23 Mayıs 2012 Çarşamba

Ahlâk

        Ahlâk, niyete uygun söz, tavır, davranış… vb. her türlü eylemdir. Bir eylemin toplum tarafından benimsenmesi ahlâklılık, eylemin toplum tarafından benimsenmemesi ahlâksızlık olarak nitelendirilir.
        Bir toplumun ahlâka uygun bulduğu bir eylemi bir başka toplum ahlâka uygun bulmayabilir. Yine, bir toplum bir dönemde ahlâka uygun bulduğu bir eylemi başka bir dönemde ahlâka uygun bulmayabilir. Kısaca ahlâk kavramı evrensel değildir. Gerçi Kuran ahlâkı teorik olarak evrenseldir, her çağda, her toplumda geçerlidir. Ancak pratikte Kuran’ın emirleri yerel törelerin etkisiyle değiştirilmektedir. Bazen Kuran yanlış yorumlanmakta, çağa göre yorumlanamamaktadır. Daha kötüsü inananlar istismar edilmekte, Kuranla aldatılmaktadırlar. Kuranı okumadan reddedenler de var dünyamızda. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Allahın izniyle Kuran ahlâkı ile ahlâklanmak daha önemlisi Kuran ahlâkını pratikte de evrenselleştirmek mümkündür. Yeter ki bilinçli bir ahlâk eğitimi verilsin, yeter ki iyi niyetli olabilme ortamı ve şartları oluşturulabilsin.
        İyi niyetle yapılan fakat sonucu kötü olan eylemler ahlâksızlık olarak vasıflandırılamazsa da kötü niyetle yapılan- sonucu iyi de olsa- eylemler ahlâksızlıktır. Demek ki eylemler niyetlere göre değerlendirilir.
        İnsanın kendine, ailesine, çevresine, insanlığa ve Allaha ait görevlerini öğrenmesi gerekir; ama her şeyden önce de iyi niyetli olması gerekir.
        İyi niyetlerle donanmak imanla, kültürle, bilgiyle ve eğitimle… vb. ilgilidir. Bu ilgili öğelerden biri eksik olursa örneğin iman olmazsa bilgi de, kültür de iyi niyetli olmak için yeterli olmayabilir. Onun için insanların iyi öğretim ve eğitim alabilmeleri için uygun ortam ve şartlar hazırlanmalıdır.
        Uygun ortam ve şartlarda olmayanlar, istisnalar dışında iyi niyetli olmayabilirler. İyi niyetli olmayanların ahlâksızlığa düşmeleri daha kolaydır.
        Ahlâklı olmayan bireylerden oluşan toplumlar ergeç yıkılmaya mahkümdür.
Bireylerin ve toplumların ebedi mutlulukları için herkesin ahlâklı olması gerekir. Herkesin ahlâklı olduğu bir çağ henüz gelmemiştir. Ama Allahın izniyle ahlâklı olmak, ahlâklı olunmasını sağlamak mümkündür. Yeter ki bilinçli bir gayret içinde olalım,bilinçli bir ahlâk eğitimi verelim.
        Ahlâk dinle, hukukla, törelerle örtüşmelidir. Bir toplumun hukukunu, bir başka bir toplumun modasını uygularsanız ahlâken zayıf kuşaklar yetiştirirsiniz. Onun içindir ki aydınlara, medyaya, dernek ve vakıflara görevler düşmektedir. Tabii, yasama ve yürütme organlarına da daha büyük görevler düşmektedir. Ne gariptir ki hiç kimse konuya bir bütün olarak, çağdaş sistem yaklaşımıyla bakamamaktadır. İşin önemi burada, yani konuya bir bütünlük içinde sistem yaklaşımıyla bakmaktadır.
        İyi niyetlerinden kuşkulanmadığımız aydınlarımız ve kuruluşlarımızın, vakit geçirmeden ahlâkı eğitim konusunda çalışmalara başlaması yararlı olur. Bu tür çalışmalar da ahlâkı bir görevdir.
        Ahlâklı olmak, ahlâklı kuşaklar yetiştirmek, aklâkı tamamlamak için herkes, üstüne düşen görevleri yapmalıdır.
      Sabahattin Gencal; İzmit, 03. 01. 2010 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder