17 Ağustos 2017 Perşembe

Açık teşekkür

Sabahattin Gencal
Anahtar kavramlar, ancak kullanıldıkça işlevlerini görebilirler. Kullanılmayan anahtarları taşımanın gereği var mı?

İlköğretmen Okulunda da  Eğitim Enstitüsünde de saygıdeğer hocalarımız bizlere altın anahtarlar vermişlerdir. Bu anahtarları her kullanışta hocalarımı rahmetle /selâmetle anarım.

Eğitim Enstitüsündeki  değerli öğretmenlerimizden Sayın Kâmile Akalın; “Medeniyetin anahtarı teşekkürdür.”derdi. Ondan aldığımız bu anahtarı meslek hayatım boyunca kullandım. Özel hayatımda da ömrümce kullanmaya devam edeceğim inşallah.

Önce anahtarımızla yazıyı açalım ve teşekkür borcumuzu ifa edelim:

Beni  14. 08. 2017’de, ameliyathanede ameliyat eden (lokal)  SBÜ Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi İdari Sorumlusu  Uz.Dr Dicle İBRAHİMOĞLU SEVÜK’e ve Asistan doktorlarına, hemşirelerine candan teşekkür ederim.

Bu arada, durumun acil olması nedeniyle, beni bekletmemek için ameliyat masasını sorumlu doktorumuz Dicle Hanım’a veren Uz.Dr.Erkin ÖNSAL ve ekibine de teşekkür ederim.

Tabii, durumdan kuşkulanarak beni Dermotolojiye yönlendiren aile hekimimiz Uzman Dr. Huriye Ünsal’a; Muayene ve bazı uygulamalarından sonra beni derhal plastik cerrahiye yönlendiren Dermotoloji uzmanı Dr. Ayşenur Kolay’a teşekkür ederim.

Hastalıktan veya yaşlılıktan olacak birçok hizmeti geçen ismi unuttum. Onun için iğne vuran, pansuman eden ve diğer hizmet ve yardımlarda bulunan bütün elemanlara da teşekkür ederim. Hepsinden Allah (c.c) razı olsun.

Teşekkür borçlarımdan bir kısmını ifa ettik. Artık daha rahat yazabiliriz:

İnsan vücudunda ortalama ne kadar hücre bulunur dersiniz? Kimileri 70- 80, kimileri de 100 trilyon hücreden söz ediyor.

Cüzi miktarda hücrelerimiz isyan ettiler, darbe teşebbüsünde bulundular. Darbeden, yukarıda da belirttiğim gibi önceden haberim oldu. İhmal etmedim. Paniklemedim de. Doğrusu aile bireylerim biraz korktular. Bu isyankârlar öncekilere benzemiyordu. Anlayacağınız öncesi de var bu durumun. 15 yıl önce de bir operasyon geçirmiştim. İsyancılar zaman zaman kıpırdadılarsa da hemen kontrol altına alındılar. Başka yere atlamalarına müsaade edilmedi. Bu kez, bazı isyancılar başka yerlere,  stratejik noktalara atlayıverdi.

İsyancılar, sağ şakağımın öyle bir yerinde üs kurdular ki sormayın. Göze, kaşa, başa, kulağa, şuraya buraya giden sinirlerin tam üstünde pusu kurdular. Ta kılcal damarlara kadar sızma teşebbüsünde bulundular. Dicle Hanım, sağ olsun lenf bezlerine ulaşırlarsa kontrolü kaybetmekten söz etmeye başladı. Tabii, çocuklarım benden çok üzüldüler.

Ben rahmetli eşimin 7 ameliyatında da bulunmuş biri olarak gayet soğukkanlıydım. Soğukkanlılığımı ameliyat esnasında muhafaza ettim, şimdi de muhafaza ediyorum. Sözün burasında yanımda bulunan oğullarım Fuat ve Ahmet, öyle dediğimiz gibi olmadığımı hatta biraz sinirlendiğimi söyleyebilirler.

Her şeyde bir hayır vardır, derler ya doğru olsa gerek. Bu sinirlenmem de işe yaradı doğrusu. Nasıl mı? Benim tansiyonum normalde düşük olur. Kuzu gibiyimdir. Sinirlenince tansiyon yükseldi. Ameliyat masasında ölçtüler, 12. 22 doktorlar “süper” dediler. Hiç böyle ummuyorlardı. Hatta doktor hanım tansiyon 17.00’nin üzerine çıkarsa operasyonu erteleyebiliriz demişti.

Öperasyon esnasında kaşını kaldır, gözünü oynat vb. direktifler veriyordu doktor. Nasıl olduğumu da soruyordu. Anlayacağınız kontrollü operasyon yapıldı.

Doktor, operasyonun iyi geçtiğini belirterek çocukları rahatlattı. Çok geçmeden beni de servise aldılar.

Tıbbı terimleri bilmediğim için  kelimeleri yanlış kullanıyor olabilirim; onun için Epikrizi kâğıdından ne yapıldığını yazalım:

“Lokal anest altında uygun saha tem.ni takiben sağ zygomatik ark üzerindeki ülsere tm lezyon eksize edidli oluşan defekt, primer sütüre edildi.”  Anlayacağımız büyümekte olan isyancı hücreleri kesip aldılar. Tutuklu hücreler patolojiye gönderildi. Bir ay sürmez rapor hazırlanabilir. Bazı bilgileri, karartmadan açıkça rapor ederlerse iyi olacak. Öyle ki ben tek tek hücrelerle değil isyancıların zihniyeti ile mücadele edebileyim.

Doğrusu böyle operasyonları duyurmaktan yana değilim ben. Ama nasıl olduysa büyük oğlum Fuat duyurdu. Bunun üzerine sağ olsunlar birçok dostumuz, sevenimiz telefonla aradı, yazılı olarak geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Ben ilk gün ne telefonla konuşabildim, ne de yazılı cevap verebildim. Yukarıda söyledim ya isyancıların üssü sağ şakağımdan operasyon oldum. Omuzumdaki kuvvetler de hazırlanmıştı. Gerekirse omuzumdan parça alınıp yama yapılacaktı. Ama gerekmedi şimdilik. Ağzımı açınca doğrusu yüzüm acıyordu. Onun için ilk gün konuşamadım. Daha sonra telefonla teşekkürlerimi bildirdim.
         Şimdi de, açık olarak tüm dostlara teşekkürlerimi bildiriyorum:
         Sağ olun, var olun.  Dert görmeyin.
          Hayırlı günler dileğiyle…

         Sabahattin Gencal, Hamidiye-Çekmeköy_İstanbul




HALK İÇİNDE MUTEBER
BİR NESNE YOK DEVLET GİBİ
 
Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi.

Halkın gözünde devlet (iktidâr) gibi değerli bir şey yok.
Halbuki şu dünyada bir nefes sıhhat gibi devlet (güç) olamaz.

Saltanat didükleri ancak cihân gavgasıdur
Olmaya baht ü saâdet dünyede vahdet gibi.

Saltanat dedikleri sadece bir dünya kavgasıdır.
Dünyada Allaha yakınlık  gibi büyük saâdet ve baht açıklığı olamaz.

Ko bu ayş ü işreti çünkim fenâdur âkıbet
Yâr-ı bâkî ister isen olmaya tâat gibi.

Bu eğlenceyi yeme içmeyi bırak, sonu kötüdür.
Eğer ebedî bir sevgili istiyorsan ibâdet gibisi yoktur.

Olsa kumlar sağışınca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu şîşe-i çerh içre bir saât gibi.

Ömrün, kumlar sayısınca sınırsız ve hesapsız olsa bile,
Bu feleğin fanusunda ( çıtasında) bir saât gibi bile gelmez.

Ger huzûr etmek dilersen ey Muhibbî fâriğ ol
Olmaya vahdet cihânda kûşe-i uzlet gibi.

Ey Muhibbî, eğer huzur içinde olmak istersen, ferâgat sâhibi ol (vazgeç)
Dünyada yalnızlık köşesine çekilmek gibi Allaha yakınlaşma olamaz.

     "Muhibbi"
  ( 1494 - 1566 )






http://www.siirparki.com/muhibbi5.html