29 Mayıs 2012 Salı

Gazete

        Gazete, en genel anlamda haber vermek için basılan, genellikle günlük olan yayındır.

        Türkiye’de yazılı kâğıtlara bile çok değer verilirdi. Yere düşen kağıda basılmaz. Kağıt yerden kaldırılırdı. Aslında Kuran - ı Kerim’e saygıdan ötürü olan bu gelenek her basılı kâğıt için de yaygınlaşmıştı.

       Gazetelerde, kitap ve dergi  yayını çok az olduğu için zaman zaman kitap bölümleri yayınlanır olmuştu. (Roman tefrikaları gibi). Gazetelerde dergi ekleri de çıkmaktadır.
        Yine kitap, dergi ve başka yayınların fazla okunmamasından ötürü gazetelerde fikir yazıları için köşeler oluşturulmuştur. Ayrıca gazetelerde spor, ekonomi, kültür, sanat, karikatür, bulmaca, hava tahmini, fal   ve başka başka dallar için de köşeler oluşturulmaktadır. İlanlar ve reklamlar da yayınlanmaktadır.
Bazı gazeteler özel konular için de yayınlanmaktırlar. Örneğin yalnız finanssal konulara yer veren gazeteler de vardır. Öte yandan haftalık ya da aylık çıkan gazeteler de yok değil.
  
        Basılı kağıtlara saygı duyan halkımız gazetelere de saygı duymuştur. Gazetelerde yazılanları doğru kabul etmiştir. Bugün bile, eskiye oranla inanma derecesi azalmakla birlikte gazetelerde  yazılanlara inanılmaktadır.

        Televizyon ve internet alanında çok büyük gelişmeler olmasına rağmen gazeteler önemlerini korumaktadırlar. Gazetelere, daha doğrusu genel olarak basına dördüncü kuvvet denildiği de olmuştur. Bu dördüncü kuvvet zaman zaman diğer kuvvetleri de etkilemektedir. Yani nerdeyse birinci kuvvet olabilmektedir. “Yönetilemeyen güç zararlı olur.” derler ki Türkiye Cumhuriyeti için de bu yaygın deyiş geçerlidir.

       İnsanımızın gazetelere inancını istismar edenler gazetelere koydukları ilan ve reklamlarla yetinmemektedirler. Gazeteler, haberleri yorumlayarak vermekte ve değişik biçimlerde sunmaktadırlar.Yine, köşe yazıları ve başka etkinliklerle beyin yıkamakta ve halkı yönlendirmektedirler.

        Halkı yönlendirme her zaman halkın yararına olmamaktadır. Aslında yönlendirilme hiçbir zaman halkın yararına olmaz. Çünkü yönlendirilmeye alışan halk, bir müddet sonra kendi aklını da kullanamaz olur. İşte o zaman istismarcıların ne yapacakları belli olmaz.

        Gazete okurlar için başka deyişle halkımız için çok yararlı olabilecek bir gereç olduğu kadar çok zararlı da olabilecek bir nesnedir. Yani gazete iki tarafı da keskin bıçak gibidir. Bu bıçağı tutanların kimler olduğunu bilmeliyiz. Bu kişilerin kimlerden emir aldıklarını, kimler tarafından beslendiklerini de bilmeliyiz. Bilinçli olursak olumsuz etkilenmeyiz. Okuduklarımızdan ders alamasak bile ibret alırız.

        Gazeteleri iki tarafı keskin bir bıçağa  benzetmem uygun gözükmeyebilir. Ama kalemin kılıçtan daha keskin olduğu düşünülürse benzetmem az bile. Benzetmelerin bir işe yaraması için gazetelerde yazılanları kendi süzgecimizden geçirerek okumalı, gazetelerde görülenleri kendi gözlerimizle görmeliyiz.

        Milli Eğitim Bakanlığı medyanın nasıl takip edilebileceği konusunda yararlı çalışmalar yapmaktadır. Hatta bu konuda okullarda seçmeli bir ders de koymuştur. Bu dersleri sadece öğrenciler değil büyükler de takip etse yararlı olur.
        Bu dersler hakkında bir bilgim yok. Ben sadece iyi niyetli olarak düşüncemi bildiriyorum. Ek olarak belirteyim ki bir gazetenin nasıl okunması gerektiğini de hâlâ öğrenmiş değilim. Ama öğrenmeye çalışacağım. Umuyorum ki tüm okurlar da gazetenin ne olduğunu, ne olmadığını öğrenirler.Yine umuyorum ki gazetelerin nasıl okunması gerektiğini de öğreniriz.

        Sabahattin Gencal, Başiskele, 13. 02. 2011 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder