15 Mayıs 2012 Salı

Laiklik

        Laikliğin evrensel bir tanımı yoktur. 
        Laiklik farklı dinleri barındıran toplumlarda, farklı rejimli toplumlarda, farklı coğrafyalarda farklı farklı tanımlanmıştır. Farklı dönemlerde de farklı tanımlanmıştır laiklik. Laiklik dinleri de, rejimleri de farklı olmayan toplumlarda da farklı tanımlanıyor. Körlerin fili tanımlaması yaygın benzetmesi laiklik için de yapılabilir.
        Laikliğin felsefi, siyasi, hukuki ve diğer anlamları üzerinde kör dövüşleri yapılmıştır.

        Laikliği salt felsefi açıdan tanımlamaya çalışanlar yalnız insan aklına ve bilime inanmaktadırlar. Dine, vahye inanmamaktadırlar. Herkes ateist olup olmamakta serbesttir kuşkusuz. Ancak bunların bilgi yanlışları da var. Akla önem vermeyen aslı bozulmuş dinlere karşı koyup akla ve insan tekâmülüne inanan batılı aydınlar İslâm dininin akla ve bilime verdiği önemi bilmiş olsalardı felsefi görüşleri yine aynı mı olurdu?

        Laikliğin siyasi anlamı üzerinde duranlar siyasi iktidarın dini kudretten ayrılması yani egemenliğin ilahi değil millete ait olması üzerinde dururlar. Siyasetçiler demokrasiyi savunmakta ve laikliğin demokrasinin güvencesi olduğunu vurgulamaktadırlar. Bazı siyasetçiler de sözde demokrasiyi savunurken teokrasiyi benimseyenlerin oylarını almak için türlü söylemler geliştirmektedirler. Böyle söylemler kafa karışıklıklarına, bilgi kirlenmesine neden olmaktadır.

        Hukuki tanımlara göre laiklik: devlet ile dinin birbirine karışmamasıdır. Yani devletin, dini kurallara göre yönetilmemesidir. Devlet fertlerin her türlü dini serbestliklerini kabul eder. Devlet, dini esaslara dayanan kanunlar yapamayacağı gibi, bütün dinlere eşit mesafede durur ve hiçbir şekilde dinlerin ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez.

        Devlet yurttaşının dini inancına ve ibadetine karışmaz; ancak yurttaşın inancını yaşayabilmesi, ibadetlerini yapabilmesi için yardımcı olur. Devletin varlığının gereğidir bu. Devletin dini yaşamak isteyenlere ya da istemeyenlere bir baskı yapmaması yetmez. Diğer fertlerin ve grupların baskı yapmaları önlenir. Yaygın deyişiyle mahalle baskılarına meydan verilmez. Devlet düzeni bozacak davranışları önlemekle yükümlüdür.

        Laik devlette din hürriyetinin doğal sonucu olarak, bütün dinler kamu düzenine aykırı düşmedikçe tanınır.

        Dinler tanınır; ama dinlerin medeniyetin ve güzel sanatların gelişmesini engellemesine meydan verilmez. Resim, müzik, heykeltıraşlık vb. alanlar üzerindeki tartışmalar, İslâm’ın tam olarak bilinmesiyle en aza inebilir.

        Eğitim açısından laiklikten eğitimin dini niteliğinden sıyrılarak bilimsel nitelik kazanması anlaşılmaktadır.

        Din eğitimi ve öğretimi vatandaşların temel hak ve hürriyetleri arasında yer aldığı hayırlanamaz. Bu durumda din eğitimini cemaatler yapsın diyen bir sistemi (seküler) savunanlar var. Öte yanda cemaatlerin dini eğitim vermesini tehlikeli görenler de var. Bunun için devletin kontrolünde okullarda ve okul dışında dini eğitimi savunanlar da var. Devlet eğitimli yurttaşların omuzları üstünde yükselir. Onun için, yani devletlerin ve milletlerin bekası için milli bir eğitim politikası geliştirilmelidir.

        *

        Felsefe, siyaset, hukuk, kültür ve eğitim alanlarındaki farklı görüşler yetmezmiş gibi laikliği doktriner boyutuyla da ele almakta ve çeşitli fikir akımları ve mezhepler çerçevesinde laikliği yorumlamaktadırlar.

        Benzetmede hata olmaz. Körlerin fili tanımlamaları örneğini verirken farklı görüşlerin ortaya çıktığını belirtmek istedim; yoksa hiç kimseye kör demedim. Aslında bu kişilerin görüş açıları dar olsa da fikirler zararlı olmamıştır.

        Kör olmadıkları halde ulusumuzun bireyleini  birbirlerine düşman etmek için bu konuyu istismar edenler var. Bu istismar sonucudur ki kafalar da gönüller de karışıyor. Daha doğrusu her şey karma karışık.

        Bu karışıklığa işaret etmek istedik yoksa fili bütünüyle gördüğümüz yok. Laiklik işte budur diyecek durumda değiliz. Sadece kitaplardan öğrendiklerimizi aktarabiliyoruz:

        “Grekçe’de laos halk, topluluk anlamındadır. Ondan türeyen laikos ise din adamı sıfatı ve yetkisi olmayan demektir. Latinceye laicus biçiminde geçen bu sözcük batı dillerinde bu kökten türetilmiştir.

        Fransızca laic ( laique) dünya işlerini, din işlerinden, dini otoriteden bağımsız olarak ele alan anlamındadır.

        ( Laik terimi Türkçeye Fransızcadan geçmiştir.)

        Hıristiyan âleminde de, kilise adamlarına “Clerici” (Cleras = ruhban sınıfı), bunların dışında kalan inanmışlar topluluğuna, “Laici” deniyordu. “

        *
        Türkiye’mizde ruhban sınıfı var mı? Yok. O halde herkes ruhban sınıfı dışındadır. Yani dinin dışında değil din tacirlerinin dışında. Dindar yurttaşlar ferdi olarak ya da cemaat halinde dinini yaşayabilecektir. Devlet de buna yardımcı olabilecektir. Bu laikliğe aykırı değildir. Ama cemaat kavramı istismar edilerek ortaya örgüt benzeri durumlar çıkarsa devlet devletliğini göstermekten çekinmeyecektir.

        Doğrudan ve dolaylı biçimde yurttaşların bir dine inanma, inandığını açığa vurma/ yaşama özgürlüğüne sahip olduğunu belirttik. Ancak bu özgürlüğün mutlak olmadığını da belirtelim. Genel ahlâka, kamu düzenine, kamu yararına aykırı olmaması sınırlaması her zaman vardır, olmalıdır.

       Bu arada şunu da belirtmekte yarar var: Kamu düzeni birilerinin keyfine göre belirlenmez.

       Yukarıda görüş karmakarışığından söz ettik. Aslında bu görüşlerin böyle anlaşılmaz, böyle içinden çıkılmaz duruma gelmesinden keyfi davranan devlet görevlilerinin de payı vardır.

        Kamu görevlileri ülkemizde sevgi, saygı ve hoşgörü ortamının sağlanması için objektif olarak gayret gösterirlerse laiklik daha iyi anlaşılacak, daha iyi uygulanacaktır.
        *
        Laikliğin genel esaslarından anladığımızı birkaç madde ile sıralayabiliriz:

       Devlet işleri dini kurallara göre düzenlenemez.

       Devletin resmi dini yoktur.

       Devlet yurttaşlarının dinlerine eşit uzaklıkta durur.

       Devlet yurttaşların ibadetlerine müdahale etmez.

       Devlet yurttaşlara başka bireylerin ve grupların müdahale yapmalarına da müsaade etmez. İslâm dininde zorlama yoktur. Zorlama kimden gelirse gelsin devlet zorlamaları engeller.

      Bu sayılanların dinin devletten ayrıldığı anlamına gelmez.

       Kısaca laiklik din karşıtı bir ideoloji değildir. Laiklik din özgürlüğünü güvece altına alan %099=%01 anlayışını geliştiren bir kavramdır.

       Çağdaşlaşmak için, millileşmek için daha demokratik olabilmek için laiklik gereklidir.

       Sabahattin Gencal, Başiskele, 09. 10. 2010

2 yorum:

  1. Çok güzel açıklamışsınız hocam,kaleminize sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil