21 Mayıs 2012 Pazartesi

Konuşma


        Geniş anlamında konuşma, içimizden geçenlerden başkalarına anlatmak istediklerimizi söz, ses, davranış, jest ve mimiklerle ifade etmedir.

        Hayvanlar da birbirleriyle anlaşabilir. Ses, hareket, jest ve mimiklere benzeyen hareketlerle anlaşan hayvanlarda söz yoktur.

        Söz kelime demek değildir. Papağanlar da kelime ezberleyebilir. Bir köpek de yüzlerce oyuncağın adını ezberleyebilmektedir. Söz aklı kullanmayı gerektirir. Aklı kullanabilmek için de kültürlü ve bilgili olmak zorunludur. Konuşma konusuna tam olarak hakim olmak gerekir.

        Nutuk, vaaz, açık oturum, konferans, panel, sempozyum, münazara, diyalog… vb. etkinlikler geniş anlamda konuşma kavramı içinde mütalaa edilebilir.

        Dar anlamda konuşmada karşılıklı etkileşim vardır. Diyalog dar anlamda konuşmadır. Diğer konuşma etkinliklerinde de karşılıklı iletişim vardır; ama karşılıklılık dereceleri farklıdır.

        Konuşmanın güzel ve etkili olması için özel kurslar açılmakta, kitaplar, makaleler…vb. yazılmaktadır. Yararlı olduklarına inandığımız bu çalışmalara iki unsurun eklenmesini şart olarak görüyorum. Üretilecek eserlerde robotlar ve siyasetçiler konularının yer almasında yarar görüyorum.
Bilgisayarlar ve robotlar konuşmaktadır. Bu konuşma, insanların bu aygıtları programlamasıyla oluyor. Aygıtları programlama kodları gelişmektedir. İnsanlar da az çok kodlanmaktadır. Ailede, okulda, iş yerlerinde, sokakta farkında olmadan bir çok kodlarla donatılmaktadır insan; ama insan gerektiği anda kodunu değiştirebilmekte ya da yeni kodlar yüklemektedir. Kısacası insan konuşması robotun konuşmasından farklıdır. Ek olarak belirtelim. Robotlarda beden dili, jest ve mimik, vurgu ve tonlama henüz gelişmemiştir.

       Bilgisayarlarda ve robotlardaki gelişmeler teknik ilerlemenin belirtisidir. Bu ilerleme güzeldir; ama insanların robot gibi olmaları doğru karşılanmaz. İnsanlar konuşmalarında da cüz-i iradelerini özgür ve bilinçli olarak kullanabilmelidir.

        Siyasetçiler, kendilerine minnet duyulacak, kendilerini hizmete adamış kişilerdir. Bu örnek şahsiyetlerden farklı olan, yanlış imaj yaratan siyasetçilerin konuşmaları ayrıca inceleme konusudur. Burada kısaca şunları belirtelim. Bu tür siyasetçiler akıllarını kullanabilmektedir. Başkaları tarafından da kodlanmamışlardır.Bunlar kendilerini tüzüklere, grup kararlarına göre kodlamaktadırlar. Ayrıca oy alma, menfaat sağlama, yaranma … vb. kaygılarla kodlamalar yapılmaktadır. Yaygın deyimle nabza göre şerbet dağıtılmaktadır. Bu tip siyasetçilerin konuşmaları samimi değildir. İçten gelmeyen konuşmalar etkisizdir. Başka deyişle,  samimiyetsizlerin konuşmaları etkilerini çok çabuk kaybeder.

        Güzel ve etkili konuşabilmek için yukarıda anlatılanları kısaca özetleyelim:

        Konuşurken, hayvanlardan farklı olduğumuzu düşünmeliyiz. Yani aklımızı kullanabilmeliyiz. Konuşma konumuza tam olarak hakim olmalıyız.

        Robotlardan farklı olmalıyız. Yani konuşmamızda beden dili, jest ve mimik, vurgu ve tonlama hususlarına dikkat etmeliyiz. Doğal olmalı, kodlanmış değil kendimiz olmalıyız.

        Minnet duyulabilecek, örnek alınabilecek siyasetçilerden yararlanmalı; ama istisna olan samimiyetsiz siyasetçiler gibi olmamalıyız. Samimiyet olmadan dinleyiciyle gönül bağı kurulamaz..

        Bütün bunların yanında konuştuğumuz kişi ya da kişilerin durumlarını dikkate almalıyız.

        Konuşma insanı insan yapan, insanı başarılı ve mutlu yapan mucizevi bir kavram, yararlı bir etkinliktir.

 
        Sabahattin Gencal, Başiskele, 27. 12. 2010

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder