15 Eylül 2013 Pazar

Geçmiş Zaman Olur ki Hayali Cihan Değer

                                                                     
        Değerli ağabeyim, dostum, meslektaşım, kayınbiraderim, teyzemin oğlu, akrabam Selahattin Gencal 01 Temmuz 2013’te ebediyete intikal etti. Nur içinde yatsın. Kendisini hiç unutamıyoruz. Öyleki O’nu görüyor gibiyim. Nasıl mı görüyorum?
        Hacı Amcamız rahmetli Abdullah Gencal’ın sık sık kullandığı bir söz vardı: “Duvara dayandık.” Yani artık ölümümüz yaklaştı. Selahattin Ağabey de bir yıl kadar önce bu sözü söyledi bana. O zaman duvarı bayağı duvar olarak kabul ediyordum  ki aslında öyledir de. Ahretten bir haber yok, bir görüntü yok. Ancak ağabeyimizin ölümünden sonra o duvar sanki bir voleybol ağı gibi oldu. Ağın bir tarafında sevgili ağabeyimiz, bir tarafında ben. Onu hareket halinde de görüyorum, rahmeti diğer ölülerimizle beraber de görüyorum. Duvar için demir kapı benzetmesini kullanmadım, voleybol ağı daha yumuşak, daha uygun geldi.
        Bendeki bu hali açıklayabilecek durumda değilim. Bu konularda bilgim yok. Sırası gelmişken bir ara not daha yazayım: 1986’da İzmit’in Bahçecik kasabasında çalışırken bir ara İstanbulda’ki Selâhattin Ağabeyi gördüm. Yengem (Selahattin Ağabey’in eşi) “Böyle durumları anlatırsan bu özelliği kaybedersin.”dedi. dediği gibi de oldu…
        Bu durumları geçelim. Selahattin Ağabeyle beraber yaşadığımız günler bir film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden. Hepsi birbirinden güzel, hepsi, anılmaya değer, dersler çıkarılmaya değer anılar. Onca yıl beraberken fotoğraf çektirmedik mi? Eskiden böylesine teknik ilerlememişti; ama son yıllarda olsun çektirmeli değil miydik.
        Ölümünden az önce Berat Kandilini kutlamak için Üsküdar’daki evine gitmiştik. Fotoğraf makinesini yanımda götürmüştüm. Ama makineyi hiç çıkarmadım. Çok hastaydı. Fotoğraf çektirme işi moralini tamamen bozabilirdi…
        Bugün torunum Fatmanur albümünü, bu arada Selâhattin Ağabeyle çektiğimiz fotoğrafı gösterdi bize. Eşim de ben de oturup ağladık.
        15. 03. 1992 tarihinde (İstanbul’dan Bursa’ya giderken veya İstanbul’a dönerken) Marmara Denizinde işleyen vapurda çekilen bu fotoğrafa bakıp bakıp “Öyle anlar olur ki hayali Cihan değer.” diyorum ve ağabeyimizi rahmetle anıyorum.

Bu arada ek bilgi olarak  söz ve müziği Necip Celal Andel'e ait bir şarkıyı hatırlatıyorum.

Geçmiş zaman olur ki
Hayali cihan değer
Bir an acı duyar insan belki
 Sevmişse biraz eğer
Anlar ki geçenlerin
Rüyaymış hepsi meğer
Rüya olsa bile o günlerin
Hayali cihan değer...

 

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    1 Temmuz 2013 tarihinde Hakk'a uğurladığınız Sevgili kayınbiraderiniz Selahattin beyi sık sık hatırlamanız gayet doğaldır. Cenab-ı Hakk'tan Selahattin ağabeyinize rahmetiyle muamele eylemesini ve sizlere de sabr-ı cemil ihsan eylemesini niyaz ederim.

    İnsanın sevdiği birini kaybetmesi gerçekten çok zor. Cenab-ı Hakk'tan kendiniz için sabır, mevta için de rahmet dilemekten başka bir şey gelmez elinizden. Ancak onu hep iyi hatıraları içerisinde rahmetle minnetle ve şükranla anmak gerekir.

    Her nefsin ölümü tadacağı muhakkak. Ancak Cenab-ı Allah'tan ömrün de ölümün de hayırlısını talep edelim. Dönüş şüphesiz O'nadır. Din Günü'nün sahibi de O'dur.

    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve sabır dilekleriniz için teşekkür ederim.
      Ölüm ve din günüyle ilgili tamamlayıcı bigi vermeniz için de ayrıca teşekkür ederim. Allahtan ömrün de ölümün de hayırlısını dileriz.
      Selam ve iyi gün dileklerimi iletirim.

      Sil