?

        Allah’ın(cc)  Halifesi insanın amacının  tüm yaratıklarla bütünleşip Allah’a (cc) ulaşmak olduğu üzerinde birkaç cümleyle durulmuştur. Bunun için de insanın kendisini ve Allah’ını (cc) bilmesine yarayacak ilimle donatılmasını gerektiği üzerinde de kısaca durulmuştur. Allah’a (cc) ulaşmanın nasıl olacağı, yani yöntem üzerinde kısaca durmak gerekir.
        Gerek kendimizi yetiştirmemiz, gerekse tüm insanlığa, tüm yaratıklara rehberlik edebilmemiz ve  tebliğ görevimizi yerine getirebilmemiz için ne yapmalıyız?
        Allah(cc) hakikattır. Hakikata ulaşabilmemiz için yolumuzu görmeli ve gereken marifeti göstermeliyiz.

        Aydınlanmamız için ışık gereklidir. Bu ışığı şeriattan alacağız. Şeriatı geniş anlamda düşünmeliyiz. Sadece Kuranda ve hadislerde belirtilenlerin anlatılması olarak düşünmemeliyiz. Evrendeki tüm kanunlar Allah’ın(cc) kanunlarıdır, her biri birer ayettir, hadistir. Kısaca gerek pozitif, gerekse nazarı ilimlerin tümü aydınlanma için kullanılmalıdır.

        Yolumuz görüyoruz; ama yola koyulmuyorsak, ilerleyemiyorsak hedefimize, hakikate ulaşabilir miyiz? Ulaşamayız tabi. Yol uzak mı, yakın mı? Dar bir sırat köprüsü gibi mi? Yolun durumuna göre yolcuların tedbirlerini alması gerekir. Her insan farklıdır. Yollar da farklı mıdır acaba?  Farklı olup olmadığını bilmiyoruz; ama Yunus Emre, gerçeğe giden yolun tek olmadığını vurgular:

Gökyüzünde İsa ile
Tur dağında Musa ile
Elindeki asa ile
Çağırayım Mevlam seni

Yunus okur diller ile
Hakkı seven kullar ile
Ol Fahri bilenler ile
Çağırayım Mevlam seni
Yunus Emre

       Yolda ilerlemek için her kes yeteneğini göstermelidir. İnsan kendini tanıyamıyor, onun için kullanacağı yöntemler konunda da pek fazla bilgili değil. Bunu  bilen hak dostları tebliğ görevlerini yaparlar. Tebliğde zorlama yoktur. Tebliğ sevgi ve hoşgörü ile yapılır. Yunus Emre bu görevini değil kendi çağdaşlarına, değil yaşadığımız çağa bütün çağlara seslenerek yapmıştır. Yunus Emre, gerçeğe, Tanrı'ya, evrensele, her şeyin özüne varmak için ''Şeriat-tarikat-marifet-hakikat'' olmak üzere dört bilgi düzeyi yöntem ayırt eder. (http://webcache.googleusercontent.com/ )

Şeriat tarikat yoldur varana
Hakikat Marifet andan içeri
Yunus Emre


        Yunus Emre hakikate ulaşmak için, yukarıda da işaret edildiği gibi çabalamak gerektiği üzerinde duruyor. Kabımızı doldurmadan koymamalıyız.

Çeşmelerden bardağın
Doldurmadan kor isen
Bin yıl dahi beklesen
Kendi dolası değil
Yunus Emre

        Yanlış anlamalara sebep olmamak için belirtelim ki Tunus Emre’nin bir tarikata bağlı olmadığı yaygın kanattır. “Yunus Emre'nin tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur, aşktır; Allah katında kabul görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösterişe, hamlığa, riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır.” (http://webcache.googleusercontent.com/)
“Yunus Emre´nin, tarikatlara ait bazı maddî şekil ve kalıplara ehemmiyet  vermemesi  ve  işi  manevî  ve  derunî plânda ele alması da, onun münhasıran bir tarikata bağlı olmadığını göstermektedir.  "Gönlünü derviş eyleyebilen" kimse, hiçbir usule, merasime ve şekle bağlı kalmaya mecbur değildir:
Dervişlik dedikleri hırka ile taç değil                                            
Gönlün derviş eyleyen hırkaya muhtaç değil.                                                 
 Yunus Emre

        Yunus Emre bir tarikata girmedi; ama şiirleri bütün tarikatlarda gönülden seslendirilmiştir. Özellikle Allah aşkı teması üzerinde durulmuştur.

       Allahla(cc) bütünleşebilmek için önce diğer insanlarla ve yaratıklarla bütünleşmek gerekir. Bütünleşmeyi sağlamak için de elden geleni yapmalıdır. Bu çalışmalardan biri sözlü olarak yaklaşmaktır. Söz çok önemlidir

       Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder